Türkiye yine işgale hazırlanıyor

Zeki AKIL

Türk savaş hükümeti Kürt halkının varlığını ve bütün kazanımlarını ortadan kaldırma saldırılarını sürdürüyor. Bütün iç ve dış politikasını buna endekslemiş. Erdoğan bunu gizleme gereği de duymuyor. Bahçeli’de doğrultu vermeye devam ediyor. Özellikle İstanbul seçimlerini kaybettikten sonra Erdoğan savaşı tırmandırmaya başladı. İmralı ile yaptıkları görüşmeler istedikleri sonuçları vermedi. Önder Apo yumuşak güçle sorunları çözelim, savaşı devreden çıkaralım, dedi. Ayrıca 30-40 gün içinde hükümetin tavrı netleşir diye tahminde bulundu. Tahminde bulunduğu gibi hükümetin tutumu savaşı ağırlaştırarak sürdürme yönünde netleşti.

Türk yöneticileri Efrîn’den Bradost yani İran sınırına kadar Kürt koridorunu dağıtacağız, diyorlar. Türkiye sınırları içinde üstünlük sağladık, Efrîn’i işgal ettik, Bradost’ta bazı stratejik noktaları ele geçirdik. Şimdi de Fırat’ın doğusundan Şengal’a kadar temizleyeceğiz, Kandil dahil bütün alanlarını yerle yeksan edeceğiz diye basına açıklamalar yapıyorlar. Cizre ve Sur gibi tarihi Kürt merkezlerini tanklarla vurduklarında Bahçeli taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmayacak, diyordu. Mevcut ittifak bu politikayı bütün Kürt topraklarına yaymış durumda.

Önceki gece yine Mahmur kampını Türk uçakları bombaladı. Bütün dünya Türk saldırılarını büyük bir sessizlik içinde izliyor. Güney hükümeti ve Bağdat sessiz kalınca diğerleri için de iş kolaylaşıyor. Bütün dünya Türkiye’nin Suriye ve Irak topraklarına saldırılarını ibret verici bir ilgisizlik ve sessizlik içinde izliyor. Bu durum Türk devletini hem cesaretlendiriyor hem de işini kolaylaştırıyor.

Türk devleti Rusya ile kamuoyuna açıklanmayan pazarlıklar yapıyor. Şimdi Suriye sınırına yine güç yığıp tekrar saldırma hazırlığı yağıyorsa bu Rusya’dan kopuk ve habersiz değildir. Ayrıca ABD tutarlı ve etkili bir tutum alırsa yine Türkiye kuzey ve doğu Suriye halklarını böyle tehdit edemez. Türkiye’nin Suriye üzerinde bir hakkı yok. Ayrıca Efrîn örneğinde görüldüğü gibi çok kötü bir sicili var. Etnik temizlik yaptıkları gibi her türlü savaş ve insanlık suçlarını işlemişler.

Suriye devletinden ses çıkmıyor. İşgal edilecek topraklar sanki Suriye’ye ait değilmiş gibi. Rejim Suriye’yi iktidarının geçerli olduğu bölgeler olarak ele alıyor anlaşılan. Halbuki kuzey Suriyeli güçler rejimle anlaşma ve Suriye’nin toprak birliğini garanti altına alma çağrıları yaptı. Şam hükümeti ne olmasını bekliyor, anlaşılmıyor. Türklerin işgali yaygınlaşırsa bu Suriye’nin hayrına olmayacaktır. Bu yeni acılar ve yeni çatışmalar anlamına gelecektir.

Bu durumda asıl yük yine Suriye halklarının omuzlarına kalıyor. Öncelikle üç ayak üzerinden hızla hazırlıkların yürütülmesi ve tamamlanması gerekir. Tam bir seferberlik halinde öz savunma örgütlenmelidir. Bunun yanında savaşa karşı olan ve Türk işgalinden zarar görecek bütün güçleri harekete geçirmek gerekiyor. Etkili bir diplomasi ve halkları bilgilendirecek basın çalışmasını örgütlemek çok önemlidir. Diğer en önemli ayak ise kuzey Suriye halklarının savaş koşullarına göre yaşamını örgütlemesi ve direnişe geçmesidir. Şimdiki durumda kuzey Suriye halkları son derece özgür ve güvenlikli bir ortamda yaşıyorlar. Bütün inançlar ve kültürler, kimlikler barış içinde bir arada yaşıyorlar. Bu Ortadoğu gibi bir bölge için olağanüstü bir kazanç. Türk devleti gibi faşist ve despotik güçlerin en çok korktuğu yanlardan birisi de demokratik bir toplum modelinin ortaya çıkmasıdır.

Türk devleti hep ortamı terörize etti. Yüzyıllara dayanan Kürt sorununu PKK ve terör sorununa indirgeyerek tarihi inkar ve imha projesini tamamlamak istiyor. Suriye gibi yıkıma uğramış bir ülkede herkesin barış ve demokrasi için çabalaması gerekirken Türkiye tersini yapıyor. Yıkımı ve kargaşayı derinleştirmekle meşgul. Sınırlarımda Kürt kalmasın, çeteler mi gelir, kaos mu olur önemli değil diyor. Görünürde ABD ve Rusya dahil birçok güç Suriye’de savaşa son vererek bir çözüm arayışında. Ama Türkiye hepsinin gözü önünde Suriye’ye yeni katliamlar ve yıkımlar götürmekle meşgul. Yıkım ve işgale karşı Suriye halklarının kendisini savunma hakkı var. Dünya halklarını da duyarlı kılarak, bütün Suriye’nin demokratik güçlerini birleştirerek işgale karşı halkların barikatını kurmanın zamanıdır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found