Topyekün savaşa dönüş!..

Kürdistan, bir kere daha, kini keskin, zekası kıt, vicdanı kör cehaletin topyekün kıyıcılığı çarprazında…

AKP, seçimle kaybettiği yetkiyi çalıp, gaspla elde ettiği görevle, Kürtlere topyekün savaş ilan etmiştir. Bir kaç günden beri, kan görme güdülerini doyurma hırsıyla Kürdistan’ın üç parçasına karadan ve havadan saldırıyor.

Kuzeyde, Nazi usulü fişleme ve işaret koymanın izinde, insan avı amaçlı baskına çıkarken, artık nefret ettikleri hak ve hukuktan bahsetme gereğini duymuyorlar. İnsani değerlere düşmanlık maskesi düşmüş, suratları görünmüş, gerisin geri kapatmak mümkün değil çünkü.

Kürt halkı terör devletinin elinde rehine. Yüzlerce kişi tutuklandı. Direnç gösteren gençler ve çocuklar kurşunlandı. Katiller belli, ama öldürülmüşlerin üstüne, “faili meçhul” şalı çekildi.

Kürdistan’ın yalnız insanları değil dağı, taşı, ağacı da düşman… Baskına uğramış toprakların ormanları, tek kalmış ağacı, ekin tarlaları, üzüm bağları, meyve bahçeleri, yabani kuşu, kelebeği, tilkisi de düşmandı. Düşmana yangın bombalarıyla saldırıyor, bağını, bahçesini, kıyısında, ya da iç içe yaşadığı ormanı, yanarak koşan yaban hayvanını söndürmeye kalkışan insanlar, namlu tehdidiyle durduruluyorlardı. Kürdistan’da resmen ilan edilmemiş, ama fiili olarak uygulanan Olağanüstü Hal kanunu ile 1990’lara dönüştür, bu. Medya sansürü ile haber alma hakkının kısıtlanması, her türlü eziyet, işkence, tutuklamalar…

IŞİD, Kürtleri İslami sloganlarla kesip bedenlerini çöl kurtlarına, sinek, böceklere yem ediyordu. AKP, Kürtlerin vergileriyle bu dünyada cennetti yaşıyor, öldürdüklerini yabana atamıyor, ama yakınlarının ceza töreni düzenlemelerini yasaklıyordu. 

Londra’da yayımlanan Times gazetesinin yazdığına göre, iktidar gaspçısı AKP’nin Kürtlere savaş açmasının nedenlerinden biri de IŞİD’e yardım ve yataklıktı.

Eldeki veriler, gazetenin tesbitini doğruluyordu. TC, gerçekten hala IŞİD terörüne yardım ve yataklık ediyor muydu, bilemiyorum. Ama gece yarısı baskına çıktığında ilkin Kandil dağ silsilesini bombalayarak, Rojava’ya giden yardım yollarını kestiği doğruydu. Dünya medyası, TC’nin dün de, PYD mevzilerini bombaladığını haber veriyordu. 

Bu durumda, TC’nin “IŞİD’e savaş açtım” sözü, birçok kurnazlığa kapaktı. Çünkü, korsanlık ama TC, IŞİD’in petrol ve öteki soygun mallarını satın alan başlıca pazardı. Belgeleri Amerika’nın elindeydi. Bir söylentiye göre Erdoğan rejimi, bu belgelerle Uluslararası Suçlar Mahkemesini boylayacağını anlayınca, kendini kurtarma pazarında IŞİD’e savaş açmıştı. 

Erdoğan-Davutoğlu iklisinin, IŞİD’i gösterip Rojava’yı vurma kurnazlığını dünya yutar mı bilemiyorum, ama TC, İkinci Dünya Savaşı bitiminde de bu kurnazlıkla saf değiştirmiş, bununla Amerika’dan yardım bile almıştı. İkili kurnazlık dans figürlerini kıvırta dursun, bu saldırılarla, Kürt hareketini bitirme tezi, AKP zekası ile “Türk’e Türk propagandası”dır.

Kandil dağında hedef tutturmanın karmaşıklığı bir yana, birazcık aklı, mantığı olan, en azından Che’nin gerilla günlüklerini okuyan herkes bilir ki, gerillanın kışlası yoktur. Yatağı sırtında, her kayalık, kanyon, çalılık ya da ormanlık yatakhanesidir, onun…

O nedenle “vurduk, imha ettik, bitirdik” yaygarası, 30 yıllık palavranın tekrarıdır.

Manzaranın tesbiti böyle. Genel olarak, AKP eliyle başlatılan son topyekün savaş hamlesi Kürtlerden fazla bir şey götürmeyecektir. Geride kalan yaşanmışlıklar kadar can acıtıcı da olmayacaktır. Çünkü Kürtler daha hazırlıklı ve olmadığı kadar örgütlüdür, artık…

Bu açıdan, Kürtlerin daha da kindarlaştığı, yaşanmışlıkların gölgesinde, gözlerini uzak ufuklara dikip, ayrılan nihai yolları gözetleyen yepyeni bir savaş süreci söz konusudur.

Çünkü süreç dedikleri kocaman bir yalan çıktı. Gerçek niyetleriyle dolandırıcılığa çıkmışlardı. Aldatmaca oyunu oynadıkları açıktan açığa yüzlerine vurulunda “pal” attılar. Erdoğan’ın, suçüstü yakalanmış sabıkalı edasıyla “Kürt sorunu yoktur” demesi bundandır. Daha sonra, kendi onayı ile kabul edilmiş mutabakat için “kabul etmiyorum” demesi de, suçlunun kendini savunma güdüsüdür.

Kürt tarafı, hilebazları hile başında yakalayınca, silaha sarıldılar.

Bundan sonra savaş nasıl gelişir bilemiyorum. Gerilla henüz karşılık vermedi. Ancak, artık savaş taktiklerinin de eskisi gibi olmayacağı gerçektir.  Savaş yeni dönemde Türk kesimlerine (batıya) taşınıp, orada mı geliştirilecek, yoksa eskisi gibi Kürdistan’da hapsedilip, zararı yine Kürtlere mı ödetilenecek belli değil…

Ama, “kardeşlik” kavramının, hilekarlar ağzında kirlendiği de gerçektir. 90 yıllık değişmeyen gerçek niyetin, kemikleşmiş kindarla “yer yüzündeki bütün Kürtler düşmandır” temeli olduğu bir kere daha ortaya çıktı.

Topyekün savaşın nedenlerinden biri, Kürt hareketini legal siyasetin dışın atıp intikam almak, bu arada ortada kalan oylarının bir kısmını devşirmektir.

Ha amaçlarına ulaşacaklar mı? Erdoğan, seçimleri, dolaysıyla parlamentoyu feshettiğini açıklarsa belki…

Aksi halde imkansıza talim etmektir, manevraları…

Yazarın diğer yazıları