Türkiye’nin başı beladan kurtulmuyor

Kürtler tarihte hiç olmadığı kadar isimlerinden bahsettiriyorlar. 2011 yılından itibaren Suriye’de yaşanan gelişmelerle güvenlik-savunma, toplumsal ilişkileri ve yönetimi yeniden düzenleme anlamında ciddi bir hakimiyet oluşturdular. Öncesi Rojhilat, Güney ve Kuzey Kürdistan’da ciddi bir mücadele deneyimine sahiplerdi. DAİŞ’e karşı yürüttükleri güçlü savaşta kazandıkları zaferler ile daha fazla görünür oldular. Kürtler hem DAİŞ’e karşı mücadele yürüttü hem de yaşadıkları topraklarda insanların ortak yaşam paydaları oluşturabileceğini de gösterdiler. Kısacası kirlenen dünyanın kendi sabunuyla temizlenebileceğini anlattılar. Öyle güvenlik gerekçesiyle kirlenmeden de yaşanabileceğini tüm siyasetçilere de anlatmış oldular.

Şu an dünyada en çok konuşulanların başında Kürtler geliyor. Ama Türklerin de konuşulduğunu görmezden gelemeyiz. Hangi konular üzerinden Türklerden bahsediliyora bakacak olursak;

Amerikan Senatosunda, Kuzey Suriye’de Türk devletinin savaş ve soykırım suçu işlediği yüksek sesle dile getirildi. Türk devletinin soykırımcı bir devlet olduğu Ermeni Soykırımının kabulü için yeniden gündeme getirildi. Türk devletin sicilinin geçmişte de temiz olmadığını anlatmak için sağlam gerekçeler üzerine konularak yapıldı.

Türk devletinin tarihinde Halk Bank’ın hiç olmadığı kadar kirlendiğini yine bu son dönemlerde gördük. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı 15 Ekim’de “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımların paravan şirketler aracılığıyla delmek, banka dolandırmak için komplo kurmak, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal etmek için komplo kurmak, kara para aklamak amacıyla komplo kurmak gibi suçlamaların yer aldığı iddianame hazırlamıştı. Şimdi ise zat-ı alileri Hakan Atilla, Borsa İstanbul’un genel müdürü olarak atanarak yeni komplolara devam etmenin icazetini almış oldu.

Yine yeni dönemin Türkiyesi için en önemli kazanımlardan birisi de alameti Türk devletinden menkul Ebu Bekir Bağdadi’ydi. Bağdadi Türkiye sınırına 5 km uzaklıkta askeri bir operasyon sonucu öldürüldü. Türkiye’nin 12 gözlem noktası, Soçi mutabakatında İdlib’in garantörü, DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyonun üyelerinden birisi olan Türkiye. Ancak bu operasyon Türkiye’ye haber verilmeden yapıldı. Bunların hepsi Türk devletinin komplocu ve güvenilir bir ülke olmadığının göstergesidir.

Türk devletinin Kuzey Suriye’ye yaptığı saldırılarda, sivilleri, sağlıkçıları hedef aldığı ortaya çıktı. En son Til Temir’de Free Burma Rangers (bu ekip bir süredir Şengal ve Kuzey Doğu Suriye’deki savaşta yaralananlara sağlık hizmeti sunuyor) çalışanlarına bomba yağdıran Türk devletinin saldırıları sonucu ekibin üyesi Doktor Zau Seng yaşamını yitirirken, Free Burma Rangers koordinatörü Mihemed de yaralandı. Ekip, yaptığı açıklamada Türk devletinin bilerek onları hedeflediklerini ifade etti.

İşgal saldırısının ilk günlerinde Suriye’nin Geleceği Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef Türk ordusu tarafından katledildi. Bazıları bu konuyu Türk ordusu kapsamında ele almıyor. Hatırlarsak Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP grup toplantısında bu orduyu yerli ve milli ordu diye tanıttı. Milli Savunma Bakanlığı’nın  maaşlı askerleridir. Öyle Sur, Cizre, Şırnak, Gever’deki gibi ‘biz değil Fetöcülerdi’ denilebilir. Bu gücü sadece mayın tarlasını sürülmüşler olarak tanımlamak duyguları hamase etse de gerçeği yansıtmayacaktır. Bu güç Türk ordusunun stratejik parçasıdır. İşledikleri soykırımı ve savaş suçlarının sorumluluğuna da sahiptir. Bu paramiliter gücün sorumlusu Türk Ordusudur. Sadece AKP iktidarı değil. Mesele hükümeti aşmıştır.

Son dakika haberlerinden biri de Çavuşoğlu’nun aldığı rüşvetler…

Donald Trump’ın tutuklu eski kampanya direktörü Paul Manafort’un lobicilik faaliyetlerinde bulunmaları için AKPM’deki parlamenterlere ödemelerde bulunduğu, Ukrayna seçimlerine müdahalede bulunulduğu gündemde. Organized Crime and Corruption Reporting Project kapsamında, Manafort’un e-posta yazışmaları yayımlanarak, Ukrayna’nın siyasetini etkilemek üzere Avrupalı parlamenterlere ödeme yapılmasını sağladığı iddia ediliyor.

Şimdi bu kadar kirle Türkler nasıl var olacak, buna da artık Türkler yoğun tartışmalı. Kürtler Türkiye’nin demokratikleşmesi için oldukça çaba harcadılar. Kürdistan halkı ulusal birliğini sağlayıp, daha demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir toplumsal ilişki inşasını da gerçekleştirmek için de çaba harcıyorlar. Kısacası biraz hareket…

Yazarın diğer yazıları