Türk-Amerika ilişkileri (Üst Akıl)

Türk-Amerikan İlişkileri ve „Üst Akıl!“ Tartışmaları! 

Son yıllarda Türk-Amerikan ilişkileri herkesin kafasını karıştırmaya başladı; daha yakın zamana kadar iki tarafın da „stratejik ortaklık“ olarak adlandırdığı ilişkiler uzun bir süredir ağır bir türbilans döneminden geçiyor.

Gerçi epeydir kimse artık stratejik ortaklıktan bahsetmiyor; hatta gelinen aşamada ilişkiler öylesine gerildi ki, bırakın stratejik ortaklığı neredeyse Türkiye’nin NATO üyeliği bile sorgulanır oldu.

Halbuki 2006’nın Temmuz ayında Türkiye ile Amerika arasında imzalanan orijinal ismi „Shared Vision and Structured Dialogue to Advence the Türkish-American Strategic Partnership“ olan, Türkiye kamuoyunda ise Stratejik Ortaklık olarak adlandıran belgeye göre; iki ülke kuracakları uzmanlık kurulları ile ortak bir Ortadoğu politikası belirleyecek ve bölgede birlikte hareket edeceklerdi.

AKP’nin iktidara gelmesi ile hızlanan Türk-Amerikan ilişkileri beş yıl sonra „Üst Aklın(!)“ onayı ve çabaları ile „Stratejik Ortaklık“ düzeyine ulaşmış ve bu durum yukarıdaki anlaşma ile resmileştirilmişti. 

Bu anlaşmaya göre; ilk aşamada uzmanlar düzeyinde danışma mekanizmları kurulacak; ikinci aşamada bu uzmanların çalışmalarını esas alan ortak politikalar geliştirilecek, daha sonra bu politikalar; sivil toplum kuruluşları, ticari kuruluşlar, medya ve akademisyenler tarafından tartışılacak, kamuoyuna mal edilecek, son aşamada ise müsteşarlar düzeyinde yılda en az bir kez yapılan toplantılarda devletler tarafından uygulamaya geçirilecekti. 

Peki ama ne oldu da bu kadar kısa bir süre sonra her iki ülke özellikle de Ortadoğu’da birlikte çalışmak; ortak politika belirlemek için ortaya koydukları stratejik belgenin aksine davranmaya; neredeyse her konuda bir birlerine zıt pozisyonlar almaya başladılar?

Burada bana göre üç anahtar kavram var; ilki „Büyük Ortadoğu Projesi“, „ikincisi Model Ülke“, üçüncüsü ise „Ortadoğu’da Sünni İslam’ın Lider ülkesi Bölgesel Güç Türkiye!“

‘Arap Baharı’na kadar ABD Ortadoğu ile daha çok Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) üzerinden ilişki kurmuştur. BOP Müslüman toplumların denetimli olarak modern kapitalist ilişkilerle uyumlu ılımlı İslama dönüştürülme projesidir. 

Tam da bu noktada; NATO üyesi ve AB ile müzakere sürecinde bir Türkiye jeokültürel açıdan önemli bir partner olarak öne çıktı. Buna göre Türkiye ılımlı Neoliberal İslam’ı ile Müslüman Ortadoğu’ya model ülke olacaktı. 

Başlangıçta her iki taraf da bu projeye inanmış gibi gözüküyordu; ABD ve Batı her platformada AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yere göge sığdıramıyor, ekonomik olarak en zorlu kriz dönemlerinde bile destekliyorlardı.

O yıllarda başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ise her fırsatta Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını, AKP’nin Müslüman Demokrat bir parti olduğunu, kendisinin de gururla Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı olduğunu söylüyordu.

AKP ve Erdoğan o yıllarda şimdilerde adını açıkça zikretmedikleri ama „Üst Akıl“ olarak ima ettikleri; ABD ve Batı’nın onayı ve bilgisi ile islami ton ağırlıklı bir söyleme başvuruyor, İslam dünyasının sözcülüğüne soyunuyorlardı.

Başlangıçta her iki tarafın „Model Ülke“ olarak tarif ettiği ve uzlaştığı yaklaşım bir süre sonra Türkiye ve AKP yönetimini tatmin etmedi, AKP hükümetleri kendilerine verilen desteği Ortadoğu’nun ve İslam dünyasının liderliğine dönüştürmek istediler. Yaygın kanaat, Türk-Amerikan ilişkilerinden kırılmanın burada başladığı ve Amerika’nın kendini aldatılmış hissettiğidir.

Ortadoğu’da özellikle İran ve Rusya’yı dengelemesi için desteklenen Türkiye, ABD ve Batı’nın bütün itirazlarına rağmen; bu iki ülke ile ilişkilerini geliştirmiş, hatta işi İran’a yönelik ambargonun kırılmasına kadar götürmüştür. 

Mısır ve Türkiye tecrübesinden sonra ABD ve Batı’nın 2013 yılından itibaren ılımlı İslam politikasından vaz geçmesi AKP ve  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açısından gerçek bir tehdite dönüşmüştür. AKP hükümetleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarlarını sürdürebilmek için çok önemli bir dış dinamikten yoksun kaldılar.

Kim bilir belki de bundan dolayı; AKP çevreleri ve havuz medyası paranoya halinde nereye baksalar „Üst Aklı“ görüyorlar.

Yazarın diğer yazıları