Trump’ın siyonizme savaş öpücüğü

Emperyalist devletler arasında “barış”, Stalin’in ünlü sözüyle savaşlar arasındaki “ateşkes” gibidir ve geçicidir. Kalıcı olan yeniden paylaşım savaşlarıdır. 

Emperyalist sistem içinde komşu burjuva devletlerin “toprak/sınır anlaşmazlıkları” ve içte halkların hoşnutsuzluğunu bastırmak için çıkardıkları sözümona “milli savaş”lar da eklendiğinde savaş dünyası hiç bitmiyor. 

Rusya ve ABD, Suriye gerici iç savaşını sona erdirmek üzere anlaşmışlarken, bunun göreceli bir barış getireceği bekleniyordu. Fakat beklenenin tersine bu kez Trump’ın Kudüs’ü Siyonizmin başkenti olarak tanıması kararı bölgede bitmeyen savaş zincirinin yeni bir halkasını tutuşturacak. 

Anlaşılan, ABD daraltılmış Sünni devletler-İsrail ittifakını savaşa sürerek İran molla rejiminin bölgedeki artmakta olan nüfuzuna (arkaplanında Rusya’nın bölge nüfuzuna) karşı darbe indirmek istiyor. 

Siyonist İsrail devletinin Netanyahu çetesi eliyle Kudüs’ü başkent ilan etmesi ve Trump’ın bunu kabul etmesi yeni savaş gonguna işaret ediyor. Kısa süre önce 2 Aralık tarihinde Suriye’de Şam yakınındaki İran askeri üssünü hava bombardımanıyla vurulması da buna işaret etmişti.

Bu, elbette Rusya-İran-Esad rejiminin Suriye gerici iç savaşını “kazanması”na karşı savaş yoluyla rövanş alma çabasıdır. 

Suudi hanedanlığının iç darbeyle savunma bakanı prens Muhammed Bin Salman’ı krallığa hazırlaması, Lübnan Başbakanı Harriri’yi gözaltında tutarak istifasını açıklatması, Yemen iç savaşında başarısızlığı tersine çevirmek için eski diktatör Ali Abdullah Salih’e saf değiştirme girişimi, yeni savaş halkasının Suudi cephesindeki belirtileri oldu. 

Suriye gerici iç savaşında yenilen ABD-Sünni devletler-politik İslamcı güçler ittifakı içinde yenilginin sonuçları iç anlaşmazlıklar ve dağılma biçiminde yaşanırken, Trump’ın ABD’sinin İsrail’i destekle başlatmak istediği yeni savaş halkası nasıl başlar ve nereye kadar gider?

Bunun somut biçimlerini önümüzdeki sürecin pratiği gösterecek. Fakat her halükarda aralıklarla uzayıp giden İsrail’in Gazze savaşlarının yenisi eklenebilir. 2006 yenilgisinden sonra intikam almaya çalışıp kolayca göze alamadığı Lübnan’da Hizbullah’a karşı savaş eklenebilir. Yolaçtığı açlık ve yıkıntıyla kolera salgının başladığı Yemen’de savaşı yeniden şiddetlendirme de yansıyabilir. 

İran’la İran sahasında olası bir savaş ancak bu savaş muharebelerinden sonra gündeme gelebilir. 

Fakat her halükarda rakip iki cephe o zamana kadar da güçlerini ve müttefiklerini çatıştırarak birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışacaklar. 

ABD, bölge savaşında gerilerken, yeni ittifak yapılandırmasıyla rövanş almaya, Kuzey Kore’de savaş hazırlığıyla dünya çapındaki rakiplerine gözdağıyla, üstünlük sağlamaya çalışıyor. Günlük basında söylendiği gibi Trump’ın fevri ve dengesiz tüccar mantıklı kafasıyla yaptığı işler değil. Büyük askeri gücünü, emperyalist dünya hakimiyetinin gerilemesini durdurmak için kullanma stratejisinin bir parçası. 

Bölgede savaşı kaybeden Suudi-Türkiye-Katar eski ittifak güçlerinin, yeni savaş arayışlarıyla ağır yenilgiyi önleme saldırganlığı, bu yeni halkada savaşın değişik güçleri olarak konumlanmalarıyla sonuçlanıyor.

Suudi hanedanlığının savaş politikası ve iç darbesi herkesin gözü önünde cereyan ediyor. Katar askersiz gaz-dolar devleti olarak yeni durumda zaten saf dışı edilmişti. 

Erdoğan ve Saray çetesi, ABD-Rusya arasında çelişkiden yararlanarak Rojava Devrimi’ne, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Güney Kürdistan’daki güçlerine karşı savaş izni almaya çalışarak, bombardımanlarını artırarak yenilgisinin sonucunu tersine çevirmeye çalışıyor. 

ABD-İsrail-Suudi savaş ittifakının yeni seferinde bu politikasını sürdürmek için askeri gücü üzerine pazarlıklar yapacaktır. 

Ayrıca Siyonist İsrail’in saldırganlığına karşı “politik İslami” ajitasyonu artırarak kitle desteğini güçlendirme hilesine başvuracak. Erdoğan’ın Kudüs’e ilişkin demagojisi esasen bir hile. Çünkü, 28.06.16 tarihli Mavi Marmara tazminatı anlaşmasında imzaların altında “Ankara”, “Kudüs” geçiyor. (bknz. TBMM resmi sitesi ve sendika org 06.12.17). Kudüs ajitasyonuna başlayan diktatör Erdoğan, Kudüs’ün İsrail başkenti olduğunu remi olarak bir buçuk yıl önce kabul etmiş. 

Erdoğan’ın durumdan yararlanarak Kürde “dış savaş” ateşini yoğunlaştırmasına karşı mücadele, savaş karşıtı mücadelenin öncelikli görevidir. 

Başta savaşın yeni halkasını tutuşturan ABD-İsrail-Suudi ittifakı gelmek üzere emperyalist savaşın her iki cephesine karşı mücadele etmek halkların görevidir. Bu nasıl ki Filistin’de İsrail savaş saldırganlığına karşı mücadelede somutlaşıyorsa, savaşı önlemek ve önlenemiyorsa savaşın kriziniden yararlanarak içte mücadeleyi yükselterek devrimleri hazırlamada, Rojava Devrimi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin mevzilerini korumada somutlaşıyor. 

Trump’ın siyonizme savaş öpücüğüne karşı halkların savaş karşıtı mücadelesi ve yönetici rejimleri yıkma demokratik halkçı gelecek kurma mücadeleleri, savaş gonglarını çalan yönetimlere karşı mücadeleyi büyüten hayat öpücüğü olsun!

Yazarın diğer yazıları