Tokmakla oluşan sanat

  • Yemekleri, tatlıları, isotu ve Balıklıgöl’üyle meşhur Riha’da artık görünmez olan bir değer de bakır işlemeleridir. Yok olmayla karşı karşıya olan bakır işlemeciliğinin son ustaları da ekonomik zorluklarla boğuşuyor. Çünkü artık bu sanat para etmiyor.  

NİHAL BAYRAM-RIZA AYDOĞDU/RIHA

Bakır işlemek ve ustası olmak zorlu ve meşakkatli bir yoldan geçiyor. Yılları alan eğitimin ardından bakır sanatla buluşuyor. Rihalı Selahattin Çalışır 1996 yılından bu yana bu mesleği yapıyor. 5 yaşında mesleğe başlamış. Ailenin 4. nesil bakır ustası. 200 yıllık bir geçmişi var ailesinin Riha’da. Aslen Suriye kökenliler.

Selahattin usta, ”Bu iş yetenek ve kapasite meselesidir. Eskilerde bakır, mutfaklarda araç ve gereç olarak kullanılırdı. Çok pratik kullanımı vardı. Şimdi ise süse dönüştü. Bir duvar süsü, bir çay tepsisi, bir kahve fincanı, bir çaydanlık olarak işleniyor. Yani süs eşyası olmuş” diyerek, bakır sanatının günlük kullanımdan çıktığını ifade ediyor.

Sanatın bir dili var

Bakır işlemelerin motiflerinin zorluğunu anlatarak, motiflerin ustaların el becerisiyle farklılaştığını ifade eden Selahattin usta, ”Bu seneleri alıyor, yetişmek gerek, yavaş yavaş ustası oluyorsun. Bunu herkes yapamaz. Ve yapan her ustanın eli değişiktir. Belki 15, belki 20 yıllık ustalar var, elleri değişik. Yani vuruşları, motifleri farklı olabiliyor” diyor.

Bakır motiflerini kimi zaman evrensel motiflerden seçen usta bunların bazılarının ise bereket, yağmur, zenginlik vb. şeklinde simgeler olduğuna dikkat çekiyor. İnsanların bunları anlamlarından çok süs olarak evlerine asmakla yetindiğini ifade eden Selahattin usta; ”Sanatın bir dili vardır. Ve herkes bu dili konuşamaz, herkes de okuyamaz. Bilen bilir işte” derken günümüzde bazı ustaların dahi sadece ürünü ortaya çıkardığını ama anlamıyla ilgilenmediğinden yakınıyor.

Geçim sıkıntısı yaşıyorlar

Farklı kentlere yaptıkları el sanatlarını gönderdiklerini ifade eden Selahattin usta, ülkede ekonominin dolara bağlı halde olmasından kaynaklı bakırın kilo fiyatının arttığını ama bunu ürüne yansıttıklarında satış oranının düştüğünü ifade ediyor. El sanatı olarak çok rağbet görmeyen bakır işini krizin de etkilemesiyle geçim sıkıntısı yaşadıklarını ifade eden Selahattin usta, ”Türkiye şartlarında geçim çok zor. Bu meslek tükenmek üzere. Bir usta sabahtan akşama ancak 100 YTL alabiliyor. Bununla iş yürümüyor. Devlet de destek çıkmıyor” diyor.

Devletin sadece kendilerine kültür sanat ürünü olmasından kaynaklı bir kartvizit verdiğine dikkat çeken Selahattin usta, ”En azından bir asgari ücret bağlasınlar ve desinler ki ‘evine ekmek götürsün, mesleği devam etsin’. Ama yok, öyle bir şey yok” diyerek serzenişte bulunuyor.

Mardin ve Riha arasındaki fark

”El sanatı güzel bir meslek. Kendini tanıyorsun. Kendi yeteneklerini tanıyorsun. Göze hitap eden güzel bir eser başarıyorsun. Değerini bilene tabii ki” diyen Selahattin usta, Mardin ile Riha arasındaki bakır işlemeciliğinin farklarını anlatıyor: ”Mardin oyma işidir. Biz ise çakma yapıyoruz. Çakma işlemi biraz daha zor. Mesela oyma işleminde bir yuvarlağı sorunsuz çıkarırsın. Bakır bükülme eğilme yapmaz. Ama çakma işinde tokmakla düzeltiyoruz. Emek biraz daha fazla.”

Arkeolojiye de ilgili olan Selahattin usta, bakır işlemeciliğini severek yapmasına karşın yaşamını bu meslekle sürdürmekte zorlanıyor. Tüm zorluklara karşın geriye kalan son ustalar arasında tokmağıyla bakıra vurmaya devam ediyor.

Yazarın diğer yazıları

    None Found