Ufkumuz kararmasın diyorsak ‘Kandil seçim oyununa’ hayır!

Veysi SARISÖZEN

Pazartesi günü yayınlanan yazımda „Millet İttifak“ı gecikmeden „Kandil seçim oyununu“ açığa vurmalı demiştim. Yazıyı gönderdikten sonra öğrendim ki, CHP Grup Başkan Vekili „Kandil oyunu“ hakkında konuşmuş.

Konuşmasında CHP’nin klasik „Öcalan’la masaya oturdunuz, Kandil’le konuştunuz“ türü lafları, „Mehmetçiğin yanındayız“ türü alışılmış sözleri ayıklayarak, Özgür Özel’in açıklamasındaki önemli bölümü aktarıyorum:

„Seçimden ümidi kalmayanlar, Kandil’e gitmeyi, Kandil’e bayrak dikmeyi, PKK’nın boşalttığı Kandil’in dağlarını F-16’lar ile vurup buradan seçimde bir şey, bir güç elde etmeyi düşünmektedirler. Son 16 günde Kandil’e girme hesapları askeri ve milli menfaatleri değil, sadece ve sadece siyasi menfaatleri ifade etmektedir. Kimse Mehmetçik’i 24 Haziran seçim hesaplarına alet etmeye çalışmasın.“

CHP „seçim pusulalarını asker kanına boyama“ oyununu belli ki görmüş. Gecikerek olsa da gerekenleri söylemiş. Ancak yine de yapılan açıklamada, „Mehmetçik ne yaparsa arkasındayız“ lafı, „Oyun“ hazırlayanlara verilmiş bir „açık çek“ gibi açıklamanın ruhuna aykırı duruyor.

„Mehmetçik’i Kandil Dağlarına sürerlerse“, onun „arkasında“ nasıl durulacak? Erdoğan’ın tezgahladığı „Kandil seçim oyununun“ esası da zaten „Millet İttifakı’nı Başkomutan Erdoğan’ın emrindeki Mehmetçik’in arkasına almak“ değil mi?

Bu oyunu bozmanın yolu, „sen artık gidicisin, Amerikan tabirini biraz değiştirip söyleyecek olursak sen ‘topal kazsın’, şairin dediği gibi „ördeklerden bir filo, bir de kazdan Amiral“ seçim eşiğinde savaş kararı veremez, Kandil konusu ele alınacaksa bunu yeni Meclis ve yeni Başkan ele alır“ demekten geçiyor. Ve arkasından canları istiyorsa „Kandil’e gireceksek biz gireriz“ diyerek efelenebilirler de. Ama „sen Kandil’e girmeyeceksin, girme numarası yapacaksın, Hitler nasıl Stalingrad’da yenileceğini anladığında Kafkasya’nın Elbrus dağ zirvesine Gamalı Haç diktiyse, sen de meçhul bir tepeye bayrak dikeceksin, biz senin yapacağın oyuna gelmeyiz, çakma „Kandil seferinin“ arkasında olmayız“ demedikçe, Erdoğan’ın oyunu tutar.

Yine de CHP’nin yaptığı açıklama, özünde „Kandil seferinin“ bir seçim oyunu olduğunu halka duyurmuş bulunuyor.

Şimdi sıra Akşener’de.

O da kendi fıtratına uygun olarak şöyle diyebilir:

„16 yıldır iktidardasın, bugüne kadar Kandil’e giremedin, ben de zaten Başkomutanlık apoletini söküp kendi omuzuma takacağım, Kandil’i ben fethedeceğim, buna adayım, çekil bakalım önümden, sen askercilik oynuyorsun, ben bu oyunu oynamam, benden de destek bekleme, düş önüme“…

Falan filan.

Karamollaoğlu da şöyle diyebilir:

„Ben Erbakan’ın öğrencisiyim, Erbakan ‘Kıbrıs fatihi“ bir mücahittir. Ben de Kandil fatihi olacağım, sen kim oluyorsun, Kandil dağlarının eteklerinde yapacağın gösteriye benden zırnık destek yok.“

Yani yine falan filan.

Ama olsun. Yalan da söylememiş olurlar. Kürdistan „Millet İttifakı“nın da „Cumhur İttifakı“ gibi Kürt sorununda inkar ve imhacı çizgisini biliyor. Böyle laflar kimseyi şaşırtmaz.

Ama sorun Erdoğan sorunu bugün. Diktatörün devrilmesi için, hangi gerekçeyle olursa olsun „Kandil seçim oyununa“ karşı çıkılması büyük önem taşıyor. Çünkü böyle olmadığında Türkiye’nin bütün milliyetçileri, seçim öncesinde ilan edilecek „çakma Kandil seferinin“ arkasına takılır ve Diktatör de olduğu yerde kalır.

Seçimden bir hafta sonra da, „Kandil’in zirvesi“ diye meçhul bir „tepeye“ dikilen bayrak derlenir dürülür, „PKK’yi bitirdik, ordumuz zayiat vermeden Kışlasına döndü“ manşetleri atılır, „Millet İttifakı“ da böyle bir „oyunun zavallı kurbanı“ olur.

Ve Türkiye yakın tarihinde yakaladığı altın değerindeki fırsatı kaçırır. Yeniden demokrasiye dönmek, faşizme son vermek, faiz lobisine ve dolar hegemonyasına karşı ve ülke kaynaklarını yutan silahlanma ve savaş politikasına karşı halka refah sağlayacak bir „değişim“ imkanı heba edilmekle kalmaz, diktatörlük belki de bu „seçimlerden“ sonra bir daha yeni bir seçim bile yapmaz.

Bilelim ki, Kürdistan böyle bir gelecekten korkmaz. Çünkü o, zaten Türkler için ufukta beliren bu „geleceği“ bugün de yaşıyor.. Olan Ege’nin, Trakya’nın, İstanbul ve metropollerin Türk halkına olur. Buna hala HDP’den uzak duran Alevi kardeşlerimizi de ekleyelim.

Siz hayal diyeceksiniz ama, kaybedilecek gelecek aynı zamanda şu olur: İster Demirtaş, ister İnce gelsin. HDP 100 vekille Meclise girdiğinde, aklın ve demokrasinin gereği, Başkan Yardımcılıklarında HDP’nin yer almasıdır ve Dışişlerinden sorumlu Başkan Vekilliğine Pervin Buldan’ın, Ekonomiden sorumlu Başkan Vekilliğine Seza Temelli’nin geldiğini düşünün: Türkiye ve bölgeye „barış“, halka „refah“ ufku önümüzde açılır.

O halde „ufku karartmamak“ için „Kandil seçim oyununa karşıyız“ denmelidir.

Yazarın diğer yazıları