Tornadoların hedefi İran olmasın

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Mayıs başında “acil işler” nedeniyle son dakika iptal edip, yerine Bağdat’a uçtuğu Almanya ziyaretini geçtiğimiz günlerde nihayet gerçekleştirdi. Alman başbakanı ve dışişleri bakanı ile görüşmesinden sonra en çok yankı bulan husus, Alman ordusunun Kuzey Suriye’de oluşturulacak olası bir ‘güvenli bölge’de yerini alması oldu.

ABD bu konuda daha önce de Avrupa devletlerine, pek de diplomatik olmayan bir dille çağrıda bulunmuştu. Savunma Bakanları ayrıca Şubat ayında Münih’te yapılan NATO Güvenlik Konferansı’nda, aralarında Almanya’nın da bulunduğu bazı devletlerden tampon bölgesinin inşasını üstlenmelerini ve bunun için kara gücü göndermelerini istedi. Alman dışişleri ve savunma bakanları da Nisan ayında gittikleri Washington’da bu konuyu ABD’li yetkililerle görüştüler.

Öncelikle şunu hatırlatalım: Almanya, Uluslararası DAİŞ’le Mücadele Koalisyonu adı altında, daha doğrusu NATO kapsamında zaten Kuzey Suriye semalarında Tornado jetlerini uçuruyor. Federal Meclisin Kasım 2016’da “Suriye’nin üzerindeki hava sahasının denetimi için” aldığı karar doğrultusunda Alman ordusu bölgede 7/24 keşif uçuşları gerçekleştiriyor. Daha önce İncirlik’ten kalkan Alman Tornadolar Türkiye ile yaşanan krizden sonra Ürdün’e kaydırıldı. Almanların sağladığı istihbarat doğrultusunda koalisyon uçakları DAİŞ hedeflerini vuruyordu.

DAİŞ’in alan hakimiyetinin de sona erdirilmiş olmasından ötürü Federal Parlamento tarafından Alman ordusuna sağlanan tezkerenin 31 Ekim 2019’dan sonra uzatılması beklenmiyordu.

Ancak Pompeo’nun Merkel ile görüşmesinden sonra hükümetten söz konusu tezkerenin ‘uyarlanıp’ uzatılabileceği kaydedildi. Ancak bu kez keşif uçaklarının hedefinde DAİŞ hareketliliği değil de, Türkiye ve Suriye devletleri olacakmış. Çünkü resmi açıklamalara göre bu şekilde Kuzey Suriye’deki Kürt nüfusu hem Türk hem de Suriye devletinin saldırılarından korunması amaçlanıyormuş. Söylenen bu.

Kulağa ilk etapta belki hoş geliyordur. Ancak işin içinde bir takım sorunlar var. Birincisi, Alman Tornado uçakları son 4 buçuk yıldır NATO’nun Havadan Erken Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) kapsamında kaldırılıyor. Hem savunma hem de saldırı hava harekatlarında kullanılan bu sistem kapsamında sağlanan istihbarat bilgileri, koalisyondaki bütün NATO ortaklarının erişimine açık. Alman hükümeti inkar etse de Türk devletinin Rojava’ya yönelik saldırılarında bu istihbarattan faydalandığı şüphesi giderilmiş değil. Hatta bir dönem TC’nin bu bilgileri, yani QSD güçlerinin konumuyla ilgili bilgileri DAİŞ’e verdiği iddiaları da yükseltildi.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye ile NATO kapsamında en derin ilişkilere sahip olan Almanya’nın Kuzey Suriye’de Kürtlere yönelik olası Türk devlet saldırılarını önlemek için keşif uçuşları gerçekleştirmesi ne kadar inandırıcı olabilir ki? Bundan ziyade Kürtlerin hareketliliği ile ilgili sağladığı bilgileri Türkiye’ye vermesi bana daha inandırıcı gelir.

Peki öyleyse esas mesele nedir? Alman Tornado donanması avcı bombardımanı uçağı IDS ve TORNADO ECR (Elektronik Muhabere ve Keşif) modellerinden oluşuyor. ECR’nin temel özelliklerinden biri, radar istasyonları ve radar güdümlü hava savunma sistemlerinin yerinin saptanması, tespiti ve etkisizleştirilmesidir. Peki Batı devletleri açısından Suriye’de (ve çevresinde) en çok kimin askeri radar sistemi sıkıntı yaratıyor?

Benim aklımda en çok İran geliyor. Dolayısıyla Kürtleri ne TC’den ne de Suriye rejiminden koruma amacı gütmediği gün gibi ortada olan ‘güvenli bölge’ argümanı üzerinden esas hedeflenen İran olmasın? Bence hiç de zayıf bir ihtimal değil.

Yazarın diğer yazıları