Türkiye’nin fabrika ayarları IV: HDP

HDP’nin devamı sayılabileceği siyasi parti geleneği 1990’lara kadara dayanır. HEP ile başlayıp HDP’ye kadar uzanan süreç, esas olarak Kürt sorununa demokratik yaklaşımın arayışları ile TC’nin Türkçü ve İslamcı damarının direnişinin tarihi olarak kabul edilmelidir. Yıllardır sadece Kürt topraklarını değil, Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini de gasp eden bu devlet, hilelerle Kürtleri ve diğer etnik/dini farklılıkları dışarıda bırakacak bir sistemle, yani yapısal ırkçılıkla- yazılı olarak yasalarda yer almayan ama fiili olarak uygulanan ırkçı ve ayrımcı pratik- ayakta tutmaktadır. Bu nedenle de TC’nin kuruluşundan itibaren Kürtlerin hak taleplerine, katliam ve soykırımlarla yanıt verilmektedir. Baskılara direnenleri “terörist” ilan eden bu anlayış, demokratik hiçbir gelişmeye izin verme taraftarı değildir. HEP ile başlayıp HDP’ye uzanan bu siyasi partiler, kendi hukuklarına dahi uymayan metotlarla kapatıldılar. Amaç, Kürt sorununun da içinde çözülebileceği demokratik bir ortamı engellemek, böylece kendi çeteleşmiş dar grup iktidarını devam ettirebilmek. 

Peki neden bu partilerin açılışına izin verildi? Temel sebep demokrasi/Cumhuriyetle yönetildikleri iddiasını desteklemek. Kesinlikle dar bir bölgenin dışına çıkışına, Türkiye solu ve muhalefetiyle özellikle de büyük bir blok olan Alevilerle bütünleşmesine izin vermeyecek mekanizmaları oluşturarak kurulmalarına göz yumdu. Böylece hem önüne konan yüzde 10 barajını aşamayacak ve ‘zamanı geldiğinde’ sihirli sözcük olan ‘teröre destek veriyor’ iddiasıyla kolayca kapatılabileceklerdi. Basit ve sorunsuz yöntem. Ayrıca kapatmanın başka “yararlı” yönleri de var. Örneğin yoksul Kürt halkının paralarıyla oluşturulan bu partilerin tüm mal varlığına el konularak başka bir açıdan daha zarar vermek, yıldırmak.   

Hesaba katılmayan Kürtlerin inadı ve azmi, HDP’nin Kürtler için konulan yüzde 10 barajını aşması bütün bu mekanizmanın işlevsizleşmesi anlamına gelmiş oldu. Tam bu noktada tüm göstermelik demokrasi oyunları sona erecek ve acil koduyla 1930’lu yılların fabrika ayarlarına geri dönülmesi gerekecekti. İşte 7 Haziran sonrası başlayan ve 15 Temmuz -görünürde AKP’nin ancak Ergenekon, Nasyonal sol ve Kemalist damar CHP’nin ortaklaşa koalisyonu- ile tüm demokratik kazanımlar rafa kaldırılarak; TC’nin esas fabrika ayarları olan tek adam/parti, tek din, tek bayrak rejimine geri dönüldü. Bütün bunların acilen yapılmasına yol açan ise HDP’nin ciddi bir muhalefet partisi olarak Türkiye’de karşılık bulmasıydı. Bu yedi saatlik MGK ve birbirine güç gösterisinde bulunun nasyonal sol, Müslüman Kardeşler’in Türkiye versiyonu, Kemalist bagaj CHP, Türkçü damar MHP başta olmak üzere tüm parçalar anında tekrara bir araya gelerek, deste yeniden karılmaya başlanmış oldu. Sonrasını biliyoruz. 

Bugün Adalet Yürüyüşü iddiasıyla yolan çıkan CHP’nin amacının da adalet olmadığını biliyoruz. Üzerinde anlaştıkları gibi, plan devam etmektedir. Buradaki amaç kendi kitlesinin artık mevcut baskıları taşıyamayacak kıvama gelmiş olması. Dolayısıyla bu yürüyüşle kitlenin gazını alarak, potansiyel itiraz dinamiğinin Kürt hareketi ve HDP ile birleşme olasılığını ortadan kaldıracak başka bir tedbir olarak işletilmektedir. Çünkü CHP içinde ciddi bir Kürt Alevi ve özellikle geçmişte sol arka planı olan kitle var. Mevcut cinsiyetçi, şoven ve dinci baskıları taşıyamayacak bir birikime ulaşmış burjuva kesim var. 

İşte bütün mesele bu kitleyi HDP’ye kaptırmamak, Kürtleri, solu, gayri müslimler ve diğer muhalif kesimleri iktidar alanına yaklaştırmadan ama kontrol dışına çıkmasına da izin vermeden kontrol altında tutabilmek. Bunu yapmak için de CHP’nin yeniden parlatılması gerekmektedir. Dolayısıyla pek aşina olduğumuz gibi biraz yürüdükten sonra evlere döndürülecek olan kitlenin, en az bir yıl yetecek kadar gazı alınmış olacak. İşte bütün bunlara Kürt hareketinin etkisi ve HDP’nin başarısı neden olmuş durumda. Bu nedenle bütün devlete bir format atılarak fabrika ayarlarına geri dönülüyor.

Sonuç: HDP’nin varlığını kabul edip etmeme ile birlikte TC’nin mevcut yapısıyla ne kadar devam edip etmeyeceği sorularının yanıtı olacaktır. Hep birlikte göreceğiz.

Yazarın diğer yazıları