Türkülü bir yürüyüş

Doğduğumuz yüzyıla türkülü bir yürüyüş olarak doğdu PKK. Öncü PKK kadroları, hiç kimsenin bilmediği, hemen herkesin unuttuğu özgürlük türküsünü Önder Öcalan öncülüğünde yeniden bestelediler ve o ezgiyle çağı aşan bir yürüyüş başlattılar.

PKK, tarihi boyunca çeşitli dönemler, aşamalar yaşadı ve her dönemin farklı sloganı oldu. Bugünlerde en fazla aklımıza gelen slogan ise “PKK halktır, halk burada” sloganıdır.

PKK halktır sözü, PKK’nin kuruluş koşulları, gerçeği, amaçları ve gelecek hedeflerini tümden ortaya koyan en özlü sözdür. Kürt halkı şahsında, halk gerçeğinin hiçleştirildiği bir çağda halk olmak, bir parti için en dipten başlamaktı. PKK öyle başladı.

Kürt halkının içinden çıkan ve kendi toplumsallığını arayan Önder Abdullah Öcalan’ın Türkiye sosyalist devrim mücadelesi içindeki çalışmaları “Kürdistan sömürgedir” teziyle yönünü netleştirdi ve kendi toplumsallığını arayış giderek kendi toplumsallığını inşa amacına dönüştü. Zira, katılacağı bir özgür toplumsallığın olmayışı Önder Apo’nun en temel tespitlerindendir. Önder Apo öncülüğündeki Apocu grubun kalkıştığı, özünde bir halkın küllerinden o halkı diriltmenin ütopik inşacılığıydı. Küllenmişti, çünkü Kürt halkı üzerinde yürütülen soykırım Kürt halkından geriye sadece kül mahiyetinde kalıntılar bırakmıştı. Ütopikti, çünkü tek canlı, hiç kimse o küllerden, zamanın insanlarının deyişiyle kuru odunlardan, yaşam inşa edileceği inancına sahip değildi.

Önder Apo’nun öncülüğünde başlayan mücadele, Kürdistan özgürlük mücadelesinin başarılmadan Türkiye’de sosyalist devrimin gerçekleşmeyeceğini öngördü.

Türkiyeli devrimci önderlerden İbrahim Kaypakkaya’nın Fikir Kulüpleri Federasyonu Kurultayında “Kürtler de bir ulustur ve kendi kaderlerini belirleme hakları vardır” sözü dönemin devrim teorisinin şekillenmesinde etkili oldu.

Deniz Gezmiş’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!” şeklinde biten son sözleri, vasiyet olarak tüm devrimcilerin zihnine kazındı. Vasiyeti yerine getirmenin ateşten tarihini başlatmak ise herkesin başarabileceği bir görev değildi. Ancak PKK, bu vasiyeti gerçekleştirmeye aday bir parti olarak ortaya çıktı.

Kürt’ün zerresini bırakmayacak kadar inkara odaklanmış bir Türkiye gerçeğinin değiştirilmeden özgürleşmenin gerçekleşmeyeceği inancı, dönemin hem Türkiyeli hem Kürdistanlı örgütleri içinde sarsıcı tartışmalar başlattı. Hatta tüm örgütleri derinden sarstı.

PKK kurucu üyelerinden bir arkadaşın anlatımındaki bir örnek dikkate değerdir. Serxwebûn gazetesinin çıkarılmasının ardından, gazeteye yönelik büyük saldırılar olur. Saldırılar salt devletten değildir, farklı işbirlikçi kesimlerin de saldırıları vardır. Öyle bir dönemde yarısından azının kurtarılıp dağıtılabildiği Serxwebûn gazetesinin kendi sayısından kat kat fazla insanı kazanması, kendi örgütünden kopararak PKK sempatizanlığına getirmesi, PKK’nin düşünsel gücünden, teorisinin haklılığından kaynaklanmaktadır. Özcesi şudur: PKK, çağını en iyi tahlil eden, çağ koşullarını tahlil etmek kadar Kürt toplumunun nasıl yaşayacağına dair en zor ama en güzel fikirleri ortaya koyan ideolojik öncülüklü bir halk hareketidir.

Halk PKK’ye çocuklarını verdi, evindeki tek ekmeğin yarısını verdi, yaşamına bedel olan renklerini verdi. Farklı dönemlerde farklı ezgilerle şarkılar yaptı, PKK’yi kendi yaşamıyla bütünleştirdi. PKK gerillalarının kahramanlığını kendi kutsalı yaptı. Duaları, oyunları, beğenilerini ve yaşam tarzlarını buna göre yeniden şekillendirdi. Fıkralarını dahi PKK ve PKK’li halkın direnişi etrafında yeniden yarattı, anlattı. PKK bir halk idi ve giderek PKK yaşayan, varolan bir halkın kendisi oldu.

Bugün PKK’nin halklaşması, salt Kürt halkıyla sınırlı değil, tüm dünya halklarını kucaklayan bir hakikate dönüşmüştür. Özgür yaşamın adı tüm halklarda PKK olmuştur.

Harflerin ölüm gerekçesi sayıldığı zamanlarda dahi Kürt halkı PKK’yi sahiplenmenin büyük bedellerinden kaçmadı. Acısını onurla karşıladı.

İşte “Va yê PKK ra bû” sözlerinden Şervano’ya gelen türkülü yürüyüş tüm görkemiyle devam ediyor. Her türküye PKK ruhu katılıyor, her türküye PKK direnişi, yaşamı, özgürlük mücadeleciliği, hayalleri katılıyor. Kürt halkının kılcal damarlarında dolaşan PKK nefes oluyor, an oluyor ve şarkı olup günyüzüne çıkmaya devam ediyor. Anaların bu türküyle çocuklarını toprağa verişinin, bu türküler eşliğinde oğullarının vasiyetini yerine getirmenin halayına duruşunun tanımlara sığmayan büyüklüğüne tanıklık ediyoruz. Kemal Pirlerden Beritanlara, Agitlerden Zilanlara, Çiyagerlerden Nucanlara ve en son Zinlerden Tolhildanlara, tüm gerillalara ve şervanlara kadar uzanan PKK şehit gerçeğinden biliyoruz ki, bu türkü hiç bitmeyecek. Halkımız kazanacak, PKK kazanacak. Mutlaka kazanacak.

Yazarın diğer yazıları