Vezir parmağını boş verin Reis’in parmağına bakın

Başbakan yıldırım TBMM Grup Toplantısında Referanduma sunulan anayasanın nasıl bir “rejim ya da sistem” getireceğini tek bir hareketle dünyaya ilan etti: Salonu, Türk faşizminin simgesi olan “Kurt” işaretiyle” selamladı.

Yakıştı.

Selam deyip geçmeyin.

Faşist Mussolini “faşist selamını” Büyük Roma İmparatorluğu’ndan devralmıştı.

Hitler de ondan devraldı.

Türkeş Mussolini’ye ve Hitler’e öykünerek, “Kurt” selamını eski Oğuz Tüklerinden devralmıştı.

Derken Erdoğan da bu faşist geleneğin “özgün selamlama” geleneğini Türkeş’ten mülhem “rabia”yı simgeleyen “dört parmak” şeklinde benimsedi.

Bu selam, “ayrık dört parmak” şeklinde olup, bir süre sonra, “birbirine yapışık beş parmak” haline gelmek üzeredir. Gerçi şimdi “gizlenen” “baş parmağın” daha sonra hangi kombinasyonla “dört parmakla” buluşacağını kestirmek zor olsa da, Reis’in “futbolculuğu ve futbol merakı” aynı zamanda Kasımpaşalılığı ve bitirimliği, ortaya çok “ayıplı” bir sembol çıkartmaya mütemayildir.

Eğer böyle olursa, bu sembolün yazılı anlamı aynen şöyle olacaktır: “Nah size demokrasi, özgürlük, nah size iş, aş ve barış”…

Diktatörlüğün programı işte bu “çok ayıplı” sembolün anlamında gizlidir.

Yalnız “parmakları” değil, “şarkıları” da bazı şeyleri hatırlatıyor:

Erdoğan durup durup söylüyor ya… Siz onun söylediği şarkıdan, “hatırladığının halk” olduğunu sana durun, Reis “milli şarkıyı”, muhtemelen üniformalı Hitler’in, kolu havada, avucu aşağıda selama durduğu büyük boy bir resmin önündeyken şöyle terennüm etmiş olabilir: “Bana her şey seni hatırlatıyor”… Siz gözünüzde bu görüntüyü devam ettirin. Ekrana Erdoğan’ın, “dirsekten bükülmüş kolu ve baş parmağın avuç içinde bükülmek suretiyle dört parmağı açık” halini hareketlendirin… Yavaş yavaş “baş parmak” hareketleniyor… Derken elin “beş parmağı birbirinden ayrık” vaziyette, “alnını karışlarım” der gibi tehditkar geriliyor… Ve yavaş yavaş, “parmaklar” birbirine doğru keskin hareketlerle yaklaşıyor… ”Biriz, diriyiz” sedaları arasında hepsi  birleşiyor, sımsıkı yapışıyor ve dirsekten bükülü kol, sert bir hareketle kaskatı kesilerek, ileriye doğru fırlıyor… Kamera yavaş yavaş yukarıya doğru kayıyor, Reis’in yüzünü aydınlatıyor. Parlatıyor. O da ne? Bıyıkların uçları kıpraşıyor. Titreşiyor. Derken bir uç kopuyor, sonra öteki uç düşüyor… Evet… Badem…

Bu “hatırlatıyor” lafının şakası yoktur. Bakınız. Nasıl da Reis’e baktıkça “her şey bize Hitleri hatırlatıyor.

Yola çıktığı ilk dönemde Hitler “kısa süreli” hapis yattı. Hapisten çıkar çıkmaz, “sermayeyi” ürküten “sosyalizm” gömleğini çıkarttı.

Reis de kısa süreliğine hapis yattı. Çıkar çıkmaz o da “Milli Görüş” gömleğini çöpe attı.

Hitler’in “seçilme” yasağı vardı. Bizimkinin de “seçilme” yasağı vardı. Hitler’in yasağının kalkmasına sosyal demokratlar yardım etti. Reis’in yasağının kalkmasına “aslan sosyal demokrat Baykal” yardım etti.

Hitler, aynı zamanda “hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakan, hem Parti Başkanı, hem de Başkomutandı.” Erdoğan da öyle olmak istediğini söyledi.

Hitler, ilk iş olarak “kendisine bağlı mahkemeler” kurdu, en yakın ortağı SA’yı ortadan kaldırdı. Bizimki de “Sulh Ceza Hakimliği” gibi bir ucube yarattı ve en yakın ortağı Cemaat’i ortadan kaldırdı.

Hitler Reichstag “yangını” bahanesiyle önce Meclis’te “3. Parti” olan KPD’yi kapattı. Başkan Thellmann’ı ve tüm komünistleri hapse attı. Sonra öldürdü. Bu da ilk iş olarak Meclis’te “3. Parti” olan HDP’yi fiilen kapattı. Eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ’ı, diğer vekilleri, Belediye eşbaşkanlarını hapse attı. Henüz onları öldüremedi. Ama öldürmek için meydanları “idam” diye bağırttı.

Derken Hitler tüm “Yahudilerin mal varlığına” el koydu. Bizimki de “ılımlı İslam Cemaat üyelerinin” mallarını gasp etti. Hitler Almanya’da “Yahudi ve Bolşevik” umacısı yarattı. Bizdeki ise “Bölücü Kürt ve hain FETÖ” iç düşmanı yarattı. Bu “iç düşmana” karşı savaşı, “dünya savaşına” dönüştürdü. Bizdeki ise “iç düşmana” karşı savaşı, “bölgesel savaşa” dönüştürmekte.

Eh, sanırım bu kadarına da hayır.

Şey unuttum. Hitler iktidara gelmeden partisini silahlandırmıştı, iktidarda da her zaman silahlıydılar.

Dünür de bildiğiniz gibi silahlanıyor ve buyurun bir resim “bize her şey şeyleri hatırlatıyor”: AKP Küçükçekmece İlçe Başkanının makamında uzun namlulu bir silah masaya dayanmış, duruyor…

Hayır!…

Yazarın diğer yazıları