Türk ordusunda başkomutan NATO’da ‘uzatmalı başçavuş’

‘NATO zirvesi hala müttefik olarak sayılan Türkiye konusunda sert davranmak için ittifaka bir fırsat sağlıyor…”

Yazı böyle başlamış.

Devam ediyor:

“Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığındaki Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu’da istikrarı bozucu politikalar izliyor.”

Şunlar da aynı yazıdan:

“Bu haliyle Türkiye, NATO için bir müttefik olmaktan çok bir Rus Truva atı haline geldi.”

Yazı, Türkiye’nin “düşman Rusya’ya ve İran’a karşı NATO’ya ihtiyacı olduğu” ana tezine dayanıyor.

Yazının altında iki imza var: Eric Edelman ve Merve Tahiroğlu.

Edelman, 2003 ve 2005 yıllarında ABD’nin Türkiye’deki Büyük Elçisi. Tarihlere dikkat. Bu tarihler, Erdoğan’ın “yeniden doğduğu” yıllar. Ebe’lerden birinin Edelman olduğu çok açık. O Edelman ki, Erdoğan’ın ağzından “ABD’nin Irak’a karşı açtığı savaşta, Amerikan kuvvetlerine Türkiye topraklarını açma” sözünü almıştı. Gül, Arınç ve onlara medyada destek veren ve şimdi topun ağzına oturtulan Fehmi Koru gibi kimseler, bu konudaki tezkerenin 1 Mart günü geçmesini önlemişlerdi.

Yazıdaki ikinci isim Merve Tahiroğlu ise Foundation for Defense of Democracies adlı bir vakıfta araştırmacı olarak çalışıyor. İddiaya göre, bu vakfın başında ise Robert James Woolsey bulunmakta. Bu da, ne tesadüf, yine aynı yıllarda, 2003-2005 yıllarında CIA direktörü…

Bu bilgileri, yukarıda sözü edilen yazının taşıdığı büyük önemi anlatmak için ekledim. Yazı önemlidir ve zaten sanırım bu yazıda dile getirilen “Erdoğan’a ayar vermenin” ilk adımı geçtiğimiz gün yapılan NATO zirvesinde atıldı. Haber kısa: “NATO, ittifakın terör örgütü IŞİD’e karşı kurulan koalisyona dahil olacağını duyurdu.”

NATO’nun bu kararı elbette asıl olarak DAİŞ’i hedef almıyor. Hedefte Rusya ve İran var.

Bu kararın Türkiye ile ilgisi ne? 

Bu kararla NATO, görünüşte DAİŞ’e, gerçekte “Rusya ve İran ‘yayılmacılığına’ karşı” askeri bir harekat başlatıyor. Malum bu NATO “sivil toplum örgütü” değil, “askeri bir pakt.” Ve Türkiye de onun üyesi.

Bu durumda Türkiye NATO’yla birlikte, ağlasa da, hoplasa da, zıplasa da, höpürüp köpürse de, “Rusya’ya ve İran’a karşı” “savaş cephesine” dahil edilmiş bulunuyor. Böylece artık Erdoğan’ın “bana hareket yapmayın, Şanghay’a uçarım, S-400’leri satın alırım” deme imkanı kalmıyor. Dediği anda “savaş koşullarında NATO antlaşmasını ihlal etmiş olur” ve bunun karşılığını da çok ağır bir şekilde görür.

Demek oluyor ki, Edelman’ın makalesi, NATO mutfağında hazırlanan Erdoğan’ı zapt u rapt altına alma operasyonunun işaretini vermiş, NATO’nun “koalisyona katılması” da Erdoğan’ın “Ey Amerika, NATO” diyen ağzını kapatan ilk adım olmuş.

Farkındaysanız, reis artık “eyyy” diye konuşmaz oldu.

Birinci sonuç bu ise, ikinci sonuç, Edelman’ın yazısıyla dışa vurulan “CIA imzalı” görüşler, bilelim ki, Erdoğan’ın bürokratik aygıtında, dışa vurulmayan depremlere neden olmakta.

Söz konusu ettiğim bu yazıdan şu cümleleri de aktarayım:

“Ancak bu ilişki (NATO’nun her şeye rağmen Türkiye’ye verdiği destek ilişkisi) geçen yazki başarısız darbe girişiminden sonra, her zamankinden daha gergin hale geldi. Ordu ve bürokrasi içinde Batı yanlıları çok geniş çapta tasfiye edildi. Böylelikle Doğu ile ittifaka önem veren Avrasya vizyonu, Batı vizyonuna karşı hakim duruma geçti. Bunun da ötesinde Erdoğan, içeride çok daha zalim ve yurtdışında da çok daha yıkıcı bir hale geldi.“

Şimdi son gelişmeleri kısaca hatırlayalım: Erdoğan’ın, Yıldırım’ın ve “damat beyin” yolsuzluk dosyaları bir hafta içinde peş peşe gündeme geldi. Silah yüklü Türk gemilerine el konuldu.

Ve başlayan “darbe davası” duruşmalarında, ağır işkencelerden geçirilmiş subayların “darbe Genelkurmay ve MİT başkanlarının kontrolündeydi” ifadeleri birbirini izlemeye başladı.

Erdoğan ise, “ikinci bir 15 Temmuz’a izin vermemekten” söz ediverdi.

Yazımızı Edelman’ın bir cümlesiyle tamamlayalım:

“Brüksel bir an önce, Ankara’ya, yayılmacı bir Rusya, düşman bir İran ve Türkiye’nin en uzun toprak sınırı olan Suriye devletinin parçalanması gibi tehditleri hatırlatmalıdır.”

Türk ordusunun başkomutanı, yakında NATO ordusunun “uzatmalı başçavuşu” olarak askere alınırsa hiç şaşırmayın…

Yazarın diğer yazıları