Türkiye-AB ilişkileri: Kriz kapıda

Avrupa Parlamentosu, bugün 6 siyasi grubun verdiği ortak önergeyi oylayacak. Oy birliği olmasa bile ezici bir çoğunlukla ortak önerge AP tarafından kabul edebilecek. Bu AB tarihinde bir ilk olacak. Şimdiye dek AB hiç bir aday ülke ile üyelik müzakerelerini dondurmamıştı.

Avrupa Parlamentosu tarafından oylanacak olan Türkiye ile müzakerelerin  durdurulmasını öngören tasarı 9 maddeden oluşuyor. En önemli madde hiç kuşkusuz Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin dondurulması kararıdır. Buna göre , Türkiye ile imzalanan Katılım Ortaklığı belgesinin 5. maddesine atıf yapılarak müzakerelerin dondurulması kararı alınacak. Ayrıca yeni fasıl açılmaması ve yeni girişim başlatılmaması da öngörülüyor. Tasarıda iki önemli koşul var:

1- İdam cezası geri getirilirse, AB – Türkiye katılım süreci resmi olarak durdurulacak, müzakereler resmen askıya alınacak.  Bu son derece önemli. AB bir kez daha ilkelerini ve değerlerini hatırlatırken idam cezasının geri getirilmesinin kırmızı çizgileri olduğunun altını çizerek kararlılığını bir kez daha ifade etmiş olacaklar.

2- OHAL uygulamaları ikinci önemli koşulu oluşturuyor. Buna göre: OHAL uygulaması kapsamında alınan orantısız önlemler kaldırıldığında Türkiye ile ilişkiler yeniden gözden geçirilecek.

Müzakerelerin yeniden başlatılması, insan haklarına tam saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlanıyor.

Karar tasarısında HDP milletvekillerinin tutuklanması önemle altı çizilerek yer alıyor. Bu hukuksuzluk kınanıyor. 

Türkiyenin vize serbestisi için gerekli 72 koşuldan 7 sinin yerine getirmediğinin vurgulandığı metinde dikkat çeken noktalardan birini oluşturuyor. 

Gün boyu bu gelişmeler yaşanırken olabilecekleri önceden kestiren Erdoğan yanıtı İSEDAK toplantısında sabahın erken saatlerinde veriyor. Erdoğan oylamanın kedileri için hiçbir kıymetinin olmadığını ilan ediyor. 

Türkiyede basın ve hükümet çevreleri ağız birliği etmişçesine, AP’nin oylayacağı karar tasarısının hukuki bağlayacılığının olmadığını söylüyorlar. Unutmayalım ki AP, Avrupa Birliğinin yasama organıdır. Kararları öncelikle üyeleri için saygın ve bağlayıcı olacaktır. Bu bağlayıcılık ve kararların etkisi elbetteki aday ülke Türkiye içinde önemli sonuçlar doğuracaktır. Kaldıki AB Bakanlar komitesinin Aralık ayı toplantısında ana gündemlerden biride bu karar olacaktır.

Elbette bu kararın siyasi, diplomatik ve ekonomik sonuçları olacak. Her ne kadar Erdoğan bu kararı tanımayacağını peşinen ilan etsede bu kararların sonuçlarının Türkiye açısından ciddi sorunlara yol açacağını düşünüyorum. Her ne kadar AP taslak önergede ekonomik yaptırımlar öngörülmüyorsa da bu kararın ekonomiye olumsuz etkileri olacaktır.

Erdoğanın Şanghay İşbirliği örgütüne gireriz resti gerçekçi bulunmuyor.  Bu arada Türkiyenin Şanghay Enerji Kulübünün 2017 dönem başkanlığına getirildiği haberleri ajanslara düşüyor. Bu hamlenin zamanlaması doğrusu çok manidar!

Türkiyenin batıdan ayrılarak yeni mecralara savrulması kaygı verici bulunabilir. Ancak bu savrulma konjonktürel olmaktan öteye geçemeyecektir. Bir NATO üyesi olarak Türkiyenin müttefiklerinin gözünün içine bakarak saf değiştirebileceğini düşünmüyorum. Nitekim dün Almanya Türkiyeye sert bir nota verdi. İlişkiler giderek sertleşebilir ancak. Ankaranın problemli dili, tehditkar ve şantaj dolu mesajları Berlin’in sert tepkisi ile karşılaştı. Eğer batı ile gerilimi yükseltip nihayetinde ipleri kopararak Şanghay İşbirliği örgütüne gireriz diye düşünüyorlarsa yanıldıklarını en kısa zamanda anlayacaklardır. Bu sefer biz kandırıldık deselerde kimse inanmayacak. Yok eğer bu yaklaşımı batıdan daha fazla taviz koparmak için bir taktik adım olarak düşünüyorlarsa yine kaybedecekler çünkü  NATO Genel Sekreteri özellikle Rus hava savunma füzeleri alımı ile ilgili uyarısının mürekebi daha kurumadı. Daha öncede Çin ile füze geliştirme konusunda uzun yıllar müzakere yürütmüş nihayetinde batıdan yükselen yüksek sese kulak vererek bu ihaleyi iptal etmişlerdi. 

Erdoğan ve AKP, Türkiyeyi adım adım “batıdan”  uzaklaştırmaya çalışsalarda bu sandıkları gibi kolay olmayacak. İçeride inşaa etmek istedikleri “otoriter rejim” çabaları başarıya ulaşamayacak.

Yazarın diğer yazıları