Utanç rejimi Tayyibanizm

Suat BOZKUŞ

Seçimler yaklaştıkça siyasal gerginlik de artıyor.

Normal demokratik bir sistemde bir seçim heyecanı-çekişmesi olsa da, nasıl olsa sandıktan çıkan sonuca boyun eğileceği inancı egemen olduğu için bu kadar gerilim olmaz.

Ama AKP-MHP diktası herkese güven verecek bir seçim bile yapamaz haldedir.

Hergün „Ya oylar çalınırsa, ya Erdoğan gitmezse vb.“ sorular açıkça soruluyor.

MHP lideri her gün yeni bir sansasyonel laf atıyor ortaya. AKP-MHP medyasında tehditler, şantajlar, her türlü felaket senaryoları gırla gidiyor. Hepsinin üstüne suikast iddiaları geliyor.

Seçimlere giderken Bahçeli’den işaret alan mafya bozuntusu-baba taslakları medyada boy gösteriyor. HDP sözcülerine, açıklamalarına yer vermeyen medyamız „demokratik haklarını“ kullanan mafya bozuntularının tehditlerini sanki onlar da adaymış gibi veriyor. Sanki seçime giren HDP değil de bu mafyacılar…

Seçim dönemi yaklaştıkça AKP-MHP diktasının kaybedeceğini gösteren anket sonuçları ve diğer veriler artıyor. Bunlar AKP-MHP için kıyamet alametleridir. Bu nedenle bir bahaneyle seçimleri iptal ettirmek dahil her yola başvuracaklardır.

Şu rezalete bakın:

Kimse onlara erken seçime gidin demedi. „Erken seçim ihanettir“ derken, „Ülke şartları normal seçimi bekleyemez“ deyip acil ve baskın seçim kararı aldılar.

Seçim yasalarını da değiştirip kazanmayı garanti altına aldıklarını zannettiler. Cumhur-çamur İttifakıyla Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine geçeceklerdi.

Zaten Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, diğer HDP yöneticileri ve vekillerinin çoğu zindana atılmıştı. Halkın seçtiği belediye eşbaşkanlarının yerinde Erdoğan’ın kayyımları oturuyordu.

Bir baskın seçimle kazanacakları göstermelik bir zaferle diktalarını yasallaştırmış olacaklardı.

Ancak halk AKP-MHP’nin kirli işbirliğine dayanan bu oyunu bozuyor. Bu çetenin halk iradesini gasp etme girişimleri ters tepki yaratmış gibi görünüyor.

„Müslümanların günah işleme özgürlüğü var“ diyerek yaptıkları rezaletler ayyuka çıkmış ve faş olmuş bulunuyor. Böyle olunca bu çetenin etekleri tutuştu. Bin bir türlü felaket senaryoları yazıyorlar.

Damat Paşa Berat Albayrak işin başında „Mehmetçiğimiz cephede, teşkilatlarımız da seçim savaşına hazırlanıyor“ demişti.

Yani AKP-MHP cephesi savaşa gider gibi seçime gidiyor. Savaş düşmana karşı yapılır. Her türlü hile-hurda, kışkırtma, senaryo havada uçuşuyor.

Çeteler bir yana resmi polisler bile HDP standlarına saldırıyor. HDP ve bileşenlerine yönelik operasyonlar hiç durmadan sürüyor.

OHAL ilanından sonra süregelen operasyonlarla yüzbinlerce insan tutuklandı. Hapishanelerde boş yer kalmadı. Hala daha da saldırıyorlar.

Devrimciler düşmanın istediği yerde, zamanda ve düşmanın yöntemleriyle değil kendi istedikleri yerde, zamanda ve kendi yöntemleriyle mücadele ederler..

Ama toplumsal mücadelede şartlar her zaman istediğimiz gibi olmaz. Hayatın akışı sizi beklemez. Bütün şartlar aleyhimize de olsa bazen mücadeleden kaçmamak ve kazanmak zorunludur.

İşte 24 Haziran 2018 seçimleri böylesi bir süreçtir.

Bütün engelleri aşarak, bütün oyunları bozarak, hiç bir bahaneye sığınmadan halklarımızın onuruna, oyuna ve iradesine sahip çıkmak kaçınılmaz bir görevdir.

Sadece seçim gününe değil sonrasına da hazır olmak gerekiyor.

Hem seçimi yaptırtmak, hem kazanmak, hem de sandıklara sahip çıkmak gerekiyor. Bunlar da yetmez, seçim sonrası yeni saldırılara karşı da halklarımızın iradesini koruyabilmemiz gerekiyor.

AKP-MHP medyası Erdoğan kaybederse halka zulüm yapılacağını yazıyor. Onların tüm kışkırtmalarına ve iddialarına karşı, suçluların bağımsız yargı tarafından yasal süreçte sorgulanması dışında AKP-MHP üyesi de olsa, Fethullahçı vb. de olsa hiç bir vatandaşın keyfi muameleye maruz kalmayacağını, her türlü ayrımcılığın suç sayılacağını garanti etmek gerekiyor.

„Yeni yaşam“ döneminde eski yaşamın bütün pislikleri ve izleri silinmelidir.

Bu amaçla şimdiden ve herkes görev başına!

Yazarın diğer yazıları