Türk devleti Rojava’yı işgal planını öne aldı

Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt halkının kazanımları, Türk devletinin hedefinde. Bu kazanımları yok etmek için neler yaptığına Rojava’da halkların yönetime el koyduğu 20 Temmuz 2012 tarihinden bu yana hep birlikte tanık olduk. Zamanımınız en vahşi cihatçı örgütü DAİŞ ile işbirliğinden Efrîn’i işgale kadar her türlü insanlık suçunu işledi.

Şimdi de “Fırat’ın doğusu” diye tanımladıkları Rojava’nın diğer bölgelerinin işgali gündemlerinde. Açıklama ve hazırlıklarına bakılırsa, bu işgal planını öne çekmiş görünüyorlar. Son MGK toplantısının ardından yapılan açıklamada, bu niyet bir kez daha deklere edilirken, Rojava sınırında da askeri yığınağın artarak devam ettiği yönünde haberler basında yer alıyor. Ayrıca, 6 Ağustos günü sınır kentlerinde seferberlik ilan edildi. Efrîn’lilerin yerleştirildiği Şahba ile Bab’a yönelik saldırılarını aralıksız sürdürüyor.

Saray’ın planı; Kobanê ile Cizire kantonları arasında olan Akçakale’nin karşısındaki Gre Spî (Til Ebyad) ile Ceylanpınar’ın karşısındaki Serêkaniyê’den işgal saldırısına başlamak. Böylece Gre Spî’den içerilere doğru ilerleyerek, Minbic’e ulaşmak istiyorlar. Diğer yandan da Cizire bölgesinde kentler arasındaki iletişimi kesmeyi amaçlıyorlar. Adına “Barış Koridoru” dedikleri plan, özetle, Rojava kentlerini kapsayan bir işgal bölgesi oluşturmak anlamına geliyor.

ABD ile Rusya bu plan karşısında ne diyecek?

Bugüne kadar AKP diktatörlüğünü işgal saldırısına girişmekten alıkoyan nedenlerden biri bu iki emperyalist gücün pozisyonuydu. Varılan S-400 anlaşması ile Rusya’dan bu işgal planına karşı herhangi bir itirazın gelmesinin önlenmesi mümkün. Bu güncel nedenin yanı sıra, Rojava Suriye rejimi ile himayecisi Rusya’nın kabul ettiği bir model değil. Belli ki, Esad rejimi, Rojava’nın varlığını, Türk devletinin işgalinden daha tehlikeli görüyor.

ABD ise Ankara ile temaslarını sürdürüyor. Jeffrey’den Temmuz ayının sonunda “Bizimle birlikte savaşanların zarar görmemesi, herhangi bir tarafın saldırısına hedef olmaması sözüne bağlıyız. Başkan da bunu açıkça söyledi. Bu durum, Türklerle ilgili endişelerimizi de kapsıyor” açıklaması gelmişti. Amerikan yönetimi, Türk devletinin önerdiği hali ile “güvenli bölge” önerisini kabul etmiyor. Bu hafta başında yapılan görüşmelerde Türk devleti ile ABD arasında anlaşmaya varılamadığı, Ankara’nın sınır kentlerinde seferberlik ilanı ile anlaşılıyor.

Bu arada Demokratik Suriye Güçleri de bir çözüm planını tartışmaya açtı. Bu plan 22 Temmuz’da Rojava’da ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie ile DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdî arasında yapılan görüşmede masaya geldi.

Gazeteci Ersin Çaksu’nun ANF’deki haberine göre, Rojava’nın önerdiği “güvenli bölge” 5 kilometre derinliğinde olabilir. Söz konusu derinlik kentleri kapsamayacak. Bu bölgeler koalisyon ya da BM’nin gözetiminde olabilir. Bölgenin güvenliği yerel meclislere bağlı güçler tarafından sağlanacak. Koalisyon güçleri bu bölgelerde devriyeler atabilir. Bu bölgelere Türk askerinin girmesi kabul edilemeyecek, ancak koalisyon ile birlikte sivil yetkilileri yer alabilecek.

Bu çözüm planının bir parçası da Efrîn. Yerel kaynaklardan aldığım bilgiye göre, Rojava yönetimi, Efrîn’deki işgalin son bulmasını bu çözüm planının bir parçası olarak sundu. Buna göre, Türk devletine bağlı çeteler Efrîn’den çekilecek. İşgal nedeniyle göç etmek zorunda kalan Efrînliler evlerine geri dönecek. Bölgenin güvenliği ise uluslararası koalisyon tarafından sağlanacak.

Türk devleti bu çözüm planını kabul etmedi. Çünkü, niyetinin kendisi bakımından güvenlik sorunu ile ilgili olmadığı zaten biliniyor. Amaç, Kürt halkının tüm bölgede kazanımlarını yok etmek.

Diplomasi alanındaki durum bu. Halk ve askeri güçler de savunma hazırlığında. 6-16 Temmuz günlerinde bulunduğum Rojava kentlerinde, söz konusu savunma hazırlığına tanık olmuştum. Devrim güçlerinin önünde bir Efrîn deneyimi var. Eğer yeni bir savaş olacaksa, yine çok eşitsiz şartlarda olacak. Efrîn’de eşitsizliği derinleştiren Türk devletinin sahip olduğu diğer teknik üstünlüğünün yanı sıra hava güçleriydi. Şimdi Rusya ve Suriye’nin hava sahasını Türk uçaklarına kapatıp kapatmayacağı bilinmiyor.

Sonuç olarak, Efrîn direnişinin deneyimlerine de dayanarak bir savunma hazırlığı var. Bu kez savaş herkes için çok daha uzun sürecek. Rojava halkları, devrimi savunmak için bir kez daha direniş mevzilerinde yerini alırken, kendi geleceğini devrimde görenlerin vereceği tarihi sınav günleri de kapıda.

Yazarın diğer yazıları