‘Va ewe’ demek özgür iradedir – Bayram BALCI

‘Hayatın anlamı nedir”, sorusuna sonsuz yanıtlar verebilmek mümkündür. Ancak, kader ironiden hiç anlamaz. Felsefenin en temel sorusu olan; “İnsan olmak ne almama gelir” sorusu, kader ve ironi arasında sıkışıp kalmıştır. Büyük sorular üzerine odaklanmak ve bu büyük sorulardan hakikate yol açmak, “özgür irade” ile mümkün olagelmiştir.

Antik Yunan felsefecisi Epikür, dünyada olup biten bütün olaylara başka olayların neden olduğundan hareketle, böylesi bir dünyada “özgür iradenin” olamayacağını söyler. Epikür, özgür iradenin nasıl mümkün olduğunu açıklamak için de atomların uzam içinde hareket ederken tesadüfî olarak “yoldan sapmalarını” örnek gösterir. Epikür ile aynı kanaatte olan birçok modern fizikçi de, atomların uzam içinde hareket ederken tesadüfî olarak “yoldan sapmalarının” özgür iradeye olan inancı güçlendirdiği söylerler. İnsan eylemlerinin tümüyle önceden belirlenebilir olması mümkün değildir. Gelecek açık uçludur. Birden fazla şekillerde ortaya çıkabilir. Çünkü özgürlük mümkün bir olasılıktır. Bu tek başına “özgür iradenin” varlığını göstermese bile, en azından mümkün olabileceğinin kanıtıdır.

Şimdi düşünelim; Tarihte Tanrı-kralların zalimliklerine karşı insanın ilk başkaldırısı nasıl mümkün olmuştur? Herkesin Tanrı-kralın kulu, kölesi olduğu bir hayatta “özgür irade” nasıl ortaya çıkabilmiştir? “Yoldan sapan” kendisi ve kavmi için, gelecekteki insanlık için, geleceğe dair bir yol mu çizmek istemiştir? Ya da, o an sadece Tanrı-kralın, Nemrut’un putlarını kırmayı yeterli mi görmüştür? Tarihte, Tanrı-krala karşı ilk başkaldırı, belki de 3 bin yıl önce; M.Ö. 1700’lerde Urfa’da yaşandı. İbrahim’in Urfa’dan Kenan ellerine doğru göçü ile sonuçlanan Nemrut’un putlarını kırması, Tanrı-krallara karşı bir ilk başkaldırı olarak okunabilir.

En az 3 bin yıllık bir Tanrı-kral ideolojisine karşı direnmek, başkaldırmak pek kolay değildir. Cesaret, birikim ve yetenek ister. İbrahim’in Nemrut’a başkaldırısında ve putları kırmasında elbette, cesaret, birikim ve yeteneğin yanı sıra, bir arayış da söz konusudur. Bu arayış Tanrı-kral Nemrut’a ve onun putlarına karşı bir hakikat arayışıdır. Özün arayışıdır. İbrahim’in Urfa’da Nemrut’a karşı direnişinin mucizesel anlatımının binlerce yıl öncesinden günümüze kadar ulaşmış olması, insanın “özgür iradesini” ve özgürlük tutkusunu, Tanrı-krallara teslim etmeyişinde aramak lazım. Yeryüzünde Tanrı-kral Nemrutlara karşı bu ilk başkaldırı aynı zamanda, insanın “özgür iradesinden” vazgeçmeyişinin de göstergesidir.

Peki, putları kıran, “özgür iradesini” Nemrut’a teslim etmeyerek başkaldıran İbrahim, Tanrıyı nasıl bulmuştur, kendi inanç ve fikir sistemini nasıl oluştur muştur? İbrahim’in kendini çağıran sese “Va ewe” (Bu O’dur) derken, insanlık tarihinin ilk put kırıcılığını da başlatması, günümüzde yaşadıklarımız içinde nasıl bir anlam ifade etmektedir? Binlerce yıl önce Urfa’da “Va ewe” diyen İbrahim’in, Nemrut’a başkaldırması ve putları kırmakla kalmayışı, “özgür iradesini” de ortaya koyması, elbette ki tarihsel zaman içinde bir gelenek de yaratmıştır. Tarihte ilk olarak Urfa’da İbrahim özgülünde yaşanan insanın put kırıcılığıyla ilgili mitolojik anlatımların bize kadar taşırılmış öyküsü, günümüzde de devam ediyor. Günümüzde de kırılması icap eden devlet-ulus gibi putlar var. Ve modern zamanların Kralları her zaman çıplaktır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found