Yaşayan bebekler ve ölü askerler…

Başbakan AK Parti İstanbul il kongresinde yaptığı konuşmada: “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum ve bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum; yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir diyorum” dedi.
Aynı başbakan on yıldır bebek askerleri ölüm operasyonlarına gönderiyor. Operasyonlara katılan bebek askerler ya ölüyorlar ya da öldürüyorlar. Ya şehit oluyorlar ya katil! 35 yıldır her gün gençler çatır çatır toprağa düşüyorlar.
Ölü askerden birinin annesi olan Nevin hanım doğurdu, büyüttü, yirmi yaşına getirdi. Devlet oğlunu askere aldı. Operasyona gönderdi. Nevin hanımın oğlu öldü. Ayşe hanım doğurdu, büyüttü, yirmi yaşına getirdi. Devlet Ayşe hanımın oğlunu aldı operasyona gönderdi. Vuruldu, sakat kaldı. Hazal hanım kızını, oğlunu büyüttü, oğlu devletin gasp ettiği haklarını istedi, devlet inkar etti önce, sonra işkenceye aldı Hazal hanımın kızını, oğlunu. Hazal hanımın oğlu ve kızı devlete isyan etti, dağa çıktı. Devlet tankla, topla, binlerce askerle, uçaklarla yıllarca operasyonlar yaptı ve Hazal hanımın kızını ve oğlunu öldürdü.
50 bin evladı kesildi Nevin ve Hazal hanımın. Bu ölümler ve çatışma yalnızca elli bin can almadı yetmiş beş milyon insanın vicdanını da aldı, öldürdü. 75 milyonun vicdanı alındığı, öldürüldüğü için Uludere katliamına ve 35 yıldır her gün toprağa düşen gençlere Türkiye toplumunun büyük bölümü sessiz kaldı. Türkiye basını ve aydını iyi bir sınav vermedi. Başbakan ve hükümeti utanmazca katliamı gizlemeye ve katilleri aklamaya çalışıyor.
Devlet ve temsil ettiği iktidar erkekle özdeştir. Ulus devlette kadın vatan toprağını temsil ediyor. Böyle olduğu için kadın milletin fertlerini doğurmak ve büyütmekle mükelleftir. Devletin toprak üzerinde her türlü hakkı vardır. Bu ulus devlet yaklaşımıdır. Milliyetçilik düzleminde nüfus bir devletin bir milletin güç arzusu olarak görülür. Bu anlayışta kadın edilgendir. Başbakan’ın kürtaja karşı çıkması bu bağlam içindedir. Başbakan kadın bedenine ipotek koymak istiyor. Başbakan: “Anne karnında bir yavruyu öldürmenin doğumdan sonra öldürmeyle ne farkı var? Soruyorum size. (…) Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan olduğunu biliyoruz” diyor. Başbakan’ın algısında kadın Türk nüfusunu çoğaltmakla görevlidir. Türk nüfusunun azaltılması yönünde sinsice devreye sokulan uluslar arası bir plana karşı kadınlarda duyarlılık yaratmaya çalışıyor (!) Milliyetçi muhafazakar Başbakan’ın Türk varlığını korumaya projesini böylece öğrenmiş olduk.
Başbakan’ın militarist devlet algısında kadın devletin ölü askerlerini ve ücretli kölelerini yetiştirmek ile zorunludur.
Başbakan’ın “her kürtaj bir Uludere’dir, bir cinayettir” sözlerinden ürktüm, korktum. Kimi erkek yazarlar gibi Başbakan’ın sözleri için “gündemi saptırma girişimi” demiyorum, diyemiyorum. Şiddete uğrayan, tecavüz edilen, öldürülen kadınlar hakkında bu denli laflar ettiğini ne duyduk, ne de duyarsınız!
Kürtaja cinayet diyen başbakan’ın Uludere’ye cinayet dediğini hiç duydunuz mu?
Duyamazsınız çünkü Uludere katliamının bizzat başbakan tarafından verildiği hususundaki şüphe öyle yabana atılır cinsinden değildir.
Türkiye yaşayan bebeklerin ölü askerlere çevrildiği bir memleket…
Türkiye ne zamanki ölü askerlerini yaşayan bebekler haline getirdi işte o zaman yaşama hakkının var olduğunu ve kalıcı barışın mümkün olduğunu iddia edebiliriz!

Yazarın diğer yazıları