Türklerin hayatında Rusya zamanı

Osmanlı hanedanlığında Türkler, ilk defa İttihat ve Terakki iktidarıyla tarih sahnesine çıktılar. Türkün ordusu, o yıllarda Almanya tarafından giydirilip silahlandırılıyor ve hizmete sürülüyordu. Çarıklı ordu, ilk defa Almanya’nın hizmetindeyken potinle tanıştı.

Çanakkale’de ölen 250 bin askerin bir bölümünün ayağı potinliydi. Arabistan çöllerinde bozguna uğrayan askerler, bir türlü alışamadıkları potinleri atıp yalın ayak kaçmışlardı.

Ama Almanlarla bağları, bu savaşla bitmedi. Türk halkı, Nazilerin yükselişi sürecinde “hayata Alman tarzı takılmaya devam” etti. Hitler bıyığı ve Nazi selamı modaydı.

Nazilerin yenilgisinden sonra Amerikancılık ve “NATO kafa” süreci başladı. Türk ordusu çadır bezinden dikilmiş libastan kurtuldu. Amerikan bağışı yünlüler giymeye başladı. Ayaklarına uzun konçlu botlar, sırtlarına da soğuk geçirmez parka…

 Türk halkı “Alabluz, alakarson” veya “havaalanı tarzı” denilen Amerikan asker traşını pek sevdi. Aynı tarz traşlılar, uzaktan uzağa “hey Coniy” diye seslenerek birbirini selamlıyorlardı.

Yine, şehirlerde ceketsiz ve üstelik kısa kollu gömlekle sokağa çıkma ilk defa bu dönemde görüldü. Bu Amerikan tarzı giyim biçimiydi. Sonra yaygınlaştı ve genel kabul gördü.

Boyama sarışın kadınlar çoğaldı. Kimi ev kadınları, sabahları işe giden kocalarının ardından el sallayarak “bay bay şekerim” demeye başladılar. Amerika’dan ithal buzdolapları, misafir odasının baş köşesine oturtulup zenginlik alameti olarak gelene, gidene gösterildi.

1960’larda boy vermeye başlayan, “devrimci” gençler arasında, Amerikan postalı ve asker parka modası aldı başını yürüdü. Yenice, ama hakiki bir postal altın değerindeydi. Çöplük malı postallar ve yırtık, sökük parkalar bile karaborsada yüksek fiyattan alıcı buluyordu.

Postallı ve parkalı gençler, sokaklarda “kahrolsun Amerikan emperyalizmi” haykırışıyla rap rap yürüyorlardı. Bugünkü iktidarın şefleri, o zaman polisin himayesinde, bugünler için yetişen şagirt veya çıraktı. Bugünün büyükleri, solculara taş yağdırıp sopa sallayarak “dinsizler, Moskova’ya!” bağırıyorlardı.

Çünkü Amerika, dolayısıyla NATO, resmi olarak Türk ve İslamın koruyucusu, karşı blokun lideri Rusya da dinsiz, imansız, kızıl emperyalisti. Bazı türbanlı kadınlar, çocuklarını “sus, yoksa seni kızıl Ruslara veririm” diye tehdit ederek terbiye ediyorlardı, o günlerde…

Rusya, dişlerinden kan damlayan canavar olarak gösteriliyordu. Amerika ise melekti. Çünkü Amerika ve NATO Türk ordusunu giydiriyor, neferlerin eline tüfek veriyor, ayrıca tanklar, toplar, uçaklarla takviye ediyor, Türk halkının beslenmesi için de süt tozu, peynir dağıtıyor, üstüne ek olarak, “TC’yi küçük Amerika yapmak” üzere, sadaka cinsinden bağışlar sunuyordu.

Derken gün döndü, 1990’lardan bugüne, ağırdan ağıra devran değişti. Daha verimli alıcı bulununca, NATO ve Amerika’ya bağlılık süreci bitti. Düşman değişti. Şimdi Ruslar zamanı. Eski dostlar ise düşman…

Bu ne biçim müttefiklik, nasıl ortaklıktır, anlayamıyorum. Amerikalı rahip, NATO üyesi Yunanistan’ın askerleri, Fransa, Almanya ve Hollanda’nın yurttaşları, değiş-tokuş için, Türklerin elinde rehine. Hiç utanası yok bunların. Dost diye ülkelerine gelenler, rehine alınıyorlar.

Güya Türkler, hala NATO üyesi ama, düşmanlık manzarası bu boyutta yani. Türk medyası dün de, “şok” uyarısıyla “kara haber” veriyordu:

“Amerika ve Fransa, Suriye’de bize karşı yığınak yapıyor!..” Amerika ve Fransa dedikleri ise NATO’nun omurgası ülkeler.

Ve Türk devleti, şimdilerde Rusya, Suriye’de en başta öne sürülen Müslüman Kardeşlerin (İhvan) gayri meşru evladı IŞİD çetesinden türeme ÖSO ve eski düşman İran ile müttefik.

TC, bunlardan aldığı arka ile Osmanlı’nın hayaletini ortalıkta dolaştırmaya çalışıyor.

Rusya’nın etekleri altında, Afrika’da yayılma amaçlı üsler kuruyor, dünyanın neresinde Kürt yaşıyorsa orayı işgal etme saldırıları düzenliyor. Efrîn, Rusların ilk kanlı hediyesiydi, Türklere…

Efrîn’e karşılık, Rusya’nın yanında yer aldılar. NATO ve Amerika ilan edilmiş düşman oldu.

Atom bombasını üretecek tesislerin temeline de, önceki gün Putin’in katılımıyla ilk beton döküldü. Bu tesislerin künyesinde, “elektrik üretimi merkezi” diye yazılı. Ama unutmamak gerek. Elektrik üreten atom santralı, ufak bir çevirimle, atom bomba da yapıyor.

Özetlersek, dün top, tüfek, süt tozu, peynir, askeri giyim karşılığında Batı’nın kazancına bekçilik eden TC, şimdi Rusya’ya verdiği hizmete mukabilinde, atom tesisi yolda.

Bir zamanlar Amerikan yaşama biçimini taklit eden kimi Türkler ise yeni hayata uyum için, Rusları incelemeye, AKP sosyetesinin nazeninleri de, Rus kadınlarına benzeme hevesiyle boyanarak sarışınlaşmaya başladılar, bile.

“Milli ve yerli mafya” ise Rus uğraşdaşlarıyla sarmaşık zaten…

Yani, Türklerin hayatında Rusya zamanıdır. Bu zamanı, bir zamanlar Saddam da yaşamıştı. Sonra, insanlık suçlusu olarak ipe yürüdü…

Yazarın diğer yazıları