Yasalar değil toplumsal bilinç korur!

Geçtiğimiz aylarda film yapımcısı Harvey Weinstein hakkında cinsel taciz ve tecavüz iddiaları çıkması Fransa’da farklı bir süreci tetikledi. İnternet ortamında aralarında çoğunluğu kadınların bulunduğu çok sayıda kadın ve erkek yaşadıklarını aktarmaya başladı. Aralarında çok sayıda ünlü isimde bulunuyor. Polislerin çoğu suç duyurusunu işleme bile sokmadığını kalın harflerle çizen mağdurların büyük bir kısmı yaşadığı olayı ilk kez sosyal medya ortamında dillendirmeye başladı. Konuya dair tartışmalar büyüyor. Tartışmalara Cinsiyet Eşitliğinden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa’da dahil oldu. Schiappa, "Konuşmayan kadınlar değil, dinlemeyen toplum." ifadelerini kullanırken, devletin rolüne değinmemeyi tercih ediyor.

Tüm dünyada olduğu gibi Fransa’da da çocuk tacizi, kadınlara dönük cinsel şiddet sorunu giderek büyüyor. Kimi ülkelerdeki yasalar mevcutken uygulama sahasında mağdurlar değil tacizci ve tecavüzcüler korundu. Fransa’da konuya dair bağlayıcı yasalar yıllarca süren mücadeleler sonucu oluştu. Örneğin pedofilinin cezası 20 yıl ama polis, yargı organlarının tutumu bu konudaki birçok vakıanın üzerinin kapatıldığını gösteriyor. Son birkaç haftadır sosyal medya üzerinde oluşan kampanyanın ardından yeni Fransız hükümetinin, son yıllarda bu anlamdaki artışı önlemek amacıyla yeni bir yasal düzenleme içerisinde olduğunu Cinsiyet Eşitliği’nden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa, RTL radyo kanalına verdiği röportajla duyurdu.

Fransa özellikle son yıllarda kiliselerde, okullarda yaşanan pedofili konusunda çalkalandı. Çocuk yaşta uğradıkları taciz ve tecavüz nedeniyle yıllarca suskunluğa mahkum edilenlerin başlattığı mücadeleye her geçen gün yeni mağdurlar katılıyor. Bakan Schiappa, çocuklara yönelik cinsel taciz ve cinsel şiddet ile kadınlara yönelik tacizin cezalandırılması ile ilgili yeni bir yasa değişikliği yapacaklarını duyururken, diğer taraftan özellikle kilise ve yatılı okullarda yaşanan pedofilinin üzerini yine devlet kapatmakta. Özellikle büyük kentlerde metro, otobüs ve sokaklarda yaşanan taciz olaylarının giderek büyüdüğü bir dönemde, yapılan şikayetler sonuçsuz kalıyor. Polis, suçluları değil adeta mağdurları suçlu buluyor. Bakan Schiappa, tacizcinin yakalanması halinde polis tarafından para cezasına çarptırılmasına izin veren bir düzenleme getireceklerini belirtiyor. Peki uygulama sahasında bu duruma müdahale etmesi gereken Polisleri kim denetleyecek!

Geçtiğimiz Şubat ayında Paris’in kuzeyindeki Seine-Saint-Denis banliyösünde 4 polis memurunun 22 yaşındaki bir gence copla tecavüz etmişti. Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada, sanık avukatı ‘müvekkiline ait copun mağdurun anüsüne kazara girdiğini’ söylerken, tanık ve polis memurlarının ifadeleriyle kamera kayıtlarını inceleyen emniyet birimlerince yürütülen soruşturmada, olayın tecavüz olarak nitelendirilmesi için ‘yeterli delil bulunmadığı’ sonucuna ulaşılmış ve suçlu polisler adeta ödüllendirilmişti.

Soruşturmaya tabii tutulan polislerin sadece görev yeri değişmiş oldu. Oysa 22 yaşındaki tecavüz mağduru Theo’yu hastanede dönemin cumhurbaşkanı Hollande ziyaret etmiş ve Theo’ya "Sonuna kadar yanındayım" demişti. Ülkede çok sayıda yapılan eylem ve gösteriler bir süre sonra durdu. Theo, uzun süre hastahanede kaldı. Halen psikolojik tedavi görüyor. Evden çıkamıyor. Hiçbir arkadaşıyla görüşmek istemiyor. Theo’nun yaşamında geri dönülmez bir yıkım söz konusuyken, Polisler sadece kent değiştirerek devlet tarafından adeta korundu. Fransa’da her yıl polis ve gardiyanlar tarafından yaşanan tecavüz vakıaları her geçen gün artarken sorumluların yargılanmaması ise bu anlamda suçluları cesaretlendirmeye devam ediyor.

Fransa parlamentosu yeni bir yasa için kolları sıvadığını belirtirken, yasaların tek-başına varlığının yeterli olmadığı açık. Hükümet yasa konusunda kadın örgütlerini ise dikkate almamayı yeğliyor. Sadece suçluları değil aynı zamanda suçluları koruyan, polis ve yargı sürecindeki ihmalleri de içerisine alan yasal düzenlemeler şart olduğunu ifade eden kadın örgütleri, eğitim sisteminde toplumsal bilincin dönüşümünü esas alan bir müfredat olması gerektiğini hatırlatarak, toplumsal farkındalığın altını çiziyor.

Birçok kadın örgütü ise özsavunma konusunda eğitimler düzenliyor. Paris başta olmak üzere gece gruplar şeklinde gezen kadınlar, tacizcileri kendi yöntemleriyle cezalandırmayı yeğledi. Kadın örgütleri, tüm kadınlara seslenerek, bu anlamda, devletten beklemek yerine “kendi savunmanızı alın” diyor. Özsavunma şart, çünkü neoliberal kapitalist bu dünyada yasalar değil, toplumsal bilinç ve özsavunma koruyacak!

Yazarın diğer yazıları