Trump Ortadoğu’yu Rusya’ya mı terk ediyor?

ABD Başkanı Trump, Suriye’de Kürtleri ve SDG’yi yalnız bırakan son kararı ile Ortadoğu’yu ateşe vermeye, Suriye’de savaşı derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. ABD siyasetini de sarsan bu karar, Trump’ın “azil” sürecini hızlandırarak siyasi olarak sonunu getirebilir.

ABD siyasi sahnesinde sarsıntıya yol açan Trump’ın “müttefiklerini” yüzüstü bırakan kararı, sonu kestirilemeyen gelişmelere yol açma potansiyeline sahip.

ABD, Suriye ve Irak’ta DAİŞ’e karşı savaşta 80 ülkeden oluşan Uluslararası Koalisyona liderlik ediyordu. Koalisyon ortaklarına danışmadan alınan bu karar, Trump ve ABD’nin prestijini sarsmış durumda. İlk tepkiyi veren ülkeler Fransa, İngiltere ve Almanya oldu. AB bu konuda yaptığı açıklama ile Trump’ı aldığı bu “tek yanlı” karar nedeni ile sert eleştirdi. ABD’nin Suriye’den çekilmesi demek, burada asker ve insani yardım personeli bulunduran diğer ülkeleri de çekilmeye zorlayacak ve Suriye’nin kontrolünü tümden Rusya’ya bırakmış olacak. Batı başkentlerinden yükselen bu eleştirinin daha da sert olanı ABD’de hem Cumhuriyetçiler ve hem de Demokratlar tarafından dile getirilmeye devam ediliyor.

Trump, koalisyon güçlerine “danışmadığı” gibi, içeride de “tek başına” aldığı bu kararla iyice yalnızlaştı. Kuşkusuz, ABD anayasası başkana kimi konularda karar verme yetkisi veriyor. Yürütme organı olarak “başkan” bu tür kararları alabilir. Ancak yerleşik teamüllere göre, Başkan ve Beyaz Saray; Kongre ve ilgili komiteleri, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlarla “danışarak” bu tür kararları alır. Trump’ın Amerikan siyasi geleneklerini hiçe sayarak aldığı bu karar çok sert bir biçimde eleştirilmeye ve bu kararın derhal geri alınması için ABD Kongresinin her iki kanadı ve önemli liderlerinden baskı yapılmaya başlandı. Trump’ın bu şok edici ve dengesiz kararı ABD iç siyasetini de karıştırmış durumda.

ABD Kongresinin Demokratlar ve Cumhuriyetçi kanatları bu karara karşı birleşmiş durumda. Yapılan açıklamalar tarihi nitelikte. Sadece Kongre üyeleri değil geniş bir yelpazede ABD kamuoyu Trump’ın bu kararına karşı çıkıyor. ABD’de ciddi bir kamuoyu oluşmuş durumda. Kürtlerin fedakârlığı ve SDG’nin sahadaki başarıları ve DAİŞ’e karşı kazanılan zafer takdirle karşılanıyor. ABD basını ve sosyal medya Kürtlere yapılan ”ihaneti” Trump’ın yüzüne vurmaktan çekinmiyor. Trump tarafından yapılan açıklamaların “yalan” ve aldatmacalardan ibaret olduğunu yazmaktan da çekinmiyorlar. Yapılan bu açıklamaların içeriğini üç başlıkta değerlendirebiliriz:

– Trump’ın kararı Kürtler “ihanettir”. DAİŞ ile savaşta Kürtler 11.000 kayıp verirken tek ABD askeri bile yaşamını kaybetmedi. Sahada bu fedakârlığı yapan Kürtleri ve SDG’yi, yalnız bırakmak ABD’nin “müttefikleri” ile güven bağını yok eden bir davranış olarak görülüyor. ABD’nin tüm müttefikleri nezdindeki inandırıcılığını yok eden, “müttefiklik ruhuna” aykırı bu karar bir “utanç” olarak görülüyor.

– Uluslararası Koalisyon güçlerine danışılmadan alınan bu kararı özellikle sahada olan Fransa, İngiltere ve Almanya sert bir biçimde eleştirmiştir. AB’de eleştirilerini ve bu kararın yanlış olduğunu yaptıkları resmi açıklamalarda dile getirmişlerdir. ABD kamuoyu Trump’ın müttefiklerinden yükselen bu tepkileri görmüş, Trump’ın müttefiklerini “küçük düşüren” bu yaklaşımını da sert bir biçimde eleştiriyorlar.

– Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik planını “işgal” olarak değerlendiriliyor. Esas olarak Türkiye’nin “işgal hareketinin” Rusya, İran, Rejim ve DAİŞ’e “yarayacağı” bu nedenle ABD’nin “çıkarlarının” tehlikeye girdiği yönünde sert eleştiri ve bu karar karşı çıkma söz konusu.

ABD ve Batı kamuoyu Trump’ın kararına öfkeli. Kürtler ve SDG ise bir o kadar sempati kazanmış durumda. İşgal, Suriye’de işleri yeni bir kaosa sürüklemek dışında, etnik temizlik ve milyonlarca sivilin canını tehlikeye atmış durumda.

Savaşa karşı barışı, işgale karşı halkların birlikte yaşam umudunu yükseltme zamanı.

Yazarın diğer yazıları