Yaşam hakkı

Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi altı ayını doldurmak üzere. Üç defa ziyaret ettiğim Strasbourg açlık grevi direnişi ise dört ayı geride bıraktı. 30 Nisan’da Türkiye cezaevlerindeki 15 tutsak açlık grevini ölüm orucuna dönüştürdü. Bizler haklı olarak Avrupa Konseyi ve ona bağlı CPT başta olmak üzere uluslararası kurumları eleştirmekteyiz.

Peki bizler ne kadar sahip çıktık / çıkıyoruz bu direnişe?

Avrupa’da yaşamakta olan bizler kanımca her yönüyle yetersiz kalıyoruz. Tabi ki sokaktaki eylemlere ilişkin konuşmak bana düşmez. Sanırım yetersiz olduğu konusunda birçoğumuz hemfikiriz.

Fakat ben bu yazımda özellikle üniversite mezunu insanların sorumluluklarına / sorumsuzluğuna dikkat çekmek istiyorum.

Bunu yaparken de kendi meslek grubum ile başlamanın doğru olduğunu düşünüyorum. Biz hekimler kendini Hipokrat yemininde ifade eden bir sorumluluk üstlenmişiz. Hem de sorumluluğun en kutsalını: yaşamı korumak.

Peki yaşamı korumak açlık grevleri bazında ne anlama geliyor? Açlık grevini sürdüren insanların yaşamını korumanın yanı sıra işkence olan tecride karşı çıkmayı da kapsamaktadır bu sorumluluk. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit hiçbir hekimin kabul edemeyeceği bir durumdur. Ki bu tecrit sırf bir kişiyi kapsamamakta, tüm Türkiye cezaevlerindeki siyasi tutsakları etkilemektedir. Uygulamalar İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde başlatılıp tüm cezaevlerine yayılmaktadır. Açlık grevindekiler bu bağlamda eylemleriyle tecride karşı yaşam hakkını savunmaktadır.

Peki biz hekimler yaşam hakkı için bu bağlamda ne yapıyoruz? Kürt Akademisyenler Ağı’na bağlı hekimler iki defa heyet şeklinde Strasbourg’taki açlık grevcilerini ziyaret etti. Bunun sonucunda bir mektup hazırlayarak Kürt hekimlere imzaya açtı. Maalesef sırf 25 doktor bu metni imzaladı. Ki Avrupa’da yüzlerce Kürt hekimin yaşadığı / çalıştığı kesindir. Her ne kadar bunun sonucunda CPT ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterlerine gönderdiğimiz mektup üzerine AK Genel Sekreterliği ile bir görüşme gerçekleşse de bu yeterli değildir. Bırakın imza atmayı açlık grevcilerini bir kere de olsa ziyaret etmek çok mu zor?

Tabi ki sırf hekimlerin sorumluluğu yoktur yaşam hakkının savunulmasında. Hukukçular ve onların oluşturduğu kurumlar da sorumludur ve bu konuda söyleyeceği sözleri, atacakları adımları olmalıdır.

Tüm aydın, akademisyen ve üniversite mezunlarını yaşam hakkı için verilen mücadeleye sahip çıkmaya çağırıyorum. Açlıktan ziyade sessizliktir insanları ölüme götüren.

Yazarın diğer yazıları