Topal ve şaşkın ördek!

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde halk Erdoğan diktasına açıkça dur dedi, git dedi. Erdoğan şaibeli bir YSK kararıyla İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal ettirip yeniletti ama hezimete uğradı. Halkın tokadı tarihe geçecek bir ibret dersi oldu. Yüzde birin altında ve otuz bin civarında olan fark yüzde ona ve oy sayısı 800 bine çıktı. Şimdi Erdoğan ve şürekası aslında kazandıklarını, halkın kendilerini uyardığını vb. saçmalıklarla avunmaya ve halkı bir daha kandırıp diktalarını sürdürmeye çalışıyor. Hiçbir demokratik rejimde böyle bir seçim yenilgisine uğrayan bir kişi ve parti iktidarda kalamaz.

Aslında Erdoğan diktası 7 Haziran 2015 seçimlerinde resmen kaybetmişti. Ama Erdoğan bu seçimi yok sayıp korsan seçimlere gitti. O günden beri yapılan hiçbir seçimi ve referandumu kazanabilmiş değildir. Ama YSK + AA marifetiyle ve emrindeki medya çığırtkanlarıyla kazandığını ilan etmiştir. O günden beri gayri meşru dikta iktidarını sürdürebilmek için tutuklama ve katliamlar, işgaller dahil her yola başvurmuştur. Son seçimlerde de başına geleceği tahmin ederek kaçınılmaz sonunu geciktirmek için her yola başvurmuştur. Kaybettiği seçimleri usulsüz biçimde yenileterek, elindeki devlet olanaklarını tepe tepe kullanarak, her türlü usulsüzlükle gene kazandığını ilan etmeye hazırlanmıştır. Bir beka palavrası çıkarıp halka korku vermeye, muhalifleri hainlikle ajanlıkla suçlamaya başlamıştır. Halkı iyice kışkırtıp kamplaştırarak, Rojava ve Başur’a yönelik işgal girişimlerini, savaşı canlı tutarak oylarını korumak ve arttırmak çabasına girmiştir.

Ama halk bütün bu oyunlara hayır diyerek diktatörlüğe boyun eğmemiş ve iradesini ortaya koyup savunmuştur. Şimdi Erdoğan her türlü oyunla gene diktasının sürdürmek telaşı içindedir. Türk sağı sadece seçimleri kazanırsa sandığa “saygılı”dır. Kaybetmişse geçersiz kılmak için her şeyi yapar. Seçim barajları yetmezse her türlü dalavere ile iktidarını sürdürmek için kazanmış görünmek yeter. Ama artık imam kabak yemedi, yemeyecek.

Bu yenilgi sadece bir seçim yenilgisi değildir. Faşist diktatörlüğün topyekün yenilgisidir. Din-iman-ahlak-türban yalanlarıyla halkın tepesine binen soyguncu “siyasi İslam”ın iflası ve çöküşüdür. Erdoğan şefliğindeki tek tekçi koro seçime giderken her türlü iftira, suçlama, hakaret ve tehditlerle saldırmıştır. Halk bütün bunlara da hayır demiştir.

Ne yani, şimdi İstanbul’u Yunan mı kazandı? İstanbul belediyesi Atina’ya mı bağlanacak?

Belediye faturalarını tahsil etmeye HPG-YPG mi gelecek?

Herhalde halkı parçalayıp birbirine düşman etmek isteyen kışkırtıcı-hırsız faşistlere memleketin yönetimi teslim edilemez.

Seçim döneminden önce zindanlarda başlayan direnişle yeni bir dönemin açıldığını söylemiştik. Bu direnişler tecridi parçalayıp bir dönemi kapattı ve yeni bir dönem açıldı. Seçimler de bunun bir göstergesi oldu.

Erdoğan’ın “Bilmiyorum, haberim yok, onaylamıyorum” diyerek yarıda terk ettiği diyalog süreci halk içinde yüzde yetmişe yakın destek bulmuştu.

İstanbul seçimlerinde halk açık bir farkla AKP-MHP diktasına karşı İmamoğlu’na oy verdi. Açık ki bu sadece bir kişinin veya bir partinin değil demokrasi isteyen tüm halkın başarısıdır.

Gerçekten bu kabadayı taslaklarının bir oyluk canları varmış.

AKP-MHP çevreleri istedikleri kadar “Bu bir yerel seçimdir, merkezi iktidarı etkilemez” diye avunsunlar. Amerikan sisteminden aldığı bir tabirle HDP’li ve tüm muhalif belediyelerin topal ördek olacağını iddia ederek halkı tehdit eden Erdoğan, şimdi kendisi topal ve şaşkın bir ördek olmuştur.

Seçimlere giderken “Seçimleri kazanmaktan çok sonrasına hazırlanalım” demiştik. Şimdi o aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Halkın verdiği oylara sahip çıkılır ve gereği yerine getirilirse demokratikleşme ve diyalog süreci hızla ilerleyecektir.

Demokrasi ve özgürlük ne sadece bir seçimle ne de bir kaç direnişle kazanılabilir. Bunun için halkın sınırsız ve sürekli bir mücadele süreci gereklidir.

Erdoğan halkın belediyelerini kuşatarak, bütün yetkileri merkezde toplayarak onları topal ördek haline getirmek istiyor.

Demokratik halk hareketi ise eğitim-kültür, sağlık, yerel ekonomik yatırımlar, güvenlik gibi merkezi yetkilerin çoğunun belediyelere devrini, kayyımların derhal gönderilip zindanlardaki politikacıların özgürlüğünü isteyerek, merkezi yönetimin kuşatılmasını hedefleyerek Erdoğan’ı topal ördek haline getirmelidir.

Erdoğan ya saraya hapsolmuş bir topal ördek olacak ya da çekip gidecektir. Çünkü o halkın iradesini temsil etmiyor. O halkların iradesini gasp etmeye kalkışan bir demokrasi düşmanıdır. Son İstanbul seçimleri bunun en açık göstergesi olmuştur.

Yazarın diğer yazıları