Vesayet rejimine karşı açlık grevi direnişleri

AKP liderleri yıllardır vesayete son verdiklerini söyleyip böbürleniyorlar. “Vesayete son verdik” dedikleri kendilerine karşı darbe girişiminde bulunan bazı generallerin tasfiyesidir. Oysa Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinde de böyle nice tasfiyeler olmuştur. Nice padişah ve paşa asılarak, boğularak, zehirlenerek ya da kellesi vurularak tasfiye edilmiştir. Ama bütün bunlar sistemi ortadan kaldırmamış tersine daha da güçlü olarak restore etmiştir. Bunca böbürlenmesine rağmen AKP bir Roboskî katliamını, Pozantı rezaletini bile açıklığa kavuştur-a-mamıştır. Orduyu mali denetime alamamıştır. İşkencecilerin başarılı polis olarak yükselişini onaylamaktadır.

AKP’nin yaptığı da restorasyondan başka bir şey değildir. Çökmekte olan, paslanmış statükoyu-vesayet rejimini Türk-İslamcı yaldızla boyamaktadır. Her türlü halk düşmanlığının-pisliğin üstüne yeşil şal ve al bayrak örtmektir. AKP’nin yılmaz destekçileri hala vesayete son verildiğini ve ileri demokrasiye geçildiğini iddia ediyorlar. 2023 yılında yani cumhuriyetin yüzüncü yılında Kürtçe anadilde eğitimin de serbest olacağını belirtiyorlar. Kürtler doksan sene dayanmış ya… On sene daha sabredemez mi yani? Tam da Nasrettin Hoca’nın eşeği hikayesi. 2023’e kim öle, kim kala? AKP, bugün halkın acil istemlerine kulak tıkayıp yapması gerekenleri erteleyip on sene sonra yapacakmış. Bakalım o zamana AKP diye bir parti ve o partiyi hatırlayan kişi kalacak mı?
Statüko ve vesayet nedir? TC anayasasının “değişmez-değiştirilemez-değiştirilmesi teklif dahi edilemez” olan, halkı tek kalıba sokan ilk üç maddesi statükonun temelidir. Anayasa’nın gerisi teferruattır. Çünkü gerideki bütün maddeler bu ilk üç maddeye tabiidir ve bu ilk üç maddeyi ayakta tutmak içindir.  Bu nedenle yeni anayasa çalışmaları bir türlü başlamamaktadır. Komisyon daha ilk maddede tıkanmaktadır. Şimdiye kadar yapılan bütün askeri darbeler bu ilk üç maddeyi ayakta tutmak için yapılmıştır. AKP’nin bütün gayreti de ilk üç madde içindir. İlk üç madde ayakta ise bu saçma anayasa da, MGK de, Anayasa mahkemesi de, halkı vesayet altında tutan tüm kurumlar da ayakta demektir. O zaman AKP’nin statükoya savaş açması, vesayete son vermesi büyüklere masallardan başka bir şey değildir. Aslında bu statüko ve vesayet Özgürlük Hareketiyle, Kürdistan devrimiyle paramparça edilmiştir. AKP’nin yaptığı statükoyu restore etmek, vesayeti sürdürmek gibi boşuna bir gayretkeşliktir.
Tutsakların 46. gününe giren açlık grevi direnişleri statükoyu ve statükocuları suçüstü yakalamıştır. Tutsakların üç temel istemi açıktır:
“Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki hukuk dışı tecride son verilmesi, anadilde eğitim ve savunma hakkı.”
Görüldüğü gibi bu istemler son derece meşru ve hukuki istemlerdir. Temel insan hakları kapsamındaki tartışılmaz haklardır. Savaşı durdurmanın-barışçı demokratik çözümün ilk adımıdır. Ama AKP Hükümeti tutsakların istemlerini inatla reddetmekte, emrindeki medya eliyle de açlık grevi eylemcilerine ve onları destekleyenlere karşı psikolojik savaşı azdırarak sürdürmektedir. Bu da AKP’nin ne kadar azılı bir vesayetçi ve statüko bekçisi olduğunu göstermektedir. Egemen sistem tekçiliğe dayanır. Erdoğan da inatla tek millet-tek devlet-tek bayrak-tek dil diyerek statükoyu gözü kara ve gözü kapalı olarak savunmaktadır.
Yüzlerce tutsak 46. Günde ölümle yaşam arasındaki ince çizgide direnirken bir tek can kaybı bile devletin taammüden cinayeti demektir. Bunu görmezden gelen, sansürleyen ve hala tutsaklara-yakınlarına saldıran herkes, AKP de, medyası da olası cinayetlerin failleri olacaktır.
Gönül isterdi ki bizler barış ve demokrasiyi kazanıp zindanları yıkabilseydik de zindanlarda kimse kalmasaydı, herkes özgürleşseydi ve kimse açlık grevine başvurmak zorunda kalmasaydı. Canlarını ortaya koyarak onurluca direnen tutsak devrimcilere sahip çıkmak bütün demokratların, yurtseverlerin en önemli görevidir. Çünkü zindandakiler kendileri için özel bir şey istemiyor. Halklarımızın özgürlüğü, barış, demokrasi ve insanlık onuru için direniyorlar. Bu direnişe destek olmak en azından insanlık görevimizdir.

Yazarın diğer yazıları