Urfa’daki AKP’li Nemrutlar

Cihan EREN

Türk devleti Suriye özelinde Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere tedbir ve müdahale için kirli iş yapan tüm adamlarını ve gurupları sınır kentlerine yığmıştır. Hatay’dan Cizre’ye kadar böyle bir organize iş çeviren ekipler mevcuttur. AKP ile birlikte ‘özel uygulama’ altına alınan Urfa’da Suriye savaşından bu yana mafya, fuhuş, kaçakçılık çeteleri, kontrgerilla birimlerin de gözle görülür bir artış var.

Türk devleti Kürt Halk Önderliğinin memleketi olmasından ötürü başından beri Urfa’ya daha bir özel yaklaşıyor. Suriye savaşıyla birlikte bu ‘özel uygulama’ derinleştirilerek sürdürülüyor. Örneğin Antep’i MİT ile çeteler arasındaki askeri ilişkileri için kullanıyor. Türkiye içindeki bombalama eylemleri de dahil askeri her türlü eylemin çoğunun planlanıp devreye konulduğu kent yapıldı. Çete elebaşlarının tümünün Antep’te evleri olduğu, özel ve gizli toplantılarını burada yaptıkları basına da yansımıştı. MİT ve bağlı birimlerinin kirli ve gizli işler için seçtiği diğer kent ise Urfa. Bu kirli ve gizli işlerden biri de aşiret liderlerinden bazılarını kullanarak toplumsal destek sağlamaktır. Urfa, AKP’liler ile kimi Kürt ve Arap aşiretler arasında adeta parsellenmiştir. Urfa’yı bu güçler ortak yönetiyor. AKP’li bazı aşiret ve aileler, hem ailevi aşiretsel gücünü hem de AKP’li olmanın devlet demek olduğu düşüncesiyle hareket ediyor. Erdoğan’ın ‘yüzde eli artı bir yanımda çünkü ben doğru ve haklıyım. İstediğimi yaparım’ dediğinde bunun Urfa’daki bu aile ve aşiret reislerindeki okuması ‘sayıca çoğuz, örgütlüyüz, devlet de yanımızda, bizden güçlüsü yok, istediğimiz gibi davranırız’ mantığı ile oluyor. Yani bu insanlar da Erdoğanlaşıyor.

Erdoğanlaşmak kanunsuzlaşmak demektir. Erdoğanlaşmak, keyfilik ve istediğini yapmada kendini özgür ve rahat görmektir. Erdoğanlaşmak, baskı ve şiddetle kendini haklı göstermek demektir. Erdoğanlaşmak yalancılık demektir. Erdoğanlaşmak talan demektir. Erdoğanlaşmak zalimleşmek demektir. Urfa’da çok fazla Erdoğanlaşmış adamın olduğu görülüyor. Adını burada yazmak istemediğim AKP’li vekilin yurtsever Kürt Şenyaşar ailesini Suruç’ta katletmesi ve bir süre önce Siverek’te AKP eski vekilinin ailesinin karıştığı katliam Erdoğanlaşmanın yerel ayağı oluyor. Yani eski yeni fark etmiyor. Bir kere AKP ve TBMM rozeti takan, canı istediğinde işlerini reislerinin yöntemiyle ‘hal’ ediyor. AKP’nin özellikle yerel seçimlerde Serêkaniyê (Ceylanpınar), Weranşehr (Viranşehir) gibi ilçelerde neler yaptığını Kürt yurtseverler çok iyi biliyor. Yani AKP Urfa’ya özel çalışıyor. Siverek katliamıyla bu bir kez daha teyit edilmiş oldu.

Urfa’da sıkça görülen bu tür katliamlara birileri iki aile arasında yaşanan kavga deyip geçebilir. Beyaz Türkler nazarında bu tür olayların ‘geri, köylü kırolar birbirini vurdu’ modunda okunduğunu biliyoruz. Ancak burada esas soru şu, yurdun her köşesinde AKP’liler olur olmaz her meselede neden silah kullanıyor? Neden insanları katlediyor? Toplumsal sorunları neden kanla çözeceğim diyebiliyor? Bu gücü, desteği, cesareti kimden alıyorlar?

Başında Erdoğan gibi bir adamın olduğu bir partinin üyeleri, ilçe ve il başkanları kendilerini devlet görebiliyor. Erdoğan parti lideri ve cumhurbaşkanı sıfatına sahip olmasına rağmen kullandığı bazı sözleri Sedat Peker bile kullanmaz. Erdoğan’ın kimi belirlemelerini ancak Türk ve Türkiye düşmanları sarf edebilir. On yedi yıldır iktidar olan son dört yıldır da devlet olduğunu iddia eden böyle bir kişiliğin yönetimindeki bir partinin her düzeydeki üyelerinin canları istediğinde silah çekmesi, adam ve kadın vurması sırdan polisiye bir olay sayılıyor. Erdoğan ve adamlarının koordineli biçimde din istismarı ile besledikleri iktidar ve devlet yönetme adetleri, en çok Urfa’yı bozmuş görünüyor.

Başka bir memleket olsaydı insanın bu kadar zoruna gitmezdi. Urfa, inananlar için Allah’ın ilk defa bir insana vahiy indirdiği yer. Tanrı kelamının ilk defa kalplere girdiği şehir. Kutsal nizamın ayaklarını ilk bastığı toprak. İlk semavi dinin peygamberi Hz. İbrahim’in rahat bir nefes almak için geldiği memleket. İbrahim, adı burada insanların diline girdi. İlk defa putlar burada kırıldı.

Hz. İbrahim Nemrut’a karşı savaştı. Kutsal ile lanetin ilk büyük savaşı burada yaşandı. Nemrut’un kendisini tanrı ilan ettiği, tanrı gördüğü söylenir. Bir insanın kendisini tanrı sanması, tanrı görmesi ne demektir? Tanrı’nın her şeye gücü kadirdir denilir. Ve inanılır. İslam dinine göre Allah’ın doksan dokuz sıfatı var. Bir insanın kendisini tanrı görmesi demek tanrıda olan özelikler aynıyla bende de var, tanrın yapabileceklerini bende yapabilirim demektir. Buna inanarak hareket etmesi ve çevresindeki insanlarla bu ruh haliyle ilişkilenmesi demektir. Peki bugün ‘ben her şeyim, benim her şeye gücüm yeter, ben istediğimi yapabilirim, kimse benden hesap soramaz, ben hesap vermem’ diyen biri de kendisini tanrı ilan etmiş olmuyor mu? Mesela AKP’liler insan öldürüyor ve hesap sorulmuyor. AKP devleti, suç işleyen üyelerini tutuklamıyor. Tutuklananlarsa göstermelik bir kaç davadan sonra serbest bırakılıyor. Bunu özellikle Şenyaşar ailesini katleden AKP’lilere yaklaşımda gördük. Demek ki Erdoğan ve AKP döneminde Urfa’da Nemrutlar epeyce peydahlanmış. AKP Nemrutların tanrısı olmuş.

Her fırsata ‘ben Kur’anla büyüdüm, biz Yaratılanı Yaratan’dan ötürü severiz, bize camii cemaati lazım vb…’ diyen bir adamın başında olduğu bir partinin 17 yıllık iktidarında, Hz. İbrahim’in ilk vahiyi aldığı şehirdeki hale bakın. AKP 17 yıldır İbrahimiliğe karşı savaşıyor.

AKP çağımızın Nemrut hareketidir. Erdoğan baş Nemruttur. Böyle olmamış olsaydı Allah’tan korkan bir memlekette bunca vahşet yaşanır mıydı. Zalimler AKP’li olur muydu? Katiller korunur muydu?

Yazarın diğer yazıları