Welat’ın ahı

Welat, Kuzey Kürdistan’da çıkan tek günlük gazete. Geçmişi var; haftalık Azadiya Welat, ilk Kürt gazetesi “Rojname”den sonra, kuzeyde çıkan ikinci Kürtçe gazeteydi.

Şubat 1994’den sonra 2006’ya dek haftalık olarak yayınlandı.

Sonra günlüğe dönüştü.

Yasaklara rağmen, en uzun ömürlü Kürtçe yayın olarak tarihe geçti.

Ve günlük Welat, gazeteyi basacak matbaa “bulamıyor“(?!)

Böyle olunca, tarih yeniden tekerrür ediyor.

Bu iş Reis’in “yeni planı“ dahilinde verdiği bir talimatın icrası mı?

Başkalarını “patlatan, çatlatan“ adam, Welat’ı bu şekilde durdurmayı tercih ediyordur.

Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’e, bu görevi nedeniyle 7,5 yıl cezaya çarptırıldı.

Haklı olarak, “isyan ediyorum!“ dedi.

Bu gazetenin de, öncesi var:

Özgür Ülke gazetesi, savaşın kızıştığı 1994’de, Çiller’in “gizli ibareli“ talimatıyla bombalandı.

Ersin Yıldız öldürüldü, “20’nin üzerinde gazete çalışanı yaralandı.

Kadırga’da toplanan gazeteciler, adalet istediler.

Savaş daha da kızıştı.

Sonrasında, Çiller’i aratmayan Mesut Yılmaz ve Ecevit vardı.

Kürdistan eksenindeki her olumlu gelişmeyi durdurmak için kurulan “Özel Hükümetler“ oldular.

Aslında 1919’dan sonra gizli açık varlık gösteren tüm Türk Hükümetleri, Kürdistan’daki halkların kendi kaderini tayin hakkını önlemek için, özel harp uyguladılar.

Olağanüstü Hal’ler, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürdistan’a dair var olan olağanüstü politikasının sadece dışa vurumu oldu.

Ancak gelinen noktada, Kürtler ve Kürdistanlılar, “suç işleyen ve cezalandırılanlar“ hüviyetinden kurtulmayı başardılar.

Yüzüncü yılını kutlayacak kemalist geleneğin, “asileri bastırma politikası” iflas etti.

Güce karşı güç oluştu.

Mesele artık, kolonileştirilenlerle kolonyalistler arasındaki sürekli çatışma olarak tarihe geçecek.

Bu ise Reis ve onun devraldığı kolonyalist geleneğin ve iktidarın sonunu getirecek emarelere sahip.

Efrîn bunun en belirgin örneğiydi, öyle olmaya devam ediyor.

Efrîn korkusundan olacak:

Erdoğan gizlice Hatay sınırına gitti.

Bir gün sonra komando kıyafetiyle, “camcının iti” pozunda, Dersimlilerin dıştaladığı Tuncelili Yavuz Bingöl ve kafasına yeni bir beyin yerleştirilmiş olan Ajda Pekkan, daha önceleri mapuslarda sektirilen, mağdur Deniz Seki, pek de sandal adamı olmadığını beyan etmek için sürüklenerek getirilen Mustafa Sandal ve tüm zamanlar için çirkinleştirdikleri sesin sahibi İbrahim Tatlıses de asker gibi durdular, Reis’i kurtarmak için.

Şivan Perwer, Erdoğan’ın Reis olduğunu Diyarbekir’e indiğinde anladığını ima eden ve içinde nefret duyduğunu beyan eden “pişmanlığı”nı daha sonra onlar da duyacaklar. Bunu Şivan gibi cesaretle dile getirirler mi, bilmiyorum.

Bildiğim, Welat’ın Ahı’ndan geriye kalan: başkalarını çatlatıp patlatanlar, ırkçı histerik nöbetler geçirip geberseler de, Efrîn kurtulacak, Kürdistan kurulacak!

Yazarın diğer yazıları