Vardiyalı grev açmazı!

Fransa’da Macron’un emeklilik kesintilerini içeren emeklilik reform paketine karşı ulaşım ve birçok sektöre yayılan grev ikinci ayını geride bıraktı. 17 Şubat günü görüşülmesi beklenen reform paketine karşı ilk ay ulusal çapta eylemler, işgaller, sokak gösterileri, blokajlar, dikkate değer yeni işçi kesimlerinin greve katıldığı ve halkın ezici çoğunluğunun muhalefeti ile sarmalanmış greve eşlik eden bir süreç yaşandı. Grevin ikinci ayında hayatı felç eden eylemlerde özellikle Ocak ayının sonuna doğru bir azalma ve ulusal çapta yapılan haftalık eylemler ve iş bırakma şeklinde bir grev biçimi karşımızda. Macron’un emeklilik reformunu zorla kabul ettirmeye çalışmasına yönelik öfkenin arttığı koşullarda meydana gelen bu güçlü eylem dalgası neden zayıflıyor diye sormakta fayda var?

Macron özellikle bir ayı bulan grevin ardından, 31 Aralık’ta yeni yıl temennileri üzerine yaptığı televizyon konuşmasında emeklilik kesintilerinde hiçbir değişiklik yapmayacağını vurgulamıştı. Ardından, emeklilik reformunu oylanmak üzere meclise sunulması için Devlet Konseyi’ne gönderdi. Bu süreçte başbakanlık grevin basıncıyla 64 yaş uygulamasını ertelediğini açıklamış ama sendikalar reformun bütünüyle geri çekilmesini talep etmişti. Tüm bu gelişmeler özellikle hükümetin en ufak bir değişiklik yapmaya niyeti olmadığını gösteriyordu. Hem hükümet hem de Macron, özellikle yaş üzerinde bir ertelemeye giderek boş beklentilerle grevcilerin kafasını karıştırmak kullanırken, bu hamleyle iki büyük sendikal konfederasyonu grevin dışına çıkardı. İşçi sendikalarının ihaneti daha öncede emeklilik yaşını 60’tan 62’ye çıkarmıştı. Benzer bir tablo yeniden ortaya çıktı. Grevin asıl yürütücüsü sadece, CGT, FO ve Solidaires sendikaları olmaya başladı. Diğer sendikalar ise tepkilerini yapılan haftalık eylemlere katılım düzeyine indirgedi.

Greve giden üç sendikayı ilk zorlayan durum, grevci işçilerin ücretleri. Çünkü toplu sözleşmelerde grev hakkını kullanan işçi, yıllık izini üzerinden hesaplamalar yapılıyor. Fransa’da yıllık izin 30 gün. Buna ek olarak da çeşitli bayram ve ulusal günler ekleniyor. Grevin ikinci ayının yarısında bu sürelerin bitmesiyle işçilerin ücret almaması gündeme geldi. Mevcut sendikaların grevci işçilere ödeme konusunda yeterli bütçesi olmadığı için son iki haftadır iş yavaşlatma, hafta da bir gün kitlesel eylemlere eşlik eden her gün değişen sektörlerde bir günlük iş bırakma şeklinde grev devam ediyor. Aynı şekilde, sendikalar Macron’a yapılan istifa çağrılarını yineliyor. Rafineri işçileri, liman işçileri ve Air France’in bazı çalışanları, demiryolu, toplu ulaşım ve devlet okulu işçilerinin 5 Aralık’ta başlayan grevine en aktif katılımcıları olarak halen grevi sürdüren kesimler. Bu, artık, Fransa’da, Mayıs-Haziran 1968 genel grevinden sonra aralıksız en uzun grev unvanına sahip oldular.

İşçilerin artan grev talepleri karşısında, liman işçileri sendikaları, başlangıçta yaptıkları bir günlük grev çağrısını üç güne uzatmak zorunda kaldılar. İthal edilecek ürünler limanlarda biriktiği için, Karayipler’de bulunan Fransız Antilleri’nde şimdiden gıda sıkıntısı olduğuna ilişkin haberler geliyor. Fransa’da, liman grevi, rafinerilerde büyüyen grev hareketiyle yakından bağlantılı. Şu anda, sekiz rafinerinin tamamında başlayan grevin ardından ülkenin her yanı grev hareketinden etkileniyor.

Bazı sendikaların ihaneti ve hareketsizliğine rağmen, işçilerin ve gençlerin geniş kesimleri Macron’a karşı mücadeleye eylemleriyle devam ediyor. Sendikaların rakamlarına göre eğitim çalışanlarının yüzde 40’tan fazlası grevi sürdürüyor. Yine, ulaşım grevi gün içerisinde belli saatlerde ulaşımın aksatılması ya da yapılmaması şeklinde devam ederken, geçtiğimiz hafta Fransa Ulusal Demiryolları (SNCF) yönetimine göre, makinistlerin yüzde 67’si ve tren denetçilerinin yüzde 58’i grevdeydi. İlk ay grevin en fazla etkili olduğu Paris metrosunda ise en yoğun saatlerinde, sürücüsüz işleyen 1 ve 14 numaralı hatlar dışında, yarı düzeyde hizmet veriliyor.

Bu koşullarda süren grev kapsamında 17 Aralık’tan sonra sendikaların yeni eylem planının ortaya çıkması bekleniyor. Bu haliyle hükümetin tutumuna bakıldığında, Macron’la kemer sıkmayı müzakere eden sendikaların önderlik ettiği ulusal protestolar ve vardiyalı grev modeli açmazından çıkmak için yeni ve devrimci bir perspektifin şart olduğu açık. Yoksa bu yasa da diğerleri gibi geçip yürürlüğe girecek!

Yazarın diğer yazıları