Yası ertelemiş, yaşamı öncelemiş şehir Kobanê

Kobanê, yasını ertelemiş şehir… Hayatın akışını hiç durdurmamış. Dursa, yasına teslim olacak. Acılar üzerine üzerine yürüyecek ve belki de bırakacak kendisini. Karanlığın temsilcisi DAİŞ’e teslim olmamak için devasa bir direnişe ev sahipliği yapan şehir, şimdi acılarına teslim olmamak için direniyor. 

Kobanê hala “yas tutmanın zamanı değil” diyor. Yasa boğulmuş bir şehri kim yeniden ayaklandırabilir, kim ağıtların yükseldiği bir şehirden yaşamı yeniden kucaklayabilir? Bu yüzden acısını boynuna asıp başka zamanlara erteleyerek yaşamayı, ayakta kalmayı tercih etmiş.

Kahramanlarına yas tutmayacağına dair verdiği söze büyük bir sadakatle bağlı. Çağın direniş ve umut mabedine konuk olanlara hikayesini fısıldamaktan da geri durmuyor. Kobanê’nin yaşadıklarına tanıklık etmeye hacet yok zaten. Çünkü o hikayesini zaten yüzünde taşıyor. Acının iliştiği bir yan olsa da o direnmek dışında hiçbir şey anlatmıyor. Kobanê’ye giren herkes, bu her iki duyguyu iç içe yaşıyor. 

Bir yandan gözyaşlarınıza hakim olamazken, bir yandan umudu bileniyor ruhunuz. Kendinizi büyük bir zafer kazanmış gibi hissediyorsunuz. Adım adım eşlik ediyor konuklarına kentin direnişçileri. Konuklarının ellerinden tutup Qada Azadiyê’ye götürüyorlar önce. Kurşun izlerini hala üzerinde taşıyor ama unutmuyor onu umut belleyenleri. Cûdî’nin sözü yeniden kulağınızda yankılanıyor; “Bu kartal heykelini düşürmedikleri müddetçe Kobanê’yi düşüremeyecekler!”

Kobanê, direnişçilerinin ona vermiş olduğu söze sadık. Ellerini ovuşturarak ‘Kobanê düştü düşecek’ naraları atan cellatlara inat onur savaşı veren yiğit kızları ve oğullarına verdiği sözü tutuyor. Yaşam yeniden filizleniyor; tam da kentin sembolü olan heykelin hemen yanı başında. Meydanın hemen yanında Kobanê direnişinin hikayesini anlatabilecek yaşa gelmiş çocuklar top koşturuyor.   

Kobanê’nin ilk işgal günlerinde Miştenur’da düşen ve direnişiyle artık bütün dünya kadınlarının kızı olan Arîn Mirkan ve tüm kadın direnişçiler adına dikilen heybetli kadın gerilla büstü yüz metre ötenizde şehre bakıyor, gururla.  

Kobanê’nin direnme geleneği adım adım sizinle yol almaya devam ediyor. Tüm sokakları Kobanê direnişçilerinin posterleriyle dolu. Her biri kendi hikayesini anlatıyor. Hepsiyle daha önce bir yerlerde karşılaşmış ve sıcak bir yoldaşlık kurmuş gibi hissediyorum. Ayak bastığım Kobanê topraklarının herhangi bir yerinde bu direnişçilerin vurulmuş olabilecekleri hissiyle irkiliyorum. Sonra “adımlarım incitmesin tam da bedenine düştükleri bu toprağı. Arın tüm kirlerinden, bir mabede girer gibi yalın ayak bas bu topraklara” diye sayıklarken buluyorum kendimi. 

O kadar canlı ki her şey; yüzü değişmiş olsa bile kentin, zaman hiç riyakarlık yapmamış gibi. Sanki her biri bir efsaneye dönüşen bu yiğitlerin ve kentin üzerinden geçmemiş gibi. Hala nefes alıp veriyor ve hala yaşıyorlar. Sonra bir eve gidiyorum ve duvarda direniş günlerinden kalan bir yazı ilişiyor. “Xwediyê malê biborîne, şer e” yazmış bir genç daha sonra şehit düştüğü için aile, fotoğrafını yazdığı yazının üstüne asmış; “Asıl sen bizi affet” der gibi…

Bir savaşın utanılacak ve onur duyulacak tüm hikayelerini paylaşıyorlar. Kendimi zaferlerini düşledikleri anın içine düşüyorum. Kobanê’nin şimdiki yüzüne onların gözlerinden bakıyorum. 

Kobanê hikayesini fısıldamaya devam etti kaldığım iki gün boyunca bana. Yıkılan yüzüyle şimdiki yüzünü yan yana getiriyorum bir kez daha ve Kobanê’nin neden düşmediği cevabıyla karşılaşıyorum. Kobanê’de hiç durmamış hayat. Acılarının yasını tutmayı ertelemezse bu kadar hızlı toparlanamayacaktı belki de. Kentin savaşın en yoğun yaşandığı ve müzeye dönüştürülen bazı mahalleleri dışında birçok yeri yeniden inşa edilmiş. Yollar yeniden yapılmış, okullar, hastaneler, sosyal ve kültürel aktivitelerin yapıldığı merkezler kurulmuş. Herkes el vermiş birbirine, tıpkı direniş zamanında olduğu gibi. Birlik ve dayanışma ruhunu hiç yitirmemiş. Kobanê, okyanuslar ve sınırlar ötesinden insanların gelip savunduğu ve ayakta tuttuğu şehir… Direniş sürecinde olduğu gibi ortak ve özgür yaşamın nasıl kurulacağına da yeniden inşası sürecinde de model olabilir. Ona doğru gidenleri herkesi kucaklamaya devam ediyor…        

Yazarın diğer yazıları