Türkiye’de kadın sorununa PEMBE çözüm!

Türkiye’de gelişen olaylar karşısında artık şaşırma duygumuzu yitirdik. Bu durumumuzu kimse yadırgamasın. Artık “böyle bir şey olamaz, bu mümkün değil” diyemiyoruz. Çünkü insanlık değerleri Erdoğan faşizminin oluşturduğu sistemle dibe vurmuş durumda. Bundan sonra şaşıracağımız şeyler elbette bu sistemde direnişle yaratılacak kırılmalarla açığa çıkacak değerler olacaktır. Kazanılan kadın hakları, insan hakları, demokratik ölçülerin gelişmesi ve yükselmesi, cinsiyetçiliğin kırılması vs. yönündeki gelişmeler…

Erdoğan faşizminin yaratmış olduğu ucube erkek tipi kadın ve çocuk tecavüzlerini, tacizini, şiddetini ve katliamını günlük hayatın bir parçası haline getirdi. Türkiye’de artık şort giyen kadınlar yolcu otobüslerinde, hamile kadınlar park alanlarında tekme, tokat şiddete maruz kalıyor, sözlü tacize uğruyor. Çocuklar toplu cinsel istismara uğruyor, fuhşa bulaştırılıyor. Çözümsüz ve umutsuz hale gelen gençler uyuşturucunun pençesinde. Her gün sokak ortasında bonzai komasına girmiş manzaralarla karşılaşıyoruz. Kadınların büyük bir mücadele ve bedelle kazanmış olduğu tüm hakları gasp ediliyor. Erdoğan faşizminin ‘Büyük Türkiye’ resmi bu. Bu saydıklarım sayamadıklarımın üçte biri bile değil. 

Bu hale gelmiş bir toplumu toparlama yöntemi dikkat çekici. Otobüste, tramvayda yolculuk ederken, durakta beklerken şiddete, tacize maruz kalan kadınlara ‘PEMBE bir çözüm’ bulmuş. Pembe vagonlar, pembe duraklar, pembe otobüsler… Çok yakında da pembe panjurlu evler, yatak odaları, mutfaklar uygulaması devreye girerse şaşmayalım. Kadının kimlik tanımı pembe. Cinsiyetin tanımı pembe ve mavi renk üzerinden yapılır. Bu renk ayırımının bilincine varmış tüm kadınlardan özür dileyerek, yeniden vurgulamak zorunda kalıyorum; nüfus cüzdanlarının rengi bile hala pembe ve mavi. Kıyafet seçimleri bile bu renklere göre yapılır. Çocuk odalarının rengi böyle belirlenir, beşikler bu renge boyanır, emzikler, zıbınlar pembe ve mavi olarak seçilir. Oyuncaklar kız ve erkek çocuklarının cinsiyetine göre tasarlanır. Kızlar mutfak araç gereçlerinden oluşan oyuncaklarla, oyuncak bebeklerle, erkekler oyuncak arabalarla, silahlarla, atlarla oynar. Cinsiyet kodlamaları böyle belirlenir. 

Yani kadınlara toz pembe bir hayat ve hayaller, erkeklere mavi ve sonsuz, gerçek bir dünya. Kadınların düşündüğü yaşam ancak kurabileceği pembe hayallerde olabilir. Gerçek dünya ve yaşam erkeğe göre tasarlanır; orası erkeğin alanıdır. Kadınlara da “bu dünyanın sınırlarını zorlama, zorlarsan eğer başına gelebilecek her türlü felaketten sen sorumlu olursun” denilir. Çünkü erkeği tahrik eden ve suça sevk eden kadın olarak görülür.

*** 

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca kadınların dünyanın genelinde bu zihniyet ve bu zihniyetin yaratmış olduğu sisteme karşı yürüttüğü büyük mücadeleler oldu. Bu mücadele temelinde kazandığı haklar oldu. Faşizmin yeniden yükselişe geçtiği tüm ülkelerde kadınlar kazandıkları hakları savunmanın mücadelesini yürüttü ve yürütüyor. Türkiye’de de faşizmi yenecek olan bundan sonra da kadınların örgütlü mücadelesi olacaktır. Erdoğan faşizmi de toplumun kırılma noktası olarak önce kadınları seçti. Kadınlar üzerinde geliştirdiği soykırım politikalarını toplumun tüm kesimlerine karşı adım adım uygulamaya başladı. 

Türkiye’de yaşayan tüm etnik, dini yapılara ve halklara karşı geliştirmiş olduğu kültürel, fiziki ve siyasi soykırım operasyonlarının startını kadınlara yönelik başlattığı soykırımla verdi. Bu soykırıma da Kürdistan ile başladı. Ona karşı direnecek olan en güçlü odak hangisiyse ilk önce onu hedefledi. Kentsel, fiziki ve siyasi soykırımı bir arada yürüttü. Kadın siyasetçiler, aktivistleri tutuklamakla başladı işe. Daha sonra da kadınların oluşturduğu yaşam ve mücadele alanlarının hepsini hedefine alarak KHK’larla gasp etti. Kürdistan’da başlayan soykırım şimdi adım adım Türkiye’nin tüm kentlerine, bölgelerine yayılmaya başlıyor. Türkiye’de faşizme karşı büyük bir direniş cephesi oluşturarak faşizmi yenebilecek olan kadınlardır. Kadınların örgütlü mücadelesidir. Gökkuşağı renginde, adil, eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı hayal eden ve kendisini yaşamın asıl öznesi olarak gören tüm kadınlar, Erdoğan faşizminin pembe hayat projesine milyonları bulacak bir direnişle cevap vermeli. 

Yazarın diğer yazıları