Turanizm ve kemalizm tapınaklarının rahipleri

Tarihte bütün iktidarlar, toplumlara hükm edebilmek ve onları sürekli bir biçimde sömürebilmek için, Melunca arayışlara girmişlerdir. İnsanın manevi yönünü, ruhi boşluklarını gördüklerinde, bu durumdan azami istifade için stratejiler geliştirmişlerdir. Ademoğlunun dinle olan ilişkisini ve bunun insan fıtratı üzerindeki etkilerini tespit ettiklerinde ise bu işlere çok daha fazla kafa yormuşlardır. Bu durumlardan dolayı ibadetgahlar yerine, ihtişamlı tapınaklar, Peygamber ve rehber Alimlerin yerine de, gösterişli, şaşalı Rahiplerle doldurmuşlardır. Daha çok toplumun gözlerini kamaştırarak toplumu sömürmeyi din adına derinleştirmişlerdir.

Coğrafyamızda tarihten günümüze dek Nemrud’un, Firavun’un tapınakları hala durmaktadırlar. Onların kibirli ve gösterişli Rahipleri tarihte anlatılmakta ve iktidar erkleri ile birlikte din adına toplumlara kan kusturdukları salık verilmektedir. Firavunların iktidar ve sömürü sisteminden, Kur’an şöyle bahs eder: Siyasi iktidar Firavun olarak isimlendirilir, onu ayakta tutan kolların dini yöneticisi Belam, iktisadi yöneticisi ise Karun olarak isimlendirilmiştir. Sistemin ismi Tağut’tur. Tağut ise zorba, zalim ve sömürücü iktidar demektir. Tağuti sistemler kendilerini dini, iktisadi ve siyasi ayaklar üzerinden var etmişlerdir. Bu sistemlerin en belirgin özellikleri büyük tapınaklar inşa etmek ve Rahiplerle toplumu uyuşturarak, zulüm ve sömürü sistemlerini idame ettirmektir. Hz İbrahim ve Hz Musa bu tapınaklardan çıkmış, bunların sömürü ve zulümlerine baş kaldırarak bayrak açmışlardır. Bu başkaldırı tevhidi din önderlerinin (Peygamberlerin) Tağuti din sahiplerine karşı bir başkaldırısı ve onları reddidir.

Hz İbrahim Nemrut sisteminin şaşalı Tapınaklarını terk etmiş, Mekke’de 145 metrekarelik Kabe’yi inşa etmiştir. Hz Musa Firavun’un tapınaklarını terk ederek, Sina çölündeki Tur Dağına sığınmıştır. Hz İsa Roma’nın Yahudi Hahamlar için inşa ettikleri Tapınakları terk ederek, kölelerle ve kimsesizlerle birlikte sokakta ve çöllerde ibadetgahlar açarak, mücadele yürütmüştür. Hz Muhammed Kabe’yi iktidar ve kazanç aracı yapan Mekke iktidar çetelerine kaşı mücadele ettiği için, Medine’ye hicret etmiş ve orda duvarları kerpiçten olan çatısı hurma dalları ile kaplanmış bir mescit inşa etmiştir. Tevhit dinlerinde adalet mücadelesi veren bu toplulukların kerpiç ve taştan mekanları kutsal sayılmışlardır. Şaşalı lüks tapınak ve iktidar ayakları olarak bilinen rahiplerin, sahte ve maddi dinine karşı, Allah ilkeleri; Tevhit, Adalet, Eşitlik ve Özgürlük olan dini insanlığa yeniden Peygamberler aracılığı ile inzal etmiştir. Merhum Ali Şeriati’nin dediği gibi, sahte, çarpıtılmış ve gerçeğinden koparılmış dine karşı, kendi asli kaynağından beslenen doğru din arasında mücadeleler yaşanmıştır.

Kur’an’da daha Peygamber hayatta iken, İslam’ın içeriğinin boşaltılması için inşa edilen Mescid Dirar için Allah; ya Muhammed orda asla bulunma der. Peygamber ile sahabiler o şaşalı Dirar tapınağını yıkarlar. Tevhid dinlerinde şaşalı İbadethaneler göremezsiniz, ama adalet ve ahlakla donatılmış insanlar görürsünüz. Özgürlük ve eşitlik sevdalılarını müşahede edersiniz. Zulme karşı korkusuzca başkaldıran şahsiyetler görürsünüz. Allah’ın dışında kimselerden perva etmeyen kişilikler ve topluluklara rastlarsınız.’ Biz sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım bekleriz’.(Fatiha 5)

Peygamberin vefatından sonra Hz Peygambere karşı son dakikaya kadar savaşan iktidar sahibi Ebu Sufyan’ın torunu Yezit, İslam adına iktidarını mutlaklaştırmış ve Peygamber torunu Hz Hüseyni canice öldürerek İslamı Şam’ın zindanlarına haps etmiştir. Ogünden sonra, İslam iktidarların aparatı haline getirilmiştir. İnşa edilen camilerde adalet, eşitlik, ahlak yok edilmiştir. Camiler bazen, Arapçılık tapınaklarına dönüştürülmüş, bazen Farsçılık tapınaklarına, en fazla da Türkçülük için bir tapınak haline dönüştürülmüştür. Bu tapınakların yönetimleri de Şeyhulislam, Fetva kurulları, Diyanet işleri gibilerden oluşturulmuştur. Din adamları adı altında iktidarlardan para alan ve onlara ortak olan, (cami) isimli tapınakların rahipleri her zaman iktidarların safında yer almışlardır.

Kur’an’dan ayrılmayan, hak arayan ve doğru dini yaşamak isteyenler, tapınak rahiplerinin ve iktidarların gazabına uğramışlardır. Bu tapınaklara, iktidarlara ve rahiplere karşı çıkan Alimler, imamlar, cemaatler, tarikatlar tekfir edilerek vahşice ortadan kaldırılmışlardır. Barış içerisinde kendi topraklarında özgürce yaşayanları, tekfir ederek öldürülmeleri için fetva verenler, camiler de (tapınaklar da) Fetih suresi okuyarak milleti, işgale, talana ve öldürmeye çağıranlar, Allah’ın ve Kur’an’ın dinine inanmayanlardır. Turanizm ve Kemalizm’in 90 binden fazla tapınağında, Rojava’da insanların öldürülmesi için, tapınak rahiplerinin fetih surelerini okuması kafi gelmemiş olsa ki, başrahip Erdoğan’da yeni yaptırdığı şaşalı Çamlıca tapınağından Fetih suresi okuyarak, işini daha sıkı tutmaya çalışmaktadır. Başkomutanı Trump, ikinci komutanı Putin’le beraber mazlumları öldürmek ve talan etmek için bütün kin ve nefretini kusmaktadır. Trump’ın ve Putin’in paralı onbaşısı kibirle milleti aldatmaya devam etmektedir.

Bakalım bu tapınaklar ve onların rahipleri daha ne kadar başkomutanları Trump ve Putin’in komutasında mazlumlara zulüm etmeye devam edeceklerdir. Haklıların gücü elbette hiç bir güç tarafından yok edilemeyecektir. Haklı olmak başarının ve zaferin kendisidir. Trump ve Putin’in paralı onbaşısı Erdoğan ve onun rahipleri istemeseler de, Allah adalet olan nurunu tamamlayacaktır. Sizlerde tapınak rahiplerinizde esfelei safiline yuvarlanacaksınız. Başarı ve zafer, barış isteyen mazlumların ve adalet arayıcısı olanların olacaktır.

Yazarın diğer yazıları