Yarın yarın

Bir İspanyolca ‘deyim’ bu, ‘Mañana, mañana’ Yani ‘Yarın yarın’. Çok kullanışlı, tavsiye ederim. Çünkü her zaman her şeyi erteleme şansınız var. O kadar kullanışlı ki mesela herhangi bir şey için, ‘ne zaman olacak?’ diye sorana hemen ‘Yarın yarın’ diyebilirsiniz. Hiç kimse itiraz edemez. Yarından yakın bir zaman olabilir mi? O kadar yakın ki. Ses çıkarmaya, itiraz etmeye değmez. İnsanı kırmak gereksiz kalır.

Ve esas güzel tarafı, yarın olunca yine ‘Yarın yarın’ diyebilirsiniz, bir ertesi gün, yine…

Bu sadece başkaları için bir cevap da değil. İşin inandırıcı ve keyifli tarafı da bu. Bunu kendiniz için de kullanabilirsiniz. Her sabah kalktığınızda ya da ne zaman kalkarsanız artık, aynaya bakıp, ne yapacağınızı düşündüğünüz o kısa anda, yapılacaklar listesi gözünüzün önünden sansürsüz bir netflix program listesi olarak geçtiğinde, hepsini ‘Yarın yarın’ diye erteleyebiliyorsunuz. İnandırıcı ve güçlü tarafı bu zaten, yalan söylemiyorsunuz -genellikle- sahiden yarın yaparım diyorsunuz ve yarın aslında hiç gelmiyor. Bir tarih vermekten farklı tarafı da bu. Hiç gelmiyor ve bu yüzden de hiçbir şeyi geciktirmiş olmuyorsunuz.

Hepimiz ha geldi ha gelecek ama belki de gelmez, en azından bugün gelmez, daha erken ya da biraz zaman geçerse, artık gelmez dediğimiz kayyımlar, durdukları ‘daha fazla iktidar şovu gerektiğinde kırın’ camının arkasından arzı endam edip oyuna dahil olduklarında, yarına ertelediklerimiz aklımıza gelmiyor mu?

Kendi kurallarının kırıntısına bile uymayan, enine boyuna -çizgili ve puantiye- hadımlaştırılmış kendi hukuklarına bile uydurulmaya çalışmayan ve hep kendine yontan geleneksel nalıncı keserini, ağzı açık bırakacak bu olanlar karşısında, bu da -yani ben- ‘yine belediye eşbaşkanlarını eleştiriyor insaf’ demeyin. Bunu bugün yazmazsam, bütün belediyeler kayyıma uçarsa dert yanmak için mi yazmalıyım?

‘Kayyıma karşı el kılavuzu’nda yazmıştık ya, bu görev gasplarının ardında, bugün hangi ‘hoş seda’ çınlıyor? Bundan sonrakilerde de çınlamayacak mı?

Sadece halkın ak sütü gibi helal oylarının meşruiyetine mi sığınacağız? Yoksa biz olmasak bile yapılan şeylerin cüreti kulaktan kulağa yayılacak mı ormanda?

-Bir mesel; ‘Bursa’da, şehzadeyi azgın atın sırtından kurtaran seyise, padişah benden ne dilersen dediğinde, bir kavuk atımı padişahlık dilemiş seyis. Kavuk havadan düşene kadar, padişah olarak, Bursa’nın şeftali bahçelerini kendine vermiş.’-

 ‘Kent Toprakları Evsizlere, yani Kadınlara’, ‘Halk Marketleri Kooperatiflere’, ‘Ekolojik Üretime Öncelikli Kent’, ‘Yerel Gıdaya Öncelikli Pazar’, ‘Ücretsiz Toplu Taşıma’ ve bir sürü düşündüğümüz şeyi ne zaman yapalım yazısı bu.

Yarın, yarın mı?

Yazarın diğer yazıları