Trump mektubuyla milyonlarca insanın katledileceğini bildiğini itiraf etmiştir

Cihan EREN

Sömürgeci soykırımcı Erdoğan ve çeteleri kuzey doğu Suriye topraklarında Kürtleri ve halkları katlediyor. Halkların vicdanı bu soykırım karşısında ayaktadır. Kürt halkı ile birlikte faşizme karşı direnenler, toplumsal ahlak ve vicdanın kapitalist modernitenin Trump şahsında dile gelen bencil, umarsız ve çıkarcılığına rağmen var olduğunu gösteriyor. Başta ABD halkı, aydınları, basını ve kimi devlet çevreleri olmak üzere Avrupa’daki halkların bir ağızdan “faşist Erdoğan, katil Erdoğan” sloganları Hitler faşizmine karşı direnen geleneğin halen canlı olduğunu gösteriyor. Bu direniş, faşizme karşı zaferin garantisidir.

AB’nin etkili devletleri olan Almanya, Fransa ve İngiltere Türk faşizminin saldırganlığından sorumluluk sahibi oldukları halde her zaman olduğu gibi iki yüzlü politikaları ile Erdoğan ve çetesini cesaretlendirmeye devam ediyor. Açıklamalarıyla Türk saldırganlığını kınayarak soykırıma ortak olmadıklarını söyleseler de şimdiye kadar pratikte ele tutulur tek bir adım atmamış olmaları soykırımın sürmesine neden oluyor.

ABD yetkililerinin TC faşistleri ile ateşkes anlaşması sağladık demeleri soykırım saldırısında suçüstü yakalanmalarından ötürü sahneledikleri bir oyundur. QSD ve halkların direnişi komployu deşifre etmiştir. ABD’nin rolünü herkese göstermiştir. Bu nedenle ABD’nin ateşkes dediği şey gerçekleşmekte olan katliamdaki ortaklığını gizleme taktiğidir. Çünkü Trump söz konusu mektupta milyonlarca kişinin ölebileceğinden bahsetmiştir. Demek ki ABD, Türk devletinin Kürt ve diğer Suriye halklarından milyonlarca insanı katledeceğini biliyor. Bu bir itiraftır. Bildiği halde Trump yönetiminin olup biteni çocuk oyunu olarak değerlendirmesi tarihin en gayri ahlaki yaklaşımı olarak tarihe geçmiştir. Ve suç ortağı olduğunu göstermiştir. Trump ve yönetiminin bu tutumumu yaşanmakta olan katliamda en az Erdoğan kadar sorumlu olduğunu da göstermektedir. ABD kongresinde ve basınındaki duyarlı çevrelerin dikkate değer tutumlarını insan şimdi daha iyi anlıyor. Şayet bu katliam sürer ve daha çok insan katledilirse Trump ABD’sinin DAİŞ çetesinden pek bir farkı kalmayacaktır. Trump’ın yeri Hitler’in sayfası olacaktır. Çünkü ABD ateşkes anlaşması imzalayarak bu saldırganlığın bir biçimde tarafı olduğunu göstermiştir. Madem böyle bir pozisyonu var, o zaman aldığı sorumluluğunun gereğini yerine getirmek zorundadır. Yerine getirmezse katliam suçunun ortağı olmuş olacaktır.

Trump gibi biri bile Türk devleti ile Kürtler arasında 200 yıldır devam eden bir savaşın olduğunu söylüyorsa aslında herkes olup bitenin ne olduğunu çok iyi biliyor demektir. Bu saldırganlığın temeli Lozan anlaşmasından bu yana yaşanan sorunlara dayanmaktadır. Türk devletine Sovyetleri durdurma karşılığında halkların ve Kürtlerin katledilmesi icazeti verildiğini biliyoruz.

TC, Kürtlerin direnişi ve kültürel gücünden ötürü yenemedi; Kürtleri Türkleştiremedi; Kürdistan’ı Türk yurdu yapmayı başaramadı. İçinde bulunduğumuz 3. Dünya savaşı yeni bir Ortadoğu sistemine yol açmaya başlamışken, Türk devleti bu ara süreçteki boşluklardan yararlanarak Kürtleri daha önce yaptığı Ermeni, Asuri-Keldani ve Rum katliamları gibi bir katliamla yok etmek istemektedir.

TC katliamını Hitler’in katliamlarına gerekçe yaptığı Yahudi ve komünistler yalanına benzer bir yöntem kullanarak PKK ve özgür Kürt insanın varlığı üzerine kurmuştur. Dolaysıyla başta AB olmak üzere ABD ve BM’nin Kürdistan özgürlük mücadelesini terörist örgüt saymaları bu katliamın ana gerekçesi, dayanağı yapılmaktadır. ABD, AB ve BM’nin sürmekte olan katliama değişik biçimlerde ortak olmasının ana nedeni PKK’yi terörist saymalarıdır. İki yüzlülüğün olduğu noktada tam olarak burasıdır. Örneğin Trump hem Erdoğan’ı ‘milyonları katletme’ diyerek uyarıyor hem de bize göre faşist kendisine göre aptal adamın sarıldığı dayanağı olan ‘terör örgütü PKK-YPG-PYD’ değirmenine ‘PKK kötü bir terör örgütü’ diyerek su taşıyor. Oysaki tüm dünyada biliyor ki DAİŞ’i yenen fikir, bilinç, irade, azim ve moralin kaynağı PKK’nin kendisidir.

Şayet PKK teröristse Hitler’e karşı direnen başta Yahudi direnişçiler olmak üzere Polonyalı, Yunan, Fransız, Çekoslovakyalı ve tabi Sovyet devrimcilerin hepsi de terörist sayılmalıdır. Hitler faşizmine karşı Yahudiler ne kadar masum ve haksızlığa uğramışsa Kürt halkı da o kadar uğramış sayılmalıdır. Hitler’e karşı Yahudiler teröristse PKK ve Kürt halkı da teröristtir. Ana dilinde konuşmayı ve eğitim görmeyi bile yasaklamış, siyasi iradesini tanımayan ve her gün onlarca insanını katleden bir devlete karşı PKK ve Kürtlerden ne yapmasını bekliyorsunuz? Kimse Kürtlere akıl vermeye kalkmasın. Vicdanı, ahlakı olan faşizme karşı harekete geçsin. Katliam suçuna ortak olmasın.

Yazarın diğer yazıları