Üçlü suç ortaklığı!

Almanya Gündemi

TBMM Dışişleri Komisyonu’nun AKP, CHP ve MHP’li üyeleri Federal Meclis’te oylanacak olan "101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması" başlığını taşıyan önerge hakkında ortak bir bildirisi kaleme aldı. Uyarı niteliğinde olan bildiri şu cümlelerle sonlandırılıyor: "Nihai noktada, Türkiye ile Almanya’nın dostluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar vereceği endişesi taşıdığımız böylesi bir tasarının Federal Meclis’ten geçmemesi, aklıselimin de galip geldiğinin en önemli göstergesi olacaktır". 

Türkiye’nin başına kara bir bulut gibi çöken bu üçlü koalisyon dehşetengiz performanslarını göstermeye devam ediyor. Kürt siyasetini tamamen ortadan kaldırma amaçlı geliştirilen dokunulmazlık hamlesi ile ete kemiğe bürünen üçlü koalisyon anlaşılan bundan sonraki süreçte daha da yakınlaşacak. Koalisyonun en çok efor gösteren lideri de kuşkusuz Kılıçdaroğlu. Burada bir parantez açalım; Kılıçdaroğlu parçası olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğu dokunulmazlıklar senaryosunun daha gerçekçi görünmesi için "Gün demokrasiyi savunma günüdür" sözleri ile eğreti bir muhaliflik sergilemiş, tabanını da aptal yerine koymaktan hiç çekinmemişti. 

Siyaset dünyasındaki varlığı Erdoğan’ı eleştirme üzerine şekillenen Kılıçdaroğlu, ne kadar samimi olduğunu da her defasında pratikleri ile ortaya koydu. Orduya sınır ötesinde operasyon yetkisi veren, yabancı askerlerin de Türkiye üzerinden geçiş yapmasını sağlayan tezkereye onay da bizzat savaşa karşı olduğunu söyleyen CHP onayı ile meclisten geçmişti. CHP lideri Kılıçdaroğlu şimdi aynı performansı Almanya Federal Meclis’te oylanacak Ermeni Soykırım tasarısı ile ilgili sergiliyor. Zira Kılıçdaroğlu, Merkel ve diğer liderlere 5 ayrı mektup gönderdiğini açıkladı. Mektuptaki kaygılar, üçlü koalisyon bildirisi ile ortak ibareler taşıyor: "Türkiye- Almanya ilişkilerine muhtemel olumsuz yansımaları olmasından ve telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmasından derin endişe duyuyoruz." Bu açıklamalar sürpriz kategorisinde değerlendirilmeyecek açıklamalardır. 

Asıl sürpriz İttihat ve Terakki geleneğini devralan devletin kurucu partisi CHP’nin liderinden tersi yönde yapılacak açıklamalar olurdu. Bugüne kadar kuru Erdoğan söylemleri ile edilgen bir muhalefet sergileyen Kılıçdaroğlu Kürtler ile ilgili konularda rotasını asla şaşırmadı. Son olarak Ermeni Soykırım tasarısı ile ilgili sergilediği performanslar ile görüyoruz ki; devletin inkar geleneğinin temsilcisi olan bir partinin lideri olan Kılıçdaroğlu bu geleneğin bir devamcısı olarak yoluna devam ediyor/edecek. 

Bir toplumun hafızası bütünlük arz eder. Tarih uyanı bırakıp, uymayanı cımbızlama imkanından mahrum eder. Fakat red ve inkar politikası üzerine kurulu Türkiye Cumhuriyeti, yine inkar yöntemiyle yazdırdığı resmi tarihte, jenerasyonlara homojen bir kimlik aktarımı hedefledi. Kılıçdaroğlu’nun bu realite karşısında Almanya’ya gönderdiği mektuptaki: ‘Tarihin tartışmalı dönemleri, yetkili uzmanların arşivleri ve tarihsel kayıtları tarafsız, sansürsüz, önyargısız ve bilimsel metotlarla inceleyip değerlendirmesiyle mümkün olabilir" söylemi, sergilediği inkar politikası ile çelişen söylemlerdir.

Almanya Federal Meclisi’nde gündeme gelen soykırım tasarısının kabulü bundan sonraki tartışmalar için oldukça önemli. Meclis’te desteklenecek bir karar, tartışmalardaki manipülasyonları da daha aza indirgeyecektir. Zira üçlü koalisyon çerçevesinde; gazetecisi, yazarı, siyasetçisi, genci ile birlikte inkar politikasında seferberlik geliştiren bir Türkiye gerçekliği söz konusu. Almanya’nın kendi sorumluluğunu da masaya yatırması yine tartışmaların rotasını olumlu yönde etkileyecektir. 

Yazarın diğer yazıları