Türk Diyaneti soykırımcı bir kurumdur

Cihan EREN

Basit ve sıradan bir haber olarak geçti. Erdoğan devletinin aldığı bir karar varmış. Bu karara göre diyanet işleri başkanlığı ile ‘bölgedeki’ kaymakamlar birlikte bir çalışma yapacaklarmış. Adına çalışma diyerek yapmayı planladıkları yeni, yeni olduğu kadar da tehlikeli kültürel soykırım saldırısını normal bir şeymiş gibi gösteriyorlar.

Efrîn işgaline ‘zeytin dalı’, kuzey-doğu Suriye işgal ve katliam saldırısına ‘barış koridoru’ demelerindeki gibi. Tabi rehberi Erdoğan olan diyanetin bir halkı soykırım uğratırken yapacaklarına çalışma demesi normal. Efrîn işgalinin başladığı gün bu kurum doksan bin camide fethi süresi okutmuştu.

Erdoğan devletinin diyanet ve Bakur Kürdistanda Beytüşşebap’daki adam gibi çoğu özel harp dairesi elemanı kaymakamlarıyla planladıkları iş ancak iblisin aklına gelebilir. Şayet bu öneri bizzat diyanetinse, diyanet gerçekten şeytanca işlerin planlandığı bir kurumdan başka bir örgüt değildir.

Bunların bölge dediği Bakur Kürdistan’da diyanet ve kaymakamlar, ‘yoksulluğa yol açan temel nedenlerden olan taziye törenleri ve bu törenlerde verilen yemek kültürüne son vermek için halkı ikna çalışmaları, diyanet memurları yoluyla da toplumda dini itibarı olan kişilerle görüşmeler yapacak’mış. Düşüne biliyor musunuz, Kürt halkı Türk sömürgeciliğinin ülkesini talan ve istila etmesinden ötürü değil, taziye yemeklerinden ötürü yoksullaşmış. Türk özel savaşının ekonomik politikaları değil taziye de verilen yemekler Kürtleri yoksullaştırıyormuş. Türk faşist sisteminin adaletsiz ve ahlaksız sistemi değil taziye lokmaları halkımızı yoksullaştırıyormuş. Gerçekten de bu kadar ince özel savaş taktikli bir saldırı şeytanın aklına bile gelmemiştir, gelemez. Şeytan bu kadar kötülük düşünemez. Böyle bir çirkinlik ve bir halkın kültürüne bu kadar ince bir saldırının şeytanın aklına gelemeyeceği şeytani denilen işlerden biliyoruz.

Peki bu saldırıyı düşünenlerin asıl amacı nedir? Neden böyle bir saldırı başlatma kararı almışlar? Neye varmayı hedefliyorlar? Mevcut diyanet işleri başkanı zat gelenekselci, yobaz cemaat anlayışına sahip, tam da Erdoğan’ın inandığı gibi inanan biridir. Dindar değildir.  Irkçı, mezhepçi ve nifakçı bir fesattır. Bir önceki başkan M. Görmez’in Erdoğan tarafından görevden alınmasının asıl nedeni Görmez’in Ankara Okulu çizgisine yakın olması olduğu söylendi. Felsefi, sosyolojik ve ahlaki yanı güçlü bu çizgiye yakın biri Erdoğan ile çalışamazdı. Erbaş ise gerçekten ‘erbaş’ ve ‘qêrebaş’ bir tiptir.

Bu saldırı AKP-MHP’nin herkesi Türk ve Hanefi yapma saldırısının Ali Erbaş ile diyanetteki ayağı olmaktadır.  Taziye kültürü hem dini hem de toplumsal gelenek ve kültür olarak Kürtler ile Türkler arasında görülen en güzel farklılıklardan biridir. yani ölü kaldırıldıktan sonraki ilk üç günde yaşananlar Kürtlerin kendi halk geleneklerine göre ve kendilerine hastır. Bu Kürtlerin dini ve ulusal olarak Türklerden farklı olduğunu gösteren önemli bir ayrımdır. Ve Kürt halkının toplumsallığının gücünün işaretlerinden biridir. Hakın rahmetine kavuşmuş birinin hem Alevi hem de Müslüman Kürtlerde üç gün taziyesi kurulur. Bu üç gün süresince eş, dost, akraba, çevrede rahmetlik olmuş biri olduğunu duyan hemen her kes taziye evini ziyarete gider, başsağlığı diler. Bu toplumda birbirinin acılarını paylaşma, zor günde dayanışma gösterme kültürünün devam eden çok güzel örneklerinden biridir. Ve Kürtlerde çok canlıdır. Sadece bu da değil. Taziye sahibi aileye başta yakın akraba ve dostları olmak üzere çevredeki konu komşu maddi yardım toplayarak desteğini de sunar. Özellikle yurtsever köy ve kasabalarda bunun o kadar güzel örnekleri var ki, insan ancak Kürtler adına gurur duyabilir. İşte diyanetin şeytani aklı, Kürt halkının bu güzel dayanışma, toplanma, dertleşme, yardımlaşma kültürünü ortadan kaldırmak için bu saldırıyı gündemine almıştır.

Sadece bu da değil. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Kürtler taziye indirdiklerinde oluşan ortamda sadece üzüntü yaşamaz. Taziyelerde sosyal ve siyasal meseleler üç günlük sohbetin temel konularıdır. Kürtlerde demokratik yurtsever bilincin gelişmesiyle birlikte taziyeler siyasi tartışma platformu gibi de olabilmektedir. Adap gereği taziyelerde dini bilgisi olanlar özellikle oturur. Kürt seydaları, taziyelerde AKP’nin Kürtleri dinle kandırma propagandasını boşa çıkaran sohbetler yaparlar. İşte şeytani kurum diyanet, Kürtlere mahsus tüm bu özgün ve güzel örf ve adeti yok etmek için Kürtlerdeki taziye kültürünü Türkler gibi yaparak bozmak istemektedir. Bu işi kaymakamlarla yapması planın derin olduğunu yeterince göstermektedir.

Kürtlerin doğduktan sonra konuşmaları gereken dillerini, alması gereken Kürtçe adlarını yasaklayan, Kürt olarak yaşamamaları için her türlü saldırıyı yapan, tarih, kültür sanatlarından doyasıya tat almasını engelleyen TC, Kürt düşmanlığını ölü kaldırmaya kadar vardırmıştır. Tarım ülkesine sahip Kürtleri, ürün toplamak için yaban ellere gitmeye mecbur eden, soykırımcı devlet, diyanetiyle Kürtlerin Kürt olarak ölmesine karşı durmakta, buraya da elini ve dilini uzatmaktadır. Geçenlerde bir Kürt Alevi Pîr’i Aleviler Sünni olarak ölüyor diyerek cenaze erkanlarının bozdurulduğunu anlatmaya çalışıyordu. Benzer bir şey Türk diyaneti Kürt Müslümanlara da dayatıyor. Kürt Müslümanların bu dünyadan dini ve ulusal kültürlerine göre yapılan bir anmayla göçmesine göz dikmiş.

İslam, Türk devleti Kürtleri Türk yapsın diye gelmemiştir. Allah Türk devletinin kralı değil ve sadece Türkçe bilmez. Bu topraklarda dindar olmanın yolu Türklükten geçmez. Her varlığı ayet saymış bir dini bu kadar çirkinleştirenler ancak zalim ve münafık olabilirler. Türk diyanetinin de yaptığı budur.

Başta Kürt din alimleri olmak üzere Müslüman tüm Kürtler kendilerine karşı her zaman şeytani oyunlar, tuzaklar kuran Türk diyanetinin saldırılarına karşı uyanık olmalılar. Kürtlerin Müslümanlığına, ulusal değerlerine yaptığı saldırılarına, her biçim ve düzeyde cevap vermeliler.

Yazarın diğer yazıları