Vicdani Red hakkından ceza çıktı

Vicdani Red, Adalet Bakanı’nın yeni açıklamasıyla bir kere daha gündeme girdi. Haktan ceza çıktı.
Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2006 yılında vicdani redçi Osman Murat Ülke’nin (OSSİ) Türkiye aleyhine açtığı davayı karara bağlayarak Türkiye hükümetini mahkum etti. Mahkeme OSSİ’nin yaşadıkları için “sivil ölüm” demişti. Avrupa Konseyi, şimdi Türkiye hükümetinden kararın gereğini yerine getirmesini istiyor. Bunun için Türkiye hükümetine Aralık ayına kadar süre tanıdı. Türk hükümeti kararın gereğini yerine getirmezse konsey üyeliğinin askıya alınması dahil bir dizi yaptırıma maruz kalacak.
Ancak Türk hükümeti kararı teknik ve dar yorumlamaktadır. Hükümet, kararın gereğini “bir defa yargılamakta” bulmaktadır. Dolayısı ile Vicdani Red hakkını tanıma gereği duymamaktadır. Bunun için, vicdani retçilere bir kereliğine 30 ay kadar hapis cezası hükmü getirmek istediği söyleniyor.
Hükümetin tek amacı Avrupa Konseyi nezdinde zaman kazanmaktı…
İç çatışma ve hükümetin dışa yönelttiği saldırı tehditleri Vicdani Red hakkının tanınmayacağını açık bir şekilde gösteriyor. Başbakan Erdoğan’ın açıklaması bir yönü ile Vicdani Red tartışmasına son noktayı koydu: “Vicdani Red olarak adlandırılan bir düzenleme asla gündemimizde olmamıştır. Çıkan haberler spekülasyon… Askerlik bu millet için en kutsal vazifelerden biri olarak kabul edilmiştir. Biz askerimize Mehmetçik derken bunun bir anlamı var, bu küçük Muhammed anlamında Mehmetçik’tir…”
Başbakan’ın AKP grup toplantısında “vicdansızlığa çağrı” yaptığı tam da bu saatlerde haber ajanslarına AİHM’in Yehova şahidi Yunus Erçep’in Türkiye aleyhine açmış olduğu davanın kararı düştü. AİHM’in Erçep kararı, Türkiye için bir ilktir ve Vicdani Red hakkını AİHS’in 9. Maddesi kapsamında yorumlamaktadır. Yani Vicdani Red “din, vicdan ve düşünce hürriyetinin” bir parçası kabul ediliyor.
Hükümetin tek amacı Avrupa Konseyi nezdinde zaman kazanmak. Vicdani Red hala vatan hainliği ile eş tutuluyor. İktidarın korkusu şu: “ya kimse askere gitmezse!”
Türkiye’nin 2012 yılı içinde hakkı tanımaktan başka şansı yoktur.
İnsanlar artık memleketi sevmenin savaşı sevmek olmadığını biliyorlar. Kimse kışlada dayak yemeyi, “diskoda” aşağılanmayı, dağda gerilla tarafından öldürülmeyi ve gerilla öldürmeyi istemiyor. Bu memleketin insanına asker olmama imkanı tanıdığınızda emin olun çoğunluk asker olmayacaktır. “Neden askerlikle vakit kaybedeyim” diyen ve bedelli askerlik talep eden gençler var. Asker olanlar olsa da hiçbir Türk, hiçbir Kürt veya Arap asker doğmuyor. Bedelli askerlik asker doğmamış ve asker yapılamamış birçok Türk’ü, Kürd’ü, Arap’ı sevindirdi. Vicdani Red hakkını binlerce genç bekliyor.
Son yirmi yılda yaşanan 2 bine yakın asker intiharının nedeni zorunlu askerlik uygulamasıdır. NATO üyesi 28 ülkeden yalnızca 5 ülkede zorunlu askerlik uygulaması var. Bunlar Yunanistan, Estonya, Norveç, Türkiye ve Danimarka’dır. Bu beş ülkeden Vicdani Red hakkının olmadığı tek ülke ise Türkiye’dir.
Vicdani Reddin suç olduğu ülkelerde “fikri özgür, dini özgür, vicdanı özgür” bireyler yetişmez. Yetişenleri de İnan Süver gibi, Yunus Erçep gibi hapse atarlar. Ya da bedeli yıllarca kaçak yaşamak olur. Ya da benim gibi bu gerçeği söyleyenleri  “Askerlikten Soğutma” suçlaması ile alır çıkarır hakim karşısına…
AİHM’in 7 Temmuz’da Bayatyan’ın Ermenistan kararı ile 22 Kasım 2011 tarihli Yehova şahidi Yunus Erçep kararı çok önemlidir. Ve Türkiye Vicdani Red hakkını tanımaktan kaçamaz. En fazla birkaç ay daha kaçabilir, 2012 yılı içinde Vicdani Reddi tanımak dışında bir şansı yoktur. Başbakanın ağzı ile söylersek, tükürdüğünü 2012 yılında yalayacak gibi…

Yazarın diğer yazıları