Türkiye’nin Kürt düşmanlığına payanda olacak Kürt yok

Türk devletinin Kürt düşmanlığı ve Kürdistan işgalciliğine karşı Güney Kürdistan’dan tepkiler giderek artıyor. Güney Kürdistan Bölgesel Hükümeti yetkilileriyle geliştirdikleri ilişkileri ‘dostane ilişki’ diye nitelendirseler de, Kürtler bu ilişkinin neye karşı ve niçin geliştirildiğinin farkında. ‘Irak’ın Kuzey’inde bir Kürt oluşumuna izin vermeyiz’ sözlerini Kürtlere unutturacak, Kürt inkarına dayanan soykırımcı politikalardan vazgeçildiğini gösterecek herhangi bir adımın Türk devleti tarafından henüz atılmadığını biliyorlar. Yine Güney Kürdistan halkı, Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da gerçekleştirdiği siyasi ve fiziki soykırım operasyonlarını yakından takip ediyor. Ve bu soykırım uygulamalarına yönelik tepkisini yer yer protesto yürüyüşleri düzenleyerek, eylem çadırları açarak geçtiğimiz son bir yıl içerisinde ortaya koydu. Yanı sıra Türk devletinin, Rojava düşmanlığını okuyabiliyor. 

Türk devletinin Kürt düşmanlığı, -bazı siyasi ve hükümet yetkililerini çıkarırsak- Güney Kürdistan halkını çok ciddi bir biçimde rahatsız ediyor. Türk Başbakanı Binali Yıldırım’ın KDP Genel Başkanı ve görev süresi tamamlandığı halde henüz görevi devretmeyen Mesud Barzani’nin yanında PKK ve PYD’yi ‘terörist’ olarak nitelendirmesini de içine sindiremedi. Hatta Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak kabul ettikleri PKK’nin ve Rojava Kürdistanı’nın siyasal parti yapılanması olan PYD’nin bir Kürt liderin yanında Binali Yıldırım tarafından terörist olarak tanımlanmasını, büyük bir utançla izlediklerini ifade ettiler. KDP dışındaki diğer siyasi partiler, buna yönelik tepkilerini de Barzani ve Yıldırım’ın yapmış olduğu ortak basın açıklamasından birkaç gün sonra PYD’nin Kürdistan bölgesinde bulunan temsilciliğini ziyaret ederek ortaya koydular. 

Kürtler arası birlik mesajlarının, çağrılarının yoğunlaştığı böyle bir süreçte, Kürt’ü Kürt’e kırdırmak ve yeni bir kardeş kavgası yaratmak, ancak akıntıya karşı boşa kürek çekmek olabilir. Kısacası Türk devletinin ‘PKK-PYD terörist’ tanımlaması, Güney Kürdistan halkı tarafından kabul edilebilecek ve sindirilebilecek bir tanımlama değil. Yine ‘Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon yaparız, PKK’yi Şengal’den çıkarırız’ tehditlerine, Peşmergeyê Derîn olarak bilinen Irak BAAS rejimine karşı büyük bir direniş gösteren ve halk içerisinde büyük bir saygınlıkları olan, kabul edilen eski peşmergeler verdi. Geçtiğimiz günlerde Güney Kürdistan’ın birçok kentinden bir araya gelerek, konvoy halinde Kandil dağına silahlarıyla gittiler. Burada bir basın açıklaması yaparak ulusal birlik çağrısında bulundular. Kandil’e yönelik olası bir operasyon durumunda hangi tarafta yer alacaklarının mesajını verdiler. Kürt toplumunda ve medyasında bu açıklama büyük bir yankı buldu. "PKK Şengal’den çıkmalı” açıklamalarına da Peşmergeyê Derîn’ler "PKK’yi Şengal’den nasıl çıkartacaklarını tartışan ve bunun üzerine planlar yapanlar, PKK’ye Şengal’de yaptıklarına karşı ödül vermeyi tartışmaları gerekir” tepkisini gösterdiler. 

Peşmergeyê Derîn’lerin 6 Ocak’ta Kandil’de yaptıkları basın açıklamasından bir hafta sonra da Güney Kürdistanlı üç yüze yakın genç, Kandil dağına gitti. Güney Kürdistan’ın en eski ve deneyimli peşmergelerinden sonra Güney Kürdistan’ın en dinamik ve genç yapısının bu tutumunu, Kürt güçleri ve başta Türk devleti olmak üzere Kürt düşmanlığı yapan güçler nasıl okumalı? Bu tutum Kürt güçlerine ulusal birliğe doğru atılacak adımların hızlandırılmasını ve hiçbir gücün Kürt’ü Kürt’e karşı artık kırdırtamayacağını, bunun bir parçası olacak Kürt işbirlikçilerinin de Kürdistan’da kendisine yaşam alanı bulamayacağının mesajını verdi. Kürt düşmanlarına da PKK-PYD’yi terörist olarak görmediklerini, bu tanımlamayı kabul etmediklerini ve PKK-PYD’ye karşı olası bir savaş durumunda da yer alacakları safın PKK-PYD safları olduğunu bir kez daha hatırlattılar. Güney Kürdistan’dan gelişen bu tepkiler, Kürt düşmanlığı yapan ve Kürdistan’ı işgal planları geliştiren Türk devletine bir kez daha etraflıca düşünme, Türk devletine bölgede Kürt’e düşmanlık mı yoksa dostluk ve kardeşlik mi kazandırır sorusunu gündemine alarak akıllıca yeni planlar yapma fırsatı da verdi.  

Türkiye’nin PKK, dolayısıyla Kürt düşmanlığına destek almak için daha bir hafta önce görüştüğü Irak Başbakanı Haydar el Abadi’nin de "PKK’ye karşı savaşmayacağız” yanıtını verdiğini de öğrendik. Ne bölgesel ne de uluslararası güçlerden Kürt düşmanlığı ve Kürdistan’ı işgal planlarına karşı yeterli destek alamayan Türkiye, bu aşamadan sonra kendisine payanda olabilecek Kürt de bulamayacaktır. Güney Kürdistan halkı, hiçbir gücün Türk devletinin bu planlarıyla işbirliği içerisinde olmasına izin vermeyecektir ve ulusal birlikten yana tutumunu gittikçe daha çok örgütleyecektir.  

Yazarın diğer yazıları