Uğursuz komplo ezilecek

Halkların önderi, Öcalan yoldaş şahsında gerçekleşen komplo 19. yılında. Komplonun beli kırılsa da hala sürüyor, sürdürülmek isteniyor.

Kürdistan Özgürlük Hareketi gelişmeye başladıkça, bizzat Öcalan’a yönelik bin bir türlü komplo ve fiziki imha girişimleri oldu. Ama elleri ayakları birbirine dolandı, beceremediler.

Sonuçta uluslararası bir alçaklık koalisyonu ve komplosu ile esir alıp diri diri yerin dibine, beton hücreye gömmek istediler. Ama bunu da başaramadılar. Ne Sayın Öcalan buna boyun eğdi ne de halk. İlk günden beri komploya karşı canını ateş topu yapıp direnen Kürdistan gençliği ve halk bu komploya dur dedi, geçit vermedi. Bugün uluslararası bir dayanışma ile birlikte bu alçak komploya dur diyoruz. Çünkü uluslararası bir alçaklık komplosu ancak uluslararası bir devrimci direnişle bozguna uğratılabilir.

Niçin böylesine bir alçaklık koalisyonu oluştu ve niçin Öcalan yoldaş şahsında Kürdistan halkını hedef aldı?

Reel sosyalizmin çöküşüyle birlikte zafer sarhoşu olan gericilik şaha kalkmış ve kapsamlı bir saldırıya geçmişti.

Öcalan yoldaş ‘’Ortadoğu’da Kürdistan devrimine dayalı yeni bir Ekim devrimi… Hatta kapsamı ve etkileri açısından daha da kalıcı olabilecek bir devrim… Bunu başarabiliriz, halklarımızın bu potansiyeli ve buna ihtiyacı var“ diyordu. Bütün ezilenleri bu temelde birliğe ve birlikte mücadeleye çağırıyordu.

Körfez savaşı başlamadan çok önceleri, Öcalan ‘’Irak’tan başlayıp bütün Ortadoğu’yu Lübnanlaştırmak isteyenler ver. Bizi de bu oyunlara çekmek istiyorlar. Biz bunun farkındayız ve bu oyunlara düşmeyiz. Ama herkes de dikkat etmeli, kimse bu oyunlara düşmemeli“ diyerek bütün siyasetçileri uyarıyordu. Sonuç olarak da ‘’Ortadoğu’da ne dar sınıfçılık, ne dar milliyetçilik-mezhepçilik-dincilik ne de aşiretçilik ve ailecilik kurtuluştur. Tersine, hepimizi de felakete götürür. Tutarlı bir yurtseverlik ve en geniş demokrasi, herkese en geniş demokrasi… Ancak o zaman hepimiz de biraz nefes alabiliriz“ diyordu.

Öcalan bunları söylerken, 1991 seçimlerinden sonra Demirel-İnönü hükümeti kurulmuştu. ‘’Kürt realitesini tanıyoruz“ diyorlardı. Özal, Öcalan ile görüşmeleri için özel elçilerini Şam’a gönderiyordu. Bu sırada İçişleri Bakanı İsmet Sezgin başkanlığında büyük bir heyet Şam’ı ziyaret etti. TRT haberlerine göre İsmet Sezgin başkanlığındaki heyet ‘’Suriye hükümetinden Öcalan’ın iadesini“ istiyordu. Haberi dinleyen Öcalan ise:

‘’İşte görüyorsunuz… Burada neyimiz var? Elimizde üç beş dağ taş parçası, kayalıklar var. Ama bize bunu bile çok görüyorlar. Acaba onlar benim yerimde olsa ne yaparlar?“ Tepeden tırnağa kahramanca süren bu direniş ve mücadele, Öcalan’ın alçakça bir komployla kaçırılıp esir alınmasıyla bitti mi, yenildi mi?

Cevabını bizim lafla vermemize bile gerek yok aslında. En ağır saldırılara karşı çıplak bedenini siper edinen Kürdistan gençliği bunun cevabını her gün veriyor.

Son iki yılda, Erdoğan diktasının her alanda başlattığı kapsamlı ve kanlı saldırılar, katliamlar halkı teslim alamadı, diz çöktüremedi.

Yerle bir edilen Cizre, Şırnak, Sur, Lice, Nusaybin, Gever başta olmak üzere her yerde halk yeni direniş ve kahramanlık destanları yazdı. Yeni nesil de bu destanlarla büyüyor.

Rojava’da, Şengal’de direnen halk ve devrim savaşçıları sadece Kürdistan’ın değil, Ortadoğu’nun da tarihini yazıyor, kaderini değiştiriyor.

Abdullah Öcalan tecride alınmadan önce,  kendisine ‘’Şartlarınız nasıl, özgür müsünüz?“ diye soran HDP heyetine: Halk özgür mü? Halk özgür değilse ben nasıl özgür olurum. Halk ne kadar özgürse ben de o kadar özgürüm“ diyordu.

Halklarımız ne kadar özgürse Öcalan da o kadar özgürdür ve O ne kadar özgürse halklarımız da o kadar özgür olabilir.

AKP yalakası tetikçi ‘’… PKK ve HDP’nin sürekli baskı altında tutulması hedefleniyor“ diyor. Bunun birinci hedefi de Öcalan’dır.

Bugün Öcalan hala tecritte, hücrede ve esirdir. Bizler de…

O zindan duvarları yıkılmadıkça hiç birimiz özgür olamayız.

Komplocuları kesin olarak bozguna uğratmak ve bütün duvarları yıkmak zorundayız.

Yazarın diğer yazıları