Türkiye Katar’laşabilir mi?

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) uzun süredir beklenen Rakka operasyonunu başlattı. Aynı günlerde ABD Başkanı Trump Suudi Arabistan’ı ziyaret etti ve hemen sonrasında başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere neredeyse bütün Körfez ülkeleri Katar’la diplomatik ilişkilerini kesme kararı aldı.

Başdöndürücü şeyler oluyor Ortadoğu’da; her şey o kadar hızlı değişiyor ki, kimin nerede durduğunu ve mevcut pozisyonu ne kadar koruyabileceğini kestiremiyorsunuz. 

Türkiye’ye içerden bakınca sanki AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarı hiç bitmeyecek gibi görünüyor, ama bir mesafeden bakınca günümüz Ortadoğu’sunda hiç bir siyasal partinin, hiç bir liderin yerinin o kadar da sağlam olmadığını görüyorsunuz.

Daha yakın zamana kadar kim; Esad Suriye’sinin, Kaddafi Libya’sının bir gün bu hale geleceğini düşünürdü. Halbuki Kaddafi artık yok, Esad da bırakın Suriye’yi yönetmeyi kendisi ve ailesinin güvenliği konusunda dahi derin endişeler taşır hale gelmiş durumda

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AKP’nin içerde bin bir numara ile aldığı oyun iktidara tutunmak için bir yere kadar karşılığı var; bir yerden sonra iktidarınızı sürdürmek için içerde aldığınız oyun hiç bir karşılığı kalmaz; kendinizi tıpkı Katar gibi uluslararası tecrite uğramış bulabilirsiniz! 

Halbuki Türkiye, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın uzattığı eli tutsaydı bölgenin en güçlü ülkesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan da en güçlü lideri olabilirdi, ama tam tersi oldu. Türkiye artık tıpkı diğer Ortadoğu ülkeleri gibi uluslararası müdahalelere açık bir ülke, Cumhurbaşkanı Erdoğan da uluslararası saygınlığını yitirmiş sıradan bir Ortadoğu lideridir.

IŞİD’le mücadele Türk Devleti ve Kürt halkı arasında süregelen çatışmanın bitirilmesi, Ortadoğu’da yeni demokratik, barışçıl bir sürecin başlangıcına dönüştürülebilirdi. O zaman Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayın Öcalan’la birlikte tarihsel bir kişiliğe dönüşür, bütün Ortadoğu halkları da kendisini saygı ve minnetle anarlardı.

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun tam tersini yaptı; Suriye’de başlayan süreci Kürtlerin topyekün tasfiyesi için bir fırsata dönüştürmeye çalıştı. Hatta işi şu anda dünyanın en büyük kötülüğünü temsil eden IŞİD’e karşı kahramanca savaşan YPG’iyi vurmaya kadar götürdü.

Türkiye hem sözüm onu IŞİD karşıtı koalisyonda yer alıyor, hem de IŞİD karşı en etkili mücadeleyi veren her ulustan Suriye Demokratik Güçlerine karşı açıktan düşmanlık yapıyor.

Kürt fobisi Türkiye’nin iç ve dış siyasetini esir almış durumda; Kürt karşıtlığında Türkiye’nin uzlaşamayacağı hiç bir güç yok, buna IŞİD de dahil; aslında elinden gelse YPG’ye karşı IŞİD’i silahlandıracak, destek verecek ama uluslararası kontrol arttığı için bunu artık açıktan yapamıyor. 

Ortadoğu’da IŞİD’e karşı mücadeleyi zorlaştıran iki ülke var, bunlardan biri Katar, diğeri ise Türkiye. Mevcut pozisyonundan dolayı Katar uluslararası tecritle karşı karşıya, Türkiye ise hem Batı hem de İslam dünyasında hiç bir itibarı olmayan bir ülke konumuna geldi.

IŞİD’e karşı mücadelenin üç önemli ayağı var; bunlardan ilki ve en önemlisi IŞİD’e karşı inançlı kararlı bir kara gücünün oluşturulması, ikincisi askeri istihbarat ve üçüncüsü ise hava gücünün IŞİD’e karşı etkili kullanılması.

Türkiye’nin ısrarlı YPG düşmanlığı karada IŞİD’e karşı en etkili mücadeleyi veren güçleri zora sokuyor, Almanya ise AWAKS’lar ve Tornadolarla IŞİD’e karşı istihbarat akışını sağlıyorlar. ABD güçleri ise havadan Almanların verdiği istihbarat ile IŞİD hedeflerini vuruyor. ABD ile açıktan çatışmayı göze alamayan Türkiye alsında ABD ile var olan sorunlarını Almanya ve Kürtlerle çatışarak çözmeye çalışıyor.

Halbuki YPG IŞİD karşıtı mücadelede artık asla ikame edilemez yerine başka bir şey konulamaz bir güce dönüştü. YPG sadece elinde silah IŞİD karşı savaşan adam ve kadınlardan oluşmuyor. YPG bütün Ortadoğu’da başka bir yaşam biçimini temsil ediyor. Almanya ise İncirlik’te IŞİD karşıtı koalisyonun gözü kulağı durumunda. Türkiye ise IŞİD karşıtı koalisyonun bu iki gücü ile çatışıyor.

Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ya bu durumu görüp başta Kürt sorunu olamak üzere bölgenin demokratikleşmesi konusunda yeni ve gerçekçi bir pozisyon alacak ya da Türkiye Katar’laşacak!

Yazarın diğer yazıları