Türk’ün Türk ile savaşı yeni başlıyor!..

Türk’ün Türkle iktidar kavgası, Kürdün davası değil, gırtlaklaşmanın telaşında da değildir. Çünkü, ortak hiç bir hisleri, insani duyarlılık konusunda müşterekleri, aralarında inanç ortaklığının da kırıntısı yoktur, asla olmadı.

“Ortak din bağı” diyeniniz varsa eğer, o da yalan: Yer yüzündeki her İslam kendincedir. Rejime (yönetim şekli), konuma göre değişken, Türkün İslamı da kendince ve giderek, namazda, oruçta görün, gerisinde ne yaparsan yap dedirten IŞİD İslamıyla çakışıp bütünselleşiyor: Din sentezli ırkçı…

Kürtler, bunların neyi ile bir ve beraber olsundu? İnsanlık diye hangi dallarına tutunsun, kötü yazılmış kaderde, sevinçlerin coşkusu kıvançta sarmaş dolaş olsun, kötü gününde yardımına koşsundu? Hiç…

Onlar, son 32 yıldır, Türk ırkçılığıyla İslama perçini olan “Türk-İslam sentezi”nin demir ökçesi altında ezilip, kırımlar, yıkım ve yangınlardan geçerken, ülkelerinin semaları kan kokusuyla tütsülenirken, ötekinin vicdanı ölü, merhameti felç de değil, katildi…

Hangi birlik, her yer katillerle doluydu. Talancılar, hırsızlar, yangıncı ve yıkımlarla…

“Müslümanın kanı, malı, mülkü Müslümana haramdır” ayetine inanmış gibi görünen Türk kamu vicdanı, acılar içinde kıvranan yaralıya zoraki gülümseyen düşman bile değildi

Kürdistan, depremin altında kalmış Van’ın, bir arada katledilmiş Roboskîli çocukların yasını tutarken, Türkler, gökte çiçeklenen havai fişeklerin ışığında göbek atarak yılbaşını kutluyorlardı. Varto, Sur, Cizîra Botan, Gever, Nisêbîn, İdil, Şırnak ve Lice karadan ve havadan gelen bombalarla yıkılırken, katledilmiş kadınların çıplaklığı yol boylarında teşhir edilip, evinin eşiğinde kurşunlanmış Taybet kadının cesedi, aç köpeklere yem olsun diye, yedi gün boyunca köşe başında bekletilirken, öldürülmüş çocukların cesedi buzdolaplarında muhafaza edilirken, nişancı katiller çocuk avlarken uzak komşu Türk’ün vicdanı, (elleri öpülesi Şebnem Fincancı ve isimleri tek tek sayılacak insanca yürekler hariç) ölüydü.

Çünkü, onlar soylu, Kürtler de esir alınmış köleleriydi. Kürt’ün katli, ülkesinin yangını, onurunun çiğnenmesi ona haktı.

O nedenle, Kürtler söz konusu ise eğer, birbirine besledikleri düşmanlıklar anında diniyor, aralarındaki çekişme bitiyor, diş gıcırtıları susuyor, vahşete çağrı üzere bir ve beraber oluyorlardı.

Misal, şimdi efendisinin elini ısırıp, darbecilikle orta yerine pislediği için tutuklu olan eski Yugoslavya (Kosova doğumlu) yurttaşı, General Adem Hududi, daha dün 50 bin kişilik ordunun başında Botan şehirlerine saldırdığında “fatih” naralarıyla övgüye boğuluyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, onu kutlamak için yanına koşuyor, “zafer ihsan eyleyen Allaha şükür” adına, yan yana namaza duruyordu.

Kürt katilleri “vatansever” ve “Allahın askeri Türk”tü, orada. Türkler JÖH, PÖH, ÇÖH’ler olarak, “teröristlerle savaşan kahraman”dı.

Kadere bakın, aynı adamlar, yüzlerine sıçramış Kürt kanıyla, şimdi övgü çıplağı “hain”dir. Efendisine başkaldırdığı için ölüsü şehit değil, “geberdi”dir. Leş olarak yerde sürüklenmeyi, kafası atanın tekme atsak haktır.

Kürtler, bu ruh halinin nesi ile ortak bir gelecek kurmak için, mücadele versin ki?

Kürtlerin yeri ve tavrı konusunda, gerçeğin tesbitinden sonra, 15 Temmuz’da yaşanan olay, Erdoğan rejimin, darbeye darbe vurma baskınıdır. Ancak, beklentinin de ötesinde bir şiddetle karşılık görmüş ve TC darbeler tarihinde, her şey benzeri olmayan şekilde, kanlı cereyan etmiştir.  

Erdoğan, şimdilik bu iç savaşın galibi gibi görünüyor. Ancak, hiç bir şey sanıldığı gibi değildir. Bastırılmış gibi görünen darbeye kan sıçradı. Kan ise çiçek açmıyor. Bunca kandan sonra, Türkün Türkle iktidar savaşı daha yeni başlıyor.

Bunca mağdur ve mazlum varken, olayların nerede ve nasıl duracağı ise Mısır’daki Enver Sedat, Pakistanlı Ziya Ül Hak’ın kaderinde görüldüğü üzere, her zaman belli değildir.

Üstelik Pakistan ve Mısır’dan faklı olarak, burada kanayan bir Kürdistan olayı vardır. IŞİD kini ile yaklaşım Kürdistan meselesini, sonunda darbecilerin öne atılmasında gerekçe bile oldu.

14 yılın birikmişi bunca kan ve acının müssebibi biri, mağdur galip rolü oynayarak geleceği kurtaramaz artık.

Yazarın diğer yazıları