Türk işgalini kabul etmiyoruz

Son dönemlerdi Brexit’ten başka bir şeyin konuşulmadığı Birleşik Kralık Parlamentosu’nda, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye dönük işgal hazırlıkları özel oturumda tartışıldı. Milletvekilleri ve Lordlar, Kürtlere ihanet ve Türk devletinin işgal saldırısı kabul etmeyeceklerini belirtti.

ALADDİNSİNAYİC / LONDRA

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük işgal girişimine Birleşik Krallık siyasetçileri önceki gün Parlamento’da düzenlenen özel oturumda büyük tepki verdi. Aynı saatlerde Birleşik Krallık Parlamentosu’nun hem Lordlar Kamarası’nda, hem de Avam Kamarası’nda saatler süren tartışmalarda Türk devletinin durdurulması istendi.

İktidar partisinden milletvekillilerin de içinde bulunduğu tüm partilerin milletvekilleri özel oturumda söz alarak Türk devletinin işgal girişimlerini ve ABD’nin çekilme kararına sert bir şekilde karşı çıkarak hükümete acil adım atma çağrısı yaptı.

Son dönemde Brexit dışında bir şey konuşmayan Birleşik Krallık  Parlamentosu (BK), Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerini acil bir şekilde gündemine aldı. İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekillerinin de içinde olduğu BK Parlamentosu’nda temsil edilen İşçi Parti, Plaid Cymru, Liberal Demokrat Parti, İskoç Ulusal Parti ve bağımsız milletvekilleri oturumda söz alarak, Kürtlerin ihanete uğradığını ve bunun karşısında sessiz kalmanın utanç kaynağı olduğunu vurguladı. Lordlar Kamarasında yapılan oturumda eleştirilere ve sorulara Devlet Bakanı Lord Ahmad cevap verirken, Avam Kamarası’ndaki oturumda da soruları Ortadoğu’ya Bakan Uluslararası Kalkınmadan sorumlu devlet bakanı Andrew Murrison yanıtladı. Yine aynı gün yapılan Uluslararası Kalkınma Komitesi toplantısında gündem Türk devletinin işgal girişimleri ve ortaya çıkartacağı sonuçlar oldu.

Hükümet Sözcüsü zorlandı

Parlamentodaki oturumda hükümet adına sorulara cevap veren devlet bakanı Andrew Murrison hem kendi partisinden hem muhalefet partisinde onlarca milletvekilinin sert eleştirileri ve sorularına tek tek cevap vermede bir hayli zorlandı. Aynı cümleleri defalarca tekrar eden Murrison, BK hükümetinin Kürtlere ihanet etmediğini, halen QSD ile birlikte çalıştıklarını, ve Türk devletinin iyi bir müttefik olduğunu ama olası bir askeri harekatı tasvip etmediklerini ve bunun karşısında duracaklarını en az 30 defa tekrarladı.

“Türkiye’nin askeri olası bir askeri harekatı, QSD’nin dikkatlerini başka yere çekecektir. Böylesi bir durum ülkemizin de güvenliğini de riske atacaktır, Kesinlikle böylesi bir askeri harekatı desteklemiyoruz. Bunun için birçok nedenimiz var. Sosyal mühendislik hesabı yaparak bir etnik temizliğe ve demografik değişime açık bir şekilde karşı duracağız. Omuz omuza savaştıklarımızı yüzüstü bırakmayız. Türkiye BK için çok önemli bir müttefik. Türkiye’ye bu konuda çok açık olduk, tek taraflı bir askeri harekata girişmemeli. Böylesi bir harekat bölgeyi istikrarsızlaştırır ve DAİŞ ile mücadeleyi sekteye uğratır.”

Büyük bedellere ihanet ediliyor

Parlamentoda yapılan oturumda söz alan milletvekillerinden İşçi Partili Gölge Dışişleri Bakanı Emily Thronberry Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği savaşta 11 bin yiğit savaşçısını yitirdiğini ve Türk devletinin işgal girişimlerine yeşil ışık yakmanın sadece Kürtleri terketmek olmadığını aynı zamanda verilen bu büyük bedellere bir ihanet olduğunu söyledi. Thronberry, “Ortadoğu’daki savaşta eski bir kural vardır: ‘Kürtler hep ihanete uğrayacak’ Belki de Trump bu eski kuralı çok zalimce  takip ediyor. Burada ve Birleşmiş Milletlere de bunu net bir şekilde söylemeliyiz; bu sefer buna izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin etnik temizlik planlarına karşı durmak gerekir. Hükümeti acil olarak BM Güvenlik Konseyi’ne ve Atlantik Konseyi’ne önerge sunarak Türkiye’nin askeri harekatını yasaklama kararı almasını sağlama çağrısı yapıyorum.”

Kürtlere sırt çevirmemeliyiz

İktidardaki Muhafazakar Parti Milletvekili Tobies Ellwood da Türk devletinin etnik temizlik planlarına dikkat çekerek şunları belirtti: “Kürtler DAİŞ’e karşı savaşta bizim sahadaki tek ortağımızdı. ABD’nin çekilmesiyle onları Türkiye’nin saldırılarıyla yüz yüze bırakıyor ve sırt çeviriyoruz. Böylesi bir durumda Kürtler kendi topraklarının savunması için savaşacaklar. Türkiye’nin 3 milyon Suriyeli mülteciyi yaratmak istediği 30 kilometrelik ‘güvenli bölgeye’ taşımak istemesi etnik temizlik anlamına geliyor. Türkiye işgal ederse, QSD buna karşı direnecek. Böylesi bir durumda DAİŞ’lilerin kaldığı kamp ve hapishanelerde güvenlik açığı oluşacak. Böylesi bir durumda binlerce DAİŞ’li kaçacak.  Dünya daha karmaşık ve tehlikeli bir hal alıyor. Uluslararası toplum birlikte hareket etmeli.”

‘Saldırıyı bize yapılmış sayarız’ denilmeli

Muhafazakar Parti milletvekili Duncan Smith ise “Türklere açık bir şekilde, ‘böylesi bir saldırıyı kendimize yapılmış sayarız’ denilmeli. Türkiye’nin işgal tehditlerine karşı daha yüksek sesle ve daha açık bir şekilde durmalıyız. Bu çok büyük ve ciddi bir sorun. DAİŞ’e karşı en büyük müttefiğimizi Türkiye’nin hatırına yalnız bırakmak ve ihanet etmek asla kabul edilemez.

İşçi Partili Galler Milletvekili Ann Clywd, “Kürt halkının tarihte birçok sefer ihanete uğradığını ve bunun halen devam ettiğini belirterek “Daha önce birçok sefer olduğu gibi Kürtler bir kez daha arkadan bıçaklanıyor. Mevcut durumda bizim de sorumluluğumuz var. Bunun için ayağa kalkmalıyız. Eğer bir şey yapmazsak, Kürtleri ölüme terk ediyoruz anlamına gelecektir.’’

Türkiye’ye yeşil ışık yakmak kalleşlik

Muhafazakar Parti Milletvekili Julian Lewis de Türkiye’ye yeşil ışık yakmanın kalleşlik olduğunu vurguladı. “Sorun ABD’nin 50 askerini çekmiş olması değildir. Eğer bizim müttefikimize saldıracak İslami rejimle yönetilen Türkiye’ye yeşil ışık yakılmışsa bu aktif bir kalleşlik ve ihanet olur. Bu 1944’te Stalin’in Hitler’e yeşil ışık yakması gibi olur.”

İskoç Ulusal Parti Milletvekili Stephen Gethins ise yaşanan durumun bir ihanet olduğunu vurgulayarak “Böylesi bir ihanetten sonra bölgede hangi güç bizimle işbirliği yapar” diye sordu.

Demokrasiyi inşa ettiler

Kısa bir süre önce kalabalık bir heyetle Rojava’yı ziyaret eden İşçi Partili Milletvekili Lloyd Russel Moyle ise Rojava Sistemi’nin demokratik yapısına vurgu yaptı. Sadece DAİŞ’e karşı savaştılar diye sahip çıkmak yanlış. Demokrasi, cinsiyet özgürlüğü ve eşitliği temelinde inşa edilen bir sistemden bahsetmemiz gerekiyor” dedi.

İşçi Partili Milletvekili Kevin Brennan “Kürtleri arkadan bıçaklamak sadece ahlaki bir hata değil, aynı zamanda stratejik bir hata. Bu durumda suç ortağı oluruz” ifadesini kullanırken,  Muhafazakar Parti Milletvekili Bob Blackman da ABD’nin çekilme kararının sadece stratejik bir hata olmadığını aynı zamanda ortada insani bir sorun olduğunu belirtti.

Blackman “En iyi müttefikimiz ABD, Suriye’deki müttefikimiz Kürtleri, diğer bir müttefikimiz olan Türk devletinin saldırılarına karşı yüzüstü bırakmıştır. Bu sadece stratejik bir hata değil, aynı zamanda insani bir sorun. Bu durumda dünyaya şu mesajı veriyoruz; eğer ABD veya İngiltere’ye güvenirseniz ihanete uğrarsınız.”

Muhafazakar Parti Milletvekili Richard Drax, “Çekilme kararı yiğit müttefikimiz Kürtlere karşı kesinlikle aktif bir ihanettir. Bu yiğit insanların televizyon ekranlarımızda hayatları için savaştıklarını izlemek istemiyoruz” dedi.

Değişim İçin Bağımsız Grup üyesi Milletvekili Mike Gapes de “Mevcut durum Suriye rejimine yardım eden Rusya ve İran’ın güçlendirecektir ve tek söz sahibi yapacaktır” dedi.

Kürtler biz ölmeyelim diye öldüler

İskoç Ulusal Parti Milletvekili Peter Grant ise yaptığı değerlendirmede Türk develetinin işgal girişimlerini durdurmak için daha fazla çaba sarf etme çağrısı yaptı.

İşçi Parti Milletvekili Luke Pollard, Türkiye’nin olası bir askeri harekatında İngiliz silahlarının kullanılmayacağı konusunda hükümet bir garanti vermesi çağrısı yaptı.

Aynı zamanda NATO Parlamenterler Meclisi Başkanı olan Milletvekili Madeline Moon 11-14 Ekim tarihlerinde Londra’da yapılacak NATO Parlamenterler Meclisi’nde bu konuyu detaylı bir şekilde gündeme getirip tartışacaklarını ifade etti.

Demokratik Birlik Partisi Milletvekili Jim Shannon da Türk devletinin yıllardır Kürtlere karşı savaş halinde olduğunu ve şu an masum insanların hayatının büyük bir tehlike altında olduğunu ifade etti.

Parlamento’nun Avam Kamarası’nda iki saat süren oturumda milletvekilleri Chris Stephen, Tom Dugendhat, Mary Robinson, Adam Holloway, Alistair Burt, Thangham Debbonaire, Bob Seely, Stephen Twigg, Allison McGovern, Crispin Blunt, Joanna Cherry, Jamie Stone, Henry Smith, Kate Osamor, Matthew Offord, Jonathan Edwards, Katherine West ve Jessica Morden da söz alarak, Türk devletinin işgal girişimlerini sert bir dille eleştirerek Birleşik Krallık’ı sorumluluğa çağırdı.

Lordlar Kamarası: Hiç mi utanç duymuyoruz?

Birleşik Krallık Parlamentosu’nun Lordlar Kamarası’nda yapılan oturumda da Türk devletinin işgal girişimlerine sert bir şekilde karşı çıkarak, Türk devletine yeşil ışık yakmanın utanç verici olduğu ifade edildi. Oturumda söz alan Lord Hannay, “Evet her ne kadar bunu istemesek te çekilme kararı ve hakkı ABD’nin kendisindedir. Bu oluşan durumdan gerçekten hiç mi utanmıyoruz? DAİŞ ile savaşta büyük bedeller ödeyen bir ortağımızın yine en büyük müttefiğimiz olan ABD tarafından ihanete uğramasından utanmıyor muyuz?” dedi.

Söz olan bir diğer lord, Lord Kerr de yine “Kürtlere ihanet etmekten hiç mi utanç duymuyoruz?” diye sordu.

Oturumda Lordların soru ve eleştirilerine Devlet Bakanı Lord Ahmad cevap verdi. Ahmad şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin askeri operasyonu ile ilgili ABD ile görüşme halindeyiz. ABD’li müttefiklerimizin bize verdiği bilgi Türkiye’nin saldırısını onaylamadıklarıdır. Türkiye’nin askeri bir operasyonu bölgeyi istikrarsızlaştıracak. Vazgeçilmelidir. Biz de tüm dikkatlerin DAİŞ ile mücadeleye verilmesi gerektiğini savunuruz. QSD, DAİŞ’in yenilmesinde anahtar müttefikimizdir. Yaratılan güven ortamı kesinlikle bozulmamalı. Bu noktada ve bölgeye istikrar getirmeye çalıştığımız bir dönemde, koalisyon ortaklarımız QSD’nin yanında durmalıyız. DAİŞ coğrafik olarak yenilse de ideolojik olarak halen yenilmiş değildir. Tüm bölgeye istikrarı getirmek için çaba harcamaya devam edeceğiz. Bir kez daha çok açık bir şekilde belirtmek isterim ki Türkiye’nin askeri müdahalesini kesinlikle desteklemiyoruz. 40 binden fazla DAİŞ’li ve aileleri kalıyor bu kamplarda, ve sorun Suriye veya bölgeyi de aşan büyüklükte. Tüm dünyayı ilgilendiren bir konu ve olası sonuçlarına hazır olmalıyız. Suriye ve Irak’ta gerekli destekleri sunduk. Bulundukları tüm devletlerde temsil edilmeleri için çaba harcıyoruz. Kürtlere ihanet eden biz değiliz, çekilme kararı veren ABD’dir. Biz QSD ile çalışmaya ve bölgeye istikrar getirmek için çaba sarf etmeye devam ediyoruz.”


Mızraklı da katıldı

Birleşik Krallık Parlamentosu komite odasında önceki akşam Londra Kürt Halk Meclisi tarafından düzenelen toplantıda Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal girişimleri ve Kürt belediyelerine yönelik kayyumlar tartışıldı. Toplantıya İşçi Parti Milletvekili Bambos Charalambous, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve Morningstar gazetesi uluslararası editörü Steve Steveny konuşmacı olarak katıldı. Yapılan toplantıya Amed Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı da Skype üzeri katıldı.

Yazarın diğer yazıları

    None Found