Tünel’in sonu

Türkiye için Tünel’in sonu geliyor.
Kobanê direnişi uluslararası bir efsaneye dönüştü.
Direnişçiler biliyorlar:
Çoğu NATO üyesi olan Batı Avrupa ülkelerinin basınının Kürdistan’daki direnişi desteklemesi boşuna değil!
Bunun öncelikle iki temel nedeni var.
"Cellat İslam"a karşı savaşan ve "paralı asker" olmayan, devletlere, bloklara ve dine dayanmayan tek güç Kobanê’de.
İkinci nedeni ise Kürt ve Kürdistan’ın dünyada söz sahibi olmaması için, siyasal intiharı bile göze alacak Türkiye’nin, Kobanê direnişinden sonra, hızlı bir şekilde ABD eksenli rota dışına çıkması.
Ve buna ek olarak Türkiye, Kobanê’nin kaybetmesi için, boyundan büyük bir cürret pozu takındı ve tüm dünyanın rotadan çıkmasını buyurdu(!).
Bu da Türkiye’nin, Kürdistan’a nefes aldırmayan siyasi Türnel’inin sonu oldu.
Histerik nöbetleri bundan.
Afganistan gezisinden dönerken, bu çıldıran bir Türkiye Cumhurbaşkanı gördü bu dünya.
Akabinde bir de Davutoğlu konuştu:
Yeni birşey söylediğini yazdı gazeteler.
Ben de, "Gerçeği kabul edelim, anlaşmlım ve Kürdistan-Türkiye Federasyonu’nu kurmak için müzakerelere başlayalım" satırlarını ararken, bu o tarihi Odun’dan çıkan sesin tekrarını okudum:
"Biz Kürt ve Türk olarak içiçe yaşıyoruz. Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyetidir."
Bu satırları iyimserlikle tercüme ediyorum:
"Ayakta için, Kürtler’i boğazlamak bizim tek seçeneğimiz. Onları Türkiye Cumhuriyeti’ne ebedi hapsedelim, komşu Kürtler’in de Türkiye Cumhuriyeti’ne mahkum edelim."
Mütevazi bir duruş şu olabilirdi:
Yeni bir "Ortadoğu Halkları Cumhuriyeti."
Daha mütevazisi: Türkiye Cumhuriyeti’de bir Kanton olarak, Kuzey Kürdistan, Kobanê, Güney Kürdistan Kantonları Federasyonu gibi, diğer halklara örnek olacak bir hamleye kalkabilirdi.
Ama Erdoğan’ın, beton duruşuyla olmaz bu.
Davutoğlu’nun, ters giydiği çarıklarla, çelimsiz duruşundan böyle bir öneri çıkmaz.
Böyle olunca da, Türkiye siyaseti zorunlu "reformasyon"a uğruyor. Bunda temel öğe, Kobanê ve Kürdistan’daki halkların direnişi var.
Kobanê Savunma Bakanı Hesen, Kent’in DAİŞ’ten tamamen geri alınacağının haberini verdi.
Bu direniş, çevreyi ve dünyayı değiştirdi:
Mesud Barzani: "IŞİD’in eline geçmemesi için uluslararası toplum Kobanê’deki Kürt savaşçılara daha fazla yardımda bulunmalı" dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, PYD ile ilk doğrudan teması gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Irak Başbakanı Abadi: "Türkiye’nin, Irak sınırları içerisinde PKK ile savaşmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz."
Ve:
Batı ülkelerinin basını son direniş barikatlarını ve "Allah’ın tanrısız ordusu" (Der Speigel) DAİŞ’a karşı yenilmeyenlerin son tablosunu "Trajik olsa da, anlatılacak bir kahramanlık hikayesi" (Newsweek) olarak değerlendirdi.
Son tablo:
KCK açıklama yaptı:
"Somut adımın şekillenmediği hiçbir tavrı kabul etmeyeceğiz."
Kürdistan Türkiye’nin "çözüm serumu" siyasetini deşifre ediyor.
Türkiye’nin, Türkiye halkını bükerek Kürdistan için ayırdığı "örtülü bütçesi"ne onay veren devletler, Türkiye’nin forsunu kırdılar: Türkiye Birleşmiş Milletler’in "şımarık çocuğu" imtihanını kaybetti.
Şansı nerede, kendisinin bile nefes almasını engelleyenlerle yönetilen bu Türkiye’nin:
Kürdistan’ı tamamen kaybetmesi; et tırnak hikayesinin sonu…

Yazarın diğer yazıları