Trans tutsak Buse hastaneye kaldırıldı

BİRCAN DEĞİRMENCİ / İSTANBUL

Tekirdağ F Tipi Cezaevinde bulunan trans kadın Buse Aydın, cinsiyet uyumu ameliyatı Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilmeyince cinsel organını keserek durumu protesto etti.

Müebbet hapse mahkum, 24 yıldır yıldır cezaevinde olan PKK hükümlüsü Buse Aydın, yıllardır cezaevinde uğradığı ayrımcılık ve şiddete karşı mücadele veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti Medeni Kanunu’nun 40. Maddesi gereği, cinsiyet değiştirmek isteyen kişi mahkemeye başvurur ve mahkeme kendisini tam donanımlı devlet hastanesine sevk ederek alınan fiziksel ve psikolojik raporlar doğrultusunda cinsiyet değişikliğine izin verir.

Buse Aydın’ın avukatı Eren Keskin, Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nden Buse’nin cinsiyet değiştirerek kadın kimliği alabilmesi için bir karar alır ve bu karar kesinleşir. Kesinleşmiş bu karara rağmen Adalet Bakanlığı Buse Aydın’ın ameliyat olmasını engellemek adına Buse’yi resmi bilirkişilik kurumu olan Adli Tıp’a sevk etmiş, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu Buse için “cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından uygun olduğunu, ancak bu tür ameliyatların acil ameliyatlar sınıfından olmadığını“ belirten bir rapor düzenliyor. Oysa ki Buse Aydın’ın daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden, ”cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğu”na ilişkin raporu vardır.    

Bütün şartları yerine getirmesine rağmen önce Adalet Bakanlığı’nın ardından Sağlık Bakanlığı’nın bu ameliyatın hayati  olmadığını belirtmesi üzerine Buse Aydın kendi bedenine zarar verdi. Hastaneye kaldırılan Aydın, şu anda Metris Cezaevi Rehabilitasyon Merkezi’nde tutuluyor.

Eşitlik ilkesi ihlal ediliyor

Buse’nin arkadaşları ve avukatı Eren Keskin, İHD İstanbul Şubesi’nde Buse’nin son durumuna ilişkin basın açıklaması yaptı. Av. Keskin, “Mahkeme, bu ameliyatı olması yönünde bir sakınca olmadığına karar verdi. Ancak Buse hem bir hükümlü, hem de bir siyasi hükümlü. PKK davasından yargılanarak ceza almış. Önce Adalet Bakanlığı engelledi bu ameliyatı. Bakanlık raporla yetinmedi ve bu ameliyatın zorunlu, hayati önemde olup olmadığına yönelik rapor istedi. Buse, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden böyle bir rapor daha aldı. Bu rapora rağmen bu kez Sağlık Bakanlığı bu ameliyatın hayati önemde olmadığını ve isterse kendisinin bu ameliyatı yaptırabileceğini söyledi. Buse 47 yaşında. Anayasa’nın kanun önündeki eşitlik ilkesinden açıkça yararlandırılmıyor” dedi.

Uluslararası sözleşmeler çiğneniyor

Cezaevlerinde bulunan bazı adli trans kadınların bu uyum ameliyatını gerçekleştirebildiklerini anımsatan Keskin, “Ancak Buse’ninki engelleniyor. Bunun hiçbir hukuki dayanağı yok. Türkiye’nin altına imza attığı son derece önemli bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi, bu sözleşmeyi imzalayan tüm devletlere toplumsal cinsiyetçi bakış açısının değiştirilmesi görevini yüklüyor. Yine Avrupa Konseyi’nin bu konuda almış olduğu kararlar var. Türkiye bir Avrupa Konseyi ülkesi. Ama Türkiye devleti hem kendi hukukuna aykırı davranıyor hem de altına imza atığı uluslararası sözleşmelere uymuyor. Buse defalarca açlık grevine ve ölüm orucuna yattı. Belki dışarıdaki mücadeleye inandığı için buna ara verdi. Son aldığımız bilgiye göre de kendi bedenine zarar verdi. Şu anda Metris Cezaevi Rehabilitasyon Merkezi’nde. Biz Buse’nin acilen uyum ameliyatının yapılmasını istiyoruz. Çünkü Busenin hayatı söz konusu” dedi. Keskin ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın işlemi üzerine İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma kararı için dava açtıklarını aktardı.

Güvenlik gerekçesiyle tecritte

Arkadaşları adına açıklama yapan Derya Özata, Buse’nin maruz kaldığı durumun trans kadınların hem hapishanelerde hem de toplumsal yaşamda maruz bırakıldığı şiddetin ilk örneği olmadığını belirterek, “Adalet Bakanlığı tarafından aylardır uzatılan bu süreç  güvenliklerini sağlanması gerekirken güvenlik gerekçesiyle tecrit koşullarında tutulan trans kadınlara yönelik bütünlüklü bir şiddet politikasına karşı ses çıkartmak gerekiyor” dedi. Hapishanedeki transfobi ve tecrit koşullarının transların psikolojik ve bedensel bütünlüklerini tehdit etmekte ve zarar vermekte olduğunu söyleyen Özata, geçtiğimiz yıl cezaevlerindeki şiddeti ve ayrımcılığı duyurmak amacıyla çeşitli eylemler yapmak zorunda kalan Diren Coşkun ve Esra Arıkan’ı anımsattı.

Bedenindeki hapishaneden kurtulmak için

Özata, “Buse de bedene uyum süreci için uğraştığı 6 yılda cezaevinde ayrımcılığa maruz bırakıldı. Buse 24 yıldır hapishanede. Bizler Buse yaşasın istiyoruz. Buse’nin yıllardır direndiği bu işkenceye bedensel ve psikolojik gücünün kalmadığını görüyoruz. Buse’nin ameliyat sürecinin bir kez daha sekteye uğratılarak ölüme sürüklenmemesini istiyoruz. Buse, Adalet Bakanlığı’nın keyfi bir tutumla hakkını gasp etmesine tepki olarak bedenindeki hapishaneden kurtulmak için cinsel organını keserek bir eylem gerçekleştirdi. Buse hastaneye kaldırıldı. Şu anda durumu daha iyi” dedi.

Dayanışma ağı oluşturacağız

“Buse’nin yaşayabilmesi için bedenindeki hapishaneden de kurtulması için dayanışmaya ve güce ihtiyacı var” diyen Özata, tüm LGBT+’ları ve LGBT fobi karşıtlarını dayanışmaya çağırdı. Özata söylerini şöyle tamamladı: “Buse’nin yaşadığı süreç ilk değil, hapishanede daha fazla trans kadının kötü muameleye maruz kalmaması için mücadelemiz devam edecek. Buse’den ve diğer trans kadınlardan kamuoyunun haberdar olması için çağrımızı yaygınlaştıracağız. Süreci twitterdan ‘Buse Yaşasın’ hesabı üzerinden takip edebilirsiniz.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found