Trump, referandum, demokrasi

Trump 20 Ocak’ta ABD Başkanlık görevini devraldıktan hemen sonra, seçim kampanyasında verdiği sözleri bir bir yerine getirmeye başladı! Bizim de öngörümüz bu yöndeydi…

Trump başkanlığının ilk on gününde “şanına” yaraşır bir şekilde demokrasiyi, insan haklarını ve uluslararası barışı tehdit edecek uygulamaları yürürlüğe koydu. Bu tartışmalı kararlar devam edecek. Ancak Trump karşısında hem ABD’de hem de dünyada güçlü sesler yükselmeye başladı.

Trump’ın ilk imzaladığı “başkanlık kararnamesi” Obama Care olarak bilinen ve sağlık sistemini on milyonlarca yoksul lehine değiştiren yasanın iptali oldu. Şimdi, on milyonlarca ABD yurttaşı, sağlık hakkından yoksun kalacak. Görüldüğü gibi Trump doğrudan hakları hedef alacağını daha ilk gün göstermiş oldu. ABD’de akraba ve yakınlarını kayırmak yasak. Bunu yasaklayan ve nepotizm yasası olarak bilinen yasaya rağmen DAMADINI Beyaz saraya danışman yaptı. Danışman derken siz bakan gibi anlayın. Hem biz de buna yabancı değiliz, damat bakan Türkiye’de var. Trump bu ilk on günde, Kadın Haklarına saldırmayı sürdürdü. Ülke genelinde kadınlar ayaklandı Trump’a karşı. Obama döneminde küresel ısınma, çevre, sağlık, tarım gibi alanlarda, derhal tersi uygulamalarla harekete geçti Trump. ABD de medya özgürlüğü son derece önemli ve ABD medyası bu konuda son derece duyarlı. Ancak Trump bu alana da saldırmayı ihmal etmedi ve ABD medyası içinde zor bir Trump dönemi başlamış oldu. Daha ilk on gün bile Trump döneminin ABD açısından çok sancılı geçececeğini gösteriyor. Ancak tüm bunlara rağmen ABD’de güçlü demokratik gelenekler, 21 Ocak’taki kadın yürüyüşü gibi, protestolar meydanın tümü ile Trumpa bırakılmayacağını gösteriyor. Trump içeride o kadarda rahat olamayacak.

Trump kararnameleri, ayrımcı ve ırkçı içerikleri ile daha çok tartışılacak. Her bir kararname aslında ABD anayasasına ve demokratik kazanımların inkarı. Birer skandal. Bir dizi skandal karar da uluslararası alanda ses getirecek karalarla oldu. 4 Şubat 2016’da imzalanan Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması iptal edildi. Pasifik kıyısında yer alan12 ülke ve ABD arasında ortak serbest ticareti öngören bu anlaşmanın müzakereleri tam 7 yıl sürmüştü. Bu anlaşma yürürlüğe girmeden iptal edilmiş oldu. Trump’ın tek taraflı bu kararı imzacı 12 ülkenin tepkisini çekti. Trump bir kararname ile ABD ye mülteci alımını durdurdu. Oysa ABD bir göçmenler ülkesi ve bununla gurur duyar. ABD, çoğulcu ve zengin kültürel yapısının temeli olarak görür göçmenliği. Trump Amerika’yı Amerika yapan bu değere saldırmada hiç bir beis görmedi. Yetmedi, Suriyeli mültecilerin ABD’ye girişini tümüyle durdurdu. Meksika sınırına DUVAR öreceğini ve maliyetini de Meksika’ya ödeteceğini ilan etti. Yedi müslüman ülke yurttaşının ABD’ye girişini yasakladı. En sert tepkiyi Irak ve İran verdi. Irak tüm ABD vatandaşlarının ülkeye girişinin yasaklanacağı sinyalini verdi. Türkiye’den, AKP hükümetinden Trump’a cılız birkaç açıklama dışında bir tepki yok. Öyleya, onlarda Rojava sınırına DUVAR örmüyorlar mı? Türkiye, şimdilik Trump’ın yaptıklarına “sessiz” kalabilir. “Görmezlikten gelinmesi en iyi yol! Ne olur ne olmaz…bekle gör politikası izleniyor. Hem Trump Suriye’de bir güvenlikli bölgeden söz etti. Belki “bizim düşündüğümüz fikirdir” diye düşünmek en iyisi. Değilse o zaman kıyameti koparırız. Trump nasıl olurda müslümanların ABDye girişini engeller. Hükümetin tutumu şimdilik bu. Kuzey Suriye’de bir güvenlikli bölge oluşurda Kürtler etkin olursa o zaman ….işte o zaman söyleyeceklerimizi söyleriz.” AKP’nin Trump’a yaklaşımını bu şekilde özetleyebiliriz.

Türkiye Atlantik ötesi gelişmeleri yakından izliyor. Trump’ın uygulamalarına bakınca iyi bir dost olabilir diye düşünüyorlar. Hem 18 maddelik anayasa değişikliği paketide meclisten MHP’nin desteği ile geçti. Referandum kapıda. Bakarsın evet çıkar. Trump ne yapmışsa aynısını bende yaparım. “ABD’de Başkanlık Kararnameleri varsa bizde de cumhurBAŞKANLIÐI Kararnameleri olacak. Referandum sonrası hem istediğimiz gibi hem de keyfimize göre ülkeyi yönetiriz. Ah bu Kürtler ve HDP’de olmazsa ne güzel yönetirdik bu ülkeyi” diye düşünüyorlar. Trump ile birçok ortak yanları olmasına rağmen yinede derin bir kuşku var Trump’a karşı. “Ah Suriye’de Kürtleri desteklemeseydi ne iyi bir başkan olurdu şu Trump” diye de düşünmekten alıkoyamıyorlar kendilerini.

AKP-MHP anayasa değişikliği paketini 339 oy ile meclisten geçti. Şimdi AKP-MHP paketi TBMM’de bekletiliyor. Paketin geçmesi için acele eden ikili her ne hikmetse henüz Sarayın onayına göndermediler. Uygun zaman kolluyorlar. Kamuoyu yoklamaları, AKP’nin yaptırdıkları da dahil, referandumda evet çıkma ihtimalinin HAYIR ihtimalinden daha düşük olduğunu gösteriyor. Bir gerekçede uygun tarih. Nisan başını erken buldular. Dirençli bir HAYIR muhalefeti hızla oluşuyor. Toplumda, OHAL sürerken bu referandumun hiç bir meşruiyetinin olamayacağı inancı hakim. Bütün medya manipülasyonlarına rağmen bu inancı değiştiremiyorlar. Korkuları bu yüzden. AKP-MHP için her şey hazır hazır olmasına ama her şey onların planladığı gibi gitmeyecek. Bunu biliyorlar. Tek çareleri var…toplumsal muhalefeti sindirmek. Daha fazla HDP milletvekilini tutuklamak, daha fazla DBP belediyesine el koymak, daha fazla gazeteci, sendikacı tutuklamak…hak ve özgürlükleri yok etmek, yasak ve sansürle medyayı susturmak. Çaresizlikle saldırıyorlar. Onlar için çıkış yok. Türkiye’nin demokrasi güçleri bütün baskı ve zulüm politikalarına rağmen HAYIR diyecektir. Tıpkı Şili’de olduğu gibi dikta rejimine HAYIR diyecektir halklarımız.

Böyle bir ortamda yapılacak referandumun elbette meşruiyeti olmayacaktır. Trump rüyası görenler için bu referandum bir kabusa dönmüş durumda. HAYIR cephesi her gün güç kazanıyor. Demokrasi ve özgürlükler için, ortak geleceğimiz için, halklarımız, HAYIR diyecektir.

İster ABD’de ister Türkiye’de, demokrasinin sonunu getirecek olan her politika ters tepecek.

Demokrasi isteyen yüz milyonlar alanlarda olacak ve KAZANACAKLAR.

HDP’nin 7 haziran 2015 seçim zaferindeki sloganı “BİZLER MECLİSE” idi.

Şimdi’de BİZLER ALANLARA…BİZLER HAYIR demeye…

Yazarın diğer yazıları