Trump farkı

İngiltere Gündemi

Amerika Başkanı Donald Trump ile yakınlaşan politikaları yüzünden iyice eleştiri alan İngiltere Başbakanı May, bu hafta Avrupa Birliği’nin önemli üye liderlerinden olan Fransa Başbakanı Bernard Cazeneuve ile görüştü. Birbirlerini iyi tanırlar çünkü ikisi de Başbakan olmadan önce ülkelerinin İçişleri bakanlarıydılar. 

May basın açıklamasında sözlerini yineledi. ‘Avrupa’dan değil Avrupa Birliği’nden ayrılıyoruz’ diye açıklama yapıp durdu yine, ama pek bir işe yaramıyor. May’in AB’den ayrılıp sadece istediği anlaşmaları muhafaza etmek istediğini herkes biliyor ve Avrupa liderleri buna zinhar karşı çıkıyor. May, ortak pazarda kalmaktan da vazgeçti çünkü ortak pazarda kalmak demek Avrupalıların İngiltere’ye gelebilmesi demek ki bunu zaten hiç istemiyor. Ama aklında daha kapsamlı bir serbest pazar anlaşması var. Bu yüzden de eski meslektaşı Fransa Başbakanı ile Londra’da bu hafta yakın bir diyalog kurmak istedi. Serbest pazar karşılığında İngiltere Avrupa’ya ne sunacak peki? Sadece alış ve verişe dayalı bir ilişki.

İngiltere Fransa’nın beşinci büyük ihracat ülkesi ve senede 50 milyar Euro’luk mal ihraç ediliyor. Fransa’da olan İngiliz şirketler 230 bin kişiye iş imkanı sunarken, İngiltere’deki Fransız şirketlerde 370 bin kişi çalışıyor. Yani Fransa, İngiltere için önemli bir müttefik ülke. May açık açık Fransız halkının İngiltere’ye her zaman gelebileceğinin vurgusunu yaptı. Bu açıklama May’in her Avrupa ülkesine karşı farklı bir politika izleyeceği anlamına geliyor ki istemediği ülkeler arasında Doğu Avrupa ülkeleri olacağına kesin gözle bakabiliriz. Polonya ve Bulgaristan’ın AB’ye katılmalarından beri başlayıp bilhassa Yunanistan’da ekonomik kriz ile hızla artar bir şekilde İngiltere, AB’de yer almaktan ciddi bir rahatsızlık içindeydi. 

Bırakalım May’i Fransa’yı, dinsizin hakkından imansız gelir misali Avrupa’nın yeni düşmanı Donald Trump. Trump sadece Müslüman ülkeler ile değil Avrupa ile didişmeye devam ediyor. Onca protestoyu, eleştiriyi dikkate almadan kampanya sırasında ne söylediyse hepsini teker teker uygulamaya çalışıyor. Bu hafta da NATO ülkelerinin desteğini az bulduğunu dillendirip Avrupa’ya sağlam bir uyarı gönderdi. Üstüne de Amerika desteğini NATO’dan çekmekle tehdit etti. Amerika’nın bütün dünyayı yönettiğini ve birçok ülkenin iç siyasetine kadar karıştığını hep iyi biliyorduk. Bir çoğu aslında Amerika’nın süregelen politikaları ama aleni olmadan yürütülüyordu. Trump ise İsrail’in destekleyip Filistin düşmanlığını saklamıyor. Avrupa’nın da Amerika’ya muhtaç olduğunu yineleyip duruyor. Trump’ın diğer Amerikan başkanlarından farkı kartlarını açık oynaması. İyi ki de açık oynuyor. Bir ilke tanıklık ediyoruz. Trump, gelmiş geçmiş en büyük ve en örgütlü anti-Amerikan sesin ortak bir şekilde çıkmasına sebebiyet veren bir lider konumunda. Yani Trump, faşizmi dayatırken çoğulcu düşünce ve anlayış daha bir güçleniyor. Avrupa’daki siyasi sağ, liberal ve muhafazakar eğilimler halkta böylesi bir ayaklanmayı hiç sağlayamadı. Amerika’daki anti-Trump direnişi uzun vadede Avrupa’daki hegemonik iktidarlara karşı oluşabilecek direniş fitilinin ateşleyicisi olabilir. 

Yazarın diğer yazıları