Uluslararası komplo

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile esaret altına alınışının 22.nci yılında bölgesel ve küresel gelişmeler komplonun devam etmekte olduğunu bize göstermektedir. Bakur Kürdistan’da kentlerin yakılıp yıkılmasına, demokratik siyasetin tasfiyesine, on binlerce siyasal tutsağa, yüz binlerce insanı yerinden yurdundan edilenlere, Efrîn ve Rojava işgaline ses çıkarmayanlar, uluslararası komployu Kürt Halk Önderliğine ve Kürt siyasal hareketine dayatanlardır.

1639 Kasr-i Şirin antlaşmasıyla ikiye bölünerek sömürgeleştirilen Kürdistan, sanayi devriminin şafağında coğrafi parçalanmışlık nedeni ile Kürt uluslaşmasını yaşayamadan ulus devletler sürecini karşılamak durumunda kalmıştı. Birinci paylaşım savaşını ulus devletleşme ile tamamlayan onlarca halka karşın Kürtler bu süreci öncüsüz ve önderliksiz olmaları nedeni ile başaramamışlardı. 1916 yılında Sykes-Picot ile bir kez daha dörde parçalanan Kürdistan coğrafyası, statüsüzlüğe terk edilmekle kalmamış, dört egemen devletin katliam ve soykırımlarının uygulama alanına dönüştürülmüştü. Önce ikiye daha sonra dörde parçalanan Kürdistan’da bölge hassasiyeti başta olmak üzere, yerel, mezhep, aile ve aşiretlere dayalı duyarlıklar her zaman ulusal kimliğin önüne geçiyordu. Her birimiz için ailemiz, aşiretimiz, bölgemiz, mezhep ve inancımız çok daha önem arz ettiğinden, ulusal hassasiyetimiz tali, ikincil kalıyordu. Uluslaşma sürecinin amacına uygun yaşanmamış olması nedeni ile mücadeleler yerel ve lokal kalmış, onlarca itiraz ve silahlı kalkışma kanla bastırılmış, Kürt ve Kürdistan davası statüsüz kalmıştı. Hatta 1968 kuşağının devrimci aydınlanması sürecinde bile neredeyse Kürt kimliği ve kültürünün yaşam hakkı genel devrime kurban edilerek dolaylı olarak ulus devletin işini kolaylayan siyasal tespitler yapılıyordu. Kürtlük, Kürt dili ve kültürü kaçınılması gereken geri değerler olarak lanse ediliyordu. Ulus devletin inkar ve imha politikalarının devam ettiği o koşullarda sosyalist hareketler, evrensellik adına Kürtlerin asimilasyonuna dur diyemiyor, halk olmaktan ileri gelen dil, kimlik, kültür gibi en temel insan hakları bile devrim sonrasına havale ediliyordu.

Bugün birçok Kürt siyasetçi Türkçeyi anadilinden daha iyi konuşuyor, yazıyor ve okuyor. Yetinmiyor başta İngilizce olmak üzere birçok dil ile okuyup yazabiliyor, ancak anadilini konuşamıyor. Bütünü oluşturan parçalar, evrenseli oluşturan yereller olmazsa genelin yaşanmayacağı hakikatini bizlere yaşatmadılar. PKK yaşanan bu sürece itiraz etmemiş ve ayağa kalkmamış olsaydı bugün Kürt dili, kimliği ve kültürü çok daha geri bir durumda, beklide yok olma durumuyla karşı karşıya olmuş olacaktı.

Uluslararası emperyalist paylaşım savaşına, devletçi egemenlikçi sisteme itirazı ile ayağa kalkan PKK ve onun önderliği başından itibaren hem dört egemenlikçi devlet tarafından, hem de küresel emperyalist sistem tarafından düşman görülmeye başlanmıştı. Dört egemenlikçi devletin yüzyıllık stratejileri Kürdistan karşıtı olduğundan, tarihi Kürt önderlerine yaptıklarını Sayın Abdullah Öcalan’a yapmak istedikleri bilinen bir durumdu. Vücudu başsız bırakmak, hareketi ve partiyi önderliksiz bırakmak istedikler bu yüzyıllık stratejileri uluslararası konjonktüründe el vermesi sonucu olarak askeri, siyasi, kültürel ve diplomatik kuşatma ile sistem karşıtı hareketi önderliğinden kopartmak, her tür tecrit ile mutlak yenilgi dayatmışlardı. NATO Gladyosunun inisiyatifi ile uluslararası komplo devreye konulur.

Kapitaslist moderniteye karşı demokratik modernite ile çığır açan Kürt Halk önderi, anti-kapitalist ve hiyerarşi karşıtı demokratik konfederalizm paradigması ile tüm yoksulların ve emekçi sınıfların kurtuluşunu, ulus devlete karşı demokratik ulus paradigmasıyla devlet ve iktidar dışı kalmış halkların özgür yaşamının teorisini geliştirip mücadele pratiğinin stratejisine dönüştürünce, devlet ve iktidardan beslenen tüm kesimlerin hedefi haline geldi.

Hatta demokrasiyi iktidarın bir biçimi ve uzantısı gören ve yorumlayan sosyalist hareketlerin bile hedefi haline gelmişti. Kürt Halk Önderi devlet ve iktidara giden yolu değil, eşitsizlerin eşitliğine dayalı insan toplumsallığını savunduğundan uluslararası komploya tabii tutulmuş, mutlak tecrit dayatılmıştır.

Dört egemen devlet arasından pay edilen, alt sömürge statüsünden bile yoksun bıraktırılan Kürdistan ve Kürtler bugün dünya ezilenlerinin ve uluslararası ilişkilerin önemli gündemlerin başında geliyor olmalarının başta gelen sebeplerinden biri Sayın Abdullah Öcalan ve onun kurucusu ve başkanı olduğu PKK’dir. Yılların büyük emekleri ve tarihi destansı mücadelesi sayesinde bugün PKK, insanlık hareketine dönüşmüş, Önderliği ise dünya devriminin en önemli politik, ideolojik ve felsefik önderliği konumundadır. Bu dönüşüm mutlak tecrit ve insanlık dışı izolasyona dayalı uluslararası komplonun boşa çıkarılmış olmasının en büyük devrimsel hamlesi demektir.

Yazarın diğer yazıları