Türk devleti mafya gibi…

Ahmet KAHRAMAN

Sonunda olan oldu. Türk devleti, şimdi haydut devlet kategorisinde…

Hayır, bu deyimi ilkin Deniz Yücel kullanmadı. Avrupa medyası, İhvan sürecine kaydığından beri, “mafyoz devlet” deyimini kullanıyor. Mafya devleti, bazı hallerde de haydut devlet diyenler var.

Ha, İhvan mı? Arapçada, yakın dost, erkek kardeş demektir. Ama bu, bir derneğin adıdır. Tam söylemle, derneğin adı, “Cemiyet’ül İhvanü’l Müslimin”dir (Müslüman Kardeşler Cemiyeti). Bu dernek, 1929 yılında Mısır’da, bir ilk okul öğretmeni olan Hasan el Benna tarafından kurulmuştur.

Öteki;

Devlet Başkanı Esad ülkesinin uğradığı yıkım kasırgasından sonra verdiği bir demeçte, “Recep Selefi mesela Vehhabiler gibi bu da, dine hizmet amaçlı görüntüsü altında iktidar oynuyor, amacına yürürken, her renge giriyor, tutuklamalar yüzünden büyüyemiyordu.

Yaklaşık 50 yıl sonra, 1981 yılında Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın öldürülmesiyle ünlendiler. Yahudi düşmanlığı ile yayılmaya, büyümeye çalıştılar. Fakat, 1700’lerde örgütlenmiş Vehhabiler kadar etkin olamadılar.

Vehhabiler, Afganistan’da iktidarı ele geçirirken, bunlar, Ortadoğu’nun ”Yahudiler ve Siyonizme ölüm” diye diye boşta gezenleriydi.

Ancak, dinciliğin her türlü alıcısı vardı, bu çoraklıkta. Bunlar da aradıkları alıcıları, Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma sürecinde yakaladılar. 2000’lerde iktidar adayı olarak bütün bir hinterlandda, kendilerini göstermeye başladılar. Kısa zamanda da büyüdüler. Mesela Mısır ve Tunus’da başa güreşir hale geldiler. Suriye’de bile örgütlendiler.

Nitekim, Suriye Erdoğan İhvancıdır. İhvan’ı iktidara ortak etme isteğini geri çevirdiğim için, çeteleri bana karşı öne sürdü” diyordu.

İhvancılar, bu süreçte ilk başarılarını Mısır’da elde ettiler. Türk İhvancıların yolundan giderek, seçime girdiler ve iktidarı ele geçirdiler. Fakat, İhvan’ın oradaki lideri Recep Erdoğan kadar oyunbaz değişti. Olduğundan farklı görünmeyi başaramadı. Yolsuzluk ve hırsızlıklardan sonra, kadrolaşma ile yok edicilikte de gerçek yüzünü göstermeye başladı. Bir sene sonra, ordunun ayaklanmasıyla iktidardan alınıp cezaevine gönderildi.

İhvan’ın Tunus ayağı da iktidarı yakaladı. Ama onlar, elde tutmadılar. Ayaklanmayla elde ettiklerini seçimle kaybettiler. İhvan’ın en büyük ayaklanma alanı Suriye, bugün paramparça harabedir. Irak ağır yaralı, Libya ise hala kanayarak soyuluyor ve için için yanıyor.

Oysa, Irak ile Suriye’deki ayaklanma ateşini yakan, besleyen, takviye ile sürdüren Türk devletidir. Buna rağmen, başından itibaren ikili oynadı. Batı’nın çıkarlarını hedef alan İhvan’a desteği sürdürürken, NATO üyeliği avantajı ile kendini karşıt da gösteriyordu. Amerika başta olmak üzere, NATO, adeta ikili oyunun ortaya çıkmamaması için çaba gösteriyordu. Belki de, NATO’da tutma çabasıyla, çeteciliğini yüzüne vurmadı.

Oysa Suriye’yi basan haydutlar, Türklerin sağladığı imkanlarla NATO güçleriyle savaşıyorlardı. Hiç bir şey olmasa bile akan yardım konvoyları, uzaydan alınan görüntülerde mevcuttu.

Türk devleti, bu ortamda, NATO üyeliğini hem avantaj, hem de şantaj aracı olarak kullandı. Batı’nın yanındaymış gibi yaparak, haydut çetelerini besledi.

Gerektiğinde, Rusya ve İran’a yanaşıp “bana yardım ederseniz, NATO’dan çıkar, Amerika’dan uzaklaşırım” şantajıyla avantajlar kopardı. Bu sayede yakaladığı desteği, Kürtleri yok etme silahı olarak kullandı. Onların bütün kazanımlarını yok etmeye çalıştı.

Recep Erdoğan, bir öyle, bir böyle dansına devam ediyor, bugün de…

Recep Erdoğan bir yönüyle, “İhvan’ın yer yüzündeki tek iktidarını” temsil ediyor. Dindar ve kindarlık sentezinde, gücünü ordu, polis ve adliye triosundan gücünü alan çete devleti olarak…

Aynen mafya gibi işliyor çark. İçeride ölüm, yangın, yıkım, yasak ve zindanlar…

Dış politika adına ise şantaj, markaj, fidye ve takas…

Çağımızda benzeri yok. Fakat, tarihte de müttefikin müttefike yaptığında benzeri yok. NATO, müttefikleriyle haydudi ilişkiler çerçevesinde, Fransa’dan, Almanya ve Britanya’dan rehine aldı.

Amerika’dan füze, uçak almak, hapse düşmüş adamlarını kurtarmak, en önemlisi Amerika’yı Kürtlere düşman etmek için, elinde rehine tutuyor.

Bu Mafya türü diplomasi ile istediğini alabilecek mi, bilemiyorum ama geçmişte aldı. NATO’ya ait İncirlik üssününün kullanımını Amerika’ya karşı pazarlık konusu yaparak, Irak’ta avantajlar kopardı. Rusya’dan yaklaşık 30 milyar dolarlık bir silah ve teknoloji satın alarak, bunu Suriye topraklarını işgalinde, izin geçidi olarak kullandı.

Karakuşi oyununa bakın siz! Görün mafya türü diplomasiyi…

Ama her şeye rağmen Amerika, artık dünyanın gözü önünde cereyan etmekte olan, son şantaja boyun eğip fidye ödeyecek ve takas oyununa katılacak mı? Bu ibretliğe ortak olacak mı göreceğiz…

Yazarın diğer yazıları