Türkiye anahtarını Kürdistan’da kaybetmiş ABD ve Rusya’da arıyor

NATO demek her şeyden önce “ordu” demek.

15 Temmuz darbesi, NATO’nun Güney Doğu Kanadını büyük ölçüde çökertti.

Yabancı haber ajansları Türk ordusunun “enkaz” haline geldiğini yazıyor. Daha önce “NATO’nun güvenilmez ortağı” denilen Türkiye, artık “NATO’nun en azından kısa ve orta vadede işe yaramaz ortağı” haline geldi.

Aslında NATO’cu terminolojiyle konuşursak Türkiye’nin “jeo-stratejik” önemi Sovyet sisteminin çökmesinden sonra büyük ölçüde azalmıştı. Rusya bugün küresel ekonomik pazarın bir parçası. Çin de öyle. Her iki ülke küresel sermayeyle şu ya da bu ölçüde iç içe. Artık iki karşıt sistem arasında çatışma yok. Aynı kumaştan dokunmuş küresel devletler arasında “rekabet” var. Bu rekabet elbette netamelidir. Ucu savaşa bile açılır. Ama bu rekabetin eski “iki kutuplu dünyadaki” çatışma ortamıyla uzak yakın ilgisi yok.

O “iki kutuplu dünyada” sosyalizm ne kadar eleştirilse de, bir “güvence” idi. Örneğin Sovyetler yıkılmadan önce ABD Basra’da sadece “nöbet” tuttu. Sovyetler yıkıldıktan sonra Birinci ve İkinci Basra savaşlarında ABD artık Ortadoğu’nun hakimi oldu.

Bu analiz şunu gösteriyor: Artık Türkiye bir tür “ping pong topu” değerinde. Masada kimin tarafına düşersen, o sana elindeki raketle çakıp, rakibe karşı bir sayı yapacak.

Yani Türkiye artık ABD’nin, NATO’nun stratejik müttefiki değil.

Rusya’nın stratejik müttefiki olabilir mi?

Olamaz.

Çünkü ABD ile Rusya arasındaki ilişkiler vaktiyle Sovyetlerle ABD arasındaki ilişkiler gibi “uzlaşmaz” çelişkili bir ilişki değil. Her iki taraf şu meselede kavga ederse, bu meselede anlaşır. Kavga ettikleri sürece Türkiye’ye “stratejik ortak” yemini atarlar. Anlaştıkları zaman, “ping pong topunu” rakibin sahasına atmak yerine, bir raket darbesiyle dışarıya atarlar.

Örnek mi istiyorsunuz?

Buyurun Suriye’yi…Türkiye burada “ping pong topu” olmadı mı? Ve sonunda ABD ile Rusya en azından Esad rejiminin yıkılmasına karşı bir uzlaşmaya varmadı mı? O andan sonra da, sert raket vuruşlarından biri olarak 15 Temmuz darbesiyle Türk ping pong topu “kırıma uğrayıverdi”… Ortada kötü bir aseton kokusu var.

Şimdi Türk devlet başkanı Erdoğan Putun’le buluşmak üzere Petersburg’a gidiyor.

Erdoğan yanlısı medyada 15 Temmuz darbesinin ABD tarafından yapıldığı artık daha yüksek sesle dile getiriliyor. Bu gürültü, vaktiyle Ergenekoncu generallerin sözünü ettiği “Rusya, Çin, İran” eksenine “kayışı” mı, yoksa ABD’ye karşı bir “şantajı” mı ifade ediyor, bunu ileride anlayacağız.

Şimdilik söylenecek olan şudur:

Türkiye ABD ile Rusya arasındaki “masa tenisi maçlarında”, basit bir “ping pong topu” mu olacak, kah masanın bir tarafında karşı tarafa, kah öteki tarafında diğer tarafa sayı mı kazandıracak, bu arada her darbede kendi içine çöküp, zıplayamaz hale mi gelecek?

Yoksa “şahsiyetli” bir dış politika yoluna mı koyulacak?

Türkiye’nin önünde üç yol var:

Birincisi, “eski yol”: NATO’cu, Amerikancı istikamet. Şimdi büyük bir kriz yaşıyor.

İkinci yol, “yol bile değil… Rusya’yla birlikte Şanghay beşlisine yakınlaşma… Bu yol “yeni bir dünya kurulur Türkiye orada yerini alır” diyen İnönü’nün yaşadığı trajedinin tekrarı. Bu defa “traji komedi” olacak.

Üçüncü yola gelince: Bu yol çok açık bir yol… Hemen şimdi Rojava’yla anlaşmak, Kuzey’de savaşı durdurmak, Kürdistan’ın bütün parçalarıyla aradaki sınırları kaldırmadan, “geçişken” hale getirerek, İran’a, Irak’a ve Suriye’ye yepyeni bir perspektif sunmak: Ortadoğu Ortak Evi…

İşte o zaman hiç kimse Türkiye’de darbe tezgahlayamaz. İç savaş kışkırtamaz. Ekonomik sabotaj yapamaz.

Birinci yolda bunların hepsi oldu. İkinci yola girerseniz beteri olur.

Üçüncü yol kurtuluştur: Ne Amerika Ne Rusya…

Aynı zamanda Amerika’yla ve Rusya’yla barışçı ilişkiler, AB ile Ortadoğu arasında uygarlık köprüsü…

Türkiye’ye barış, huzur, istikrar ve refah…

Kürtlere karşı” bir gün ABD’yle, ertesi gün Rusya’yla işbirliği aramak yanlıştır. Çünkü siz “Türkiye için kurtuluş kapısının” anahtarını Kürdistan’da kaybettiniz, Rusya’da ve Amerika’da boşuna aramayınız

Yazarın diğer yazıları