UNUTMAMAK

Uzun bir aradan sonra Yeni Özgür Politika Gazetesi’nde yazı yazmaya başlıyorum. Böyle büyük özveri ve emekle çıkarılan bir gazetede yazmaya başlamak, yine siz değerli okuyucularla her konuda yazıya dökmeye çalışacağım konuları paylaşmak bana büyük heyecan, gurur ve mutluluk veriyor.

Başlayalım o zaman…

9 Ekim 1998 tarihinde pratikleştirilen ve Reber Abdullah Öcalan şahsında tüm Ortadoğu ezilenlerinin hedeflendiği devletlerarası komplonun 20. yılını karşıladık. Genelde bir olayın yıldönümü öncesi hepimiz yazarız, anlatırız. Karşılanan gün gelir, sonrasında ardımızda bırakıp, yeni yıldönümünü karşılamaya kadar fazla hatırlamayız. 9 Ekim komplosunu da karşıladık, amacını konuştuk, birbirimize hatırlattık. 9 Ekim gününü geride bıraksak da, bu komplo gerçekliğinin salt 9 Ekim gününe ait olmadığını unutmamak gerek. Ne 9 Ekim planlayıcılarını, ne uygulayıcılarını, ne de bu komploya direnişleriyle, bedenleriyle, canlarıyla engel olanları…

Bu komplonun ilk aşamasına en büyük darbeyi vuranlar ve Kürt halkını komplonun büyüklüğü, acımasızlığı konusunda uyaranlar ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ eylemlerini gerçekleştirenler oldular. Zindanlardan dağlara, Kürdistan’ın dört bir yanından Avrupa’ya kadar kendilerini Güneş’in parçası yaparak komplocu güçlerin karanlık yüzlerini gösterdiler. Kiminin adı Selamet’ti, Beritan’dı, Tayhan’dı, Halit’ti, Taylan’dı, Bedran’dı… Bu sene bu aydınlığın adı Umut Acar oldu.

Onlara cevap olmak, komplocuları ve komployu dayatılan her aşamasında boşa çıkarmayı gerektiriyor tabii. Reber Öcalan, aydınlık savaşçılarının vasiyetleri doğrultusunda hakikat arayışını evrenselleştirdi. Kadın üzerinden dayatılan komployu, evrenselleşen kadın özgürlük çizgisiyle darbeledi. Halklara dayatılan birbirini kırma komplosunu, demokratik ulus sistemini geliştirerek, ezilenlerin komünal, demokratik, konfederal sistemini geliştirerek parçaladı.

Direnenler açısından, İktidarı-komplocu güçlerin hep ısıttıkları komployu aşmak bir yaşam tarzıdır aslında. Kapitalist sistemin henüz aşılmadığını bilerek yaşamak, nefes almak, düşünmek, tedbirli hareket etmek günümüz açısından oldukça hayatidir. Kapitalist güçler Ortadoğu’da büyük bir egemenlik savaşını geliştiriyorlar. Bu onlar için ölüm-kalım meselesi. Çünkü ilk kez Kürdistan merkezli bir hareket, alternatif sistemini inşa etme aşamasını yaşıyor. Kadınlar, mevcut modernite içinde kendilerine bir parça hak verilsin diye değil, kendi kararlarıyla yaşam alanlarını yaratmak için örgütleniyorlar, mücadele diyorlar. Prometheus, tanrıların (iktidar güçlerinin) insanlıktan çaldığı ateşi tekrar insanlığa verdi. İşte bu yüzden iktidar güçleri büyük bir öfke kadar tarifsiz korkuyu yaşıyorlar. Ateşi insanlığa veren Abdullah Öcalan’ın isminden, resminden, düşüncelerinden, sesinden korkuyorlar. O yüzden tecridi ağırlaştırdılar.

Komplonun bu süreçteki hedeflerinden biri unutturmak ve alıştırmak… Faşizmi ve otoriter rejimleri farklı şekillerde de olsa iktidarlarının koruyucusu görüyorlar. Erdoğan diktatörlüğüne verilen ABD-İngiliz-Alman-Rus vb devlet destekleri, bu devletlerdeki otoriterleşen yönetim gerçekliğini ifade etmektedir. İngiltere başbakanı Teresa May’in kendi partisinin bir etkinliğinde anlaşılmaz hareketlerle dans etmeye çalışmasını hatırlarsınız. May’in faşizmi şirin göstermeye çalışması oldukça başarısız bir girişimdi. İnsanlığa, demokratik yaşam hakkına büyük bir savaş dayatırken, kentlerin yıkımı, insanların mülteci yollarında defalarca ölmeleri yaşanırken, sanki herşey yolundaymış havasını vermeye çalışan iktidar güçlerine karşı uyanık olmak, onları iyi tanımak şart. Faşizmi sıradanlaştırmaya çalışanlara karşı ‘normal’ yaşamamak şart.

CPT’nin Reber Abdullah Öcalan hakkında aldığı korkunç ‘İmralı zindanında işkence yoktur’ kararı, bu devletlerin, Türkiye’nin Efrîn, Cerablus, Azaz, Güney Kürdistan işgallerine verilen destekleri, Türk devleti Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Şırnak’ta katliam yaparken susmaları, en ufak insani hak taleplerine yönelik uygulanan bastırmalar bizlere çok önemli mesajlar vermektedir. ‘Bunlar faşist, antidemokratik uygulamalar bunlar, hukuk buna izin vermemeli…’ vb düşüncelerle çözümü yine bu sistem güçlerinden beklememek gerekiyor. İktidar güçleri, demokratik alanın tüm güçlerine adeta ‘kutsal savaş’ ilan etmişlerdir. Toplumsal kesimler olarak bunu görmek çok önemli. Her devlet silah güçleri üzerinden gövde gösterisi yapıyorlar. Ortadoğu’da savaş adım adım farklı boyutlara taşınmaya çalışılıyor. Buna da 3. Dünya savaşı deniliyor. Bu savaş da bizler için çok büyük bir komplo tabii.

9 Ekim komplosu Kürt halkı ve onu Önderi olan Abdullah Öcalan şahsında devreye konulmuştu. Kürt halkı ve Reber Öcalan buna tarihi cevaplar verdiler. Vermeye de devam ediyorlar. Bugün komplo insanlığa dönük geliştiriliyor. Küresel komploya karşı evrensel direniş hattını oluşturmak ezilen halklar, kadınlar, gençler açısından temel bir görev artık. Bu sürecin karakterini anlamamak bu sistemin saldırılarına da açık olmak demektir. Geçen dönemde Avrupa’daki Kürt demokratik güçleri, örgütleri hatırlarsanız bir çağrı yapmışlardı. Erdoğan diktatörlüğünü teşhir etmek için, turizm ve Türkiye’ye gitmeme çağrısı vardı. Türkiye’ye tatil, ziyaret amaçlı gidişlerin boykot edilmesiydi bu. Ama ne yazık ki gidenler oldu. Avrupa’da yaşayan bazı Kürt insanları farklı gerekçelerle gözaltına alındılar ya da tutuklandılar. Gerekçe neydi, suç neydi? Hiçbir şey… Bu olaylar bizlere bir kez daha şunu hatırlatmalı: Türkiye rejiminin faşist yüzünü unutmamalıyız. O devlet ve rejim için herkes düşmandır. Çünkü hepimizden ölesiye korkuyor. Faşizmde mantık, ahlak, doğruluk, adalet beklenmez. Normal görmek normal davranmayı getirir. Teresa May’in komik dansına kapılmak olur.

9 Ekim komplo gerçekliğini demek ki, sadece 9 Ekim’de değil, yılın her gününde hatırlamak, anlamak ve her an boşa çıkarmak için örgütlenmek, mücadele etmek gerekiyor. Günlük olarak 9 Ekim komplosunu boşa çıkarmak halk devriminin temel bir görevi oluyor. Reber Abdullah Öcalan’ın dediği gibi ‘Sistemin üzerimizdeki etkilerine, günlük saldırılarına karşı an’lık olarak ve her an direnmek’ ile bu sisteme karşı cevaplarımızı çoğaltabiliriz.

Yazarın diğer yazıları