Trump, Johnson ve Brexit

Donald Trump, Amerika Başkanı olarak seçildiğinde İngilizler bunun Amerika için bir utanç kaynağı olduğunu düşündü. İngilizlere göre Trump, Amerika’nın yüz karası. Ülkeye alınmaması için protestolar yapıldı, İngiliz hükümetinin Amerika’ya yaklaştığı her toplantı ya da görüşme büyük bir tepki topladı. Ama velakin 2 sene sonra İngiltere’nin kendisi Trump gibi bir lideri kendine seçti. Birbirlerinden neredeyse hiç farkı yok. İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın 31 Ekim’de AB’den anlaşmasız çıkma ihtimali herkesi korkuturken Trump’ın Johnson’ı Brexit için biçilmiş kaftan olarak görmesi insanın içini ürpertiyor.

Amerika, İngiltere ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmek istiyor. AB ve onun dayattığı kurallar buna bir şekilde engeldi. Şimdi Trump, bu engeli Johnson ile aşabileceğine inanıyor. Johnson da aynı kafada elbette. İki liderin bu hafta buluştukları toplantı sonrası yaptıkları resmi açıklama bunu daha da iyi gözler önüne sürüyor. İkisi de birbirlerini övdükçe övdü. Çin’i ortak düşman ilan ettiler.

Johnson AB’den çıkış meselesinin 31 Ekim itibariyle tamamen sonlanmasını istiyor. Normalde 3 Eylül’de yaz tatilinin bitip meclisin işbaşı yapma tarihi. O döneme kadar işleri hızlandırmak bir kere daha uzatma yaşamamak için meclise 5 haftalık daha bir tatile sokmak istiyor. Johnson’a göre İngiltere için en iyi anlaşmaya bu 5 hafta içerisinde varılması gerekiyor. Herkes biliyor ki Johnson’ın tavırları ve öngörüsü anlaşmasız çıkmadan yana. İsmi Mr No Deal (Anlaşmasız Bey) olarak iyice yayıldı bile. Bu 5 haftalık meclisin tamamen bu meseleye odaklanması bu durumu değiştirmeyecektir. Anlaşmasız çıkış için halk şimdiden hazırlık yapmaya başladı. Fiyatların artacağı endişesiyle evde kuru yiyecek, temizlik malzemeleri ve ilaç stoklamaya başlamış. Büyük alışverişlerden kaçınıp tatil planlarını değiştirmeye kadar halk sıkı bir yönetime hazırlanıyor yavaştan. Buna rağmen anketler AB’de kalış için çıkışa oranla büyük oranda bir desteği göstermiyor.

Yani şimdi referandum olsa kalmak isteyenlerin oranı yüzde 40, anlaşmasız çıkmak isteyenlerin orası ise yüzde 39. Gerisi için anlaşmalı çıksın diyor. Ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn’in, erken seçimler konusunda bastırması bekleniyor. Oylarının önemli bir kısmını Yeşiller ve Liberal Demokratlara kaptırmışken erken seçimlerden İşçi Partisi’nin bir numaralı parti olarak çıkması nasıl mümkün olabilir? Corbyn, mecliste AB yanlısı ve Johnson karşıtı vekilleri yanına çekip Johnson’a karşı mecliste güvensizlik oylaması yapmak istiyor. Hiç olacak iş mi? Muhafazakarların kendi partilerine sırtlarını döneceği düşünmek çok naifçe. Jeremy Corbyn, AB’de kalma konusundaki isteksiz tavrıyla kendi ayağına bir kurşun sıkmış oldu. Gerçek bu. Corybn’i Başbakan olarak görmeyi gönül istese de İngiltere istemiyor, bunu kabul edelim.

Yazarın diğer yazıları