İç ve dış düşmanlar!

20 Temmuz darbesiyle keyfi dikta yönetimini ilan eden Erdoğan tam gaz gidiyor. Gelmiş geçmiş bütün diktatörler gibi dört koldan halka saldırıyor. Saldırırken de bütün faşist diktatörler gibi iç ve dış düşmanlar, hainler, casuslar kelimelerini israf etmekten kaçınmıyor.

Erdoğan diktasının son hedefi Almanya oldu. Suriye’de dikiş tutturamayınca yeni düşman Almanya oldu. Bizim çocukluğumuz Almanya ile dostluk hikayeleri dinleyerek geçti. Hatta işi abartıp „Almanlar aslında Müslümanmış“ diyenler bile vardı. Herhalde, bunlar birinci ve ikinci paylaşım savaşları sürecindeki Almanya-Osmanlı ve TC yakınlaşmasının izleridir.

Şimdilerde ise Almanya baş düşman gibi oldu. Erdoğan medyasına bakarsanız Türkiye’nin her yeri Alman ajanlarıyla dolmuş. Erdoğan kılıcını çekip ajan kellesi uçurmakla meşgul. Gazeteci, insan hakları savunucusu, hukukçu, patron fark etmiyor. Erdoğan’a itiraz eden herkes Alman casusu diye damgalanıp mümkünse tutuklanıyor.

Elbette, Türkiye’de her türlü ajan olabilir. Türkiye’nin de her yerde ajanları vardır. Hatta biraz düşünen birisi, Türkiye’deki Alman ajanlarının en az on katı kadar Almanya’da Türkiye ajanı olduğunu tahmin edebilir. Ama hiç bir Alman siyasetçi akşam sabah Türk ajanları Almanya’yı batıracak deyip savaş tamtamları çalmaz.

Erdoğan, battıkça saldırganlaşıyor. Meydanlarda cellat gibi elinde urganla geziyor ve asacak insan arıyor. Avrupa’nın göbeğinde bile idam isteriz diye bayrak sallıyorlar.

20 Temmuz darbesiyle tek adam diktasını resmileştiren Erdoğan, şimdi de diktatörlüğünü güvenceye alabilmek için saldırıya geçmiş bulunuyor.

Anayasa değişiklikleri 2019’da yürürlüğe girecekti. Ama Erdoğan’ın hiç sabrı yok. Binali’yi İnali yapıp fiilen hükümeti değiştirdi. Böylece cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine geçilmiş oldu. Artık Binali resmen 23 Nisan başbakanıdır.

Diktatörlükler ayakta kalabilmek için sürekli olarak iç ve dış düşmanlara ihtiyaç duyar. Düşman yoksa da yaratır ve halka korku salıp susturur. Kendisini de bütün düşmanlara karşı Allah tarafından tayin edilmiş tek kurtarıcı olarak gösterir.

Bir laf mı söylediniz? Din düşmanısınız. Daha da ileri giderseniz vatan haini-ajansınız. Bir de yeni moda artık „terörist“siniz. En azından terör işbirlikçisi… Size göre en az 3-4 örgüt bulunur.

Devleti ele geçirmiş olan ve su gibi kan döken bir çete, bütün muhaliflerini teröristlikle suçluyor. Böylece kendisini temize çıkaracağını sanıyor. Ancak artık Erdoğan-AKP çetesi için deniz bitiyor. Erdoğan, kendi kurduğu tek adam diktasının altında ezilecektir. Çok eskilere ve uzaklara gitmeye gerek yok. Yakın çevremize ve geçmişimize bir göz atalım.

Erdoğan’ın örnek aldığı tüm diktatörler hazin bir biçimde tarihe karıştı. Kendilerini korusun diye kurdukları ordular, istihbarat örgütleri ve tetikçiler sonunda kendilerini vurdu. Erdoğan, şimdi de çözüm diye idam cezasına sarılmış. Hangi diktatör idam cezasıyla ayakta kalabildi ki? Elindeki ip kendi ayağına ve boynuna dolanır.

İdam cezasını uygulayan diktatörler tarumar oldu ama idam cezasını kaldıran AB ülkeleri bütün sorunlarına rağmen idamcılarla kıyas kabul etmez ölçüde huzur içinde.

Öyle ki, her gün Almanya’ya saldıran Tayyipçiler bile, hiç birisi Tayyip cennetinde yaşamak istemiyor.

Aslında Erdoğan diktasının son kullanım tarihi geçti. Ama yerine bir seçenek olmadığı sürece zulmünü sürdürecek. Hiç bir dikta rejimi kendiliğinden yıkılmaz. Diktatörlüğü yıkacak bir siyasi seçenek oluşturmak şart.

HDP kurulduğundan beri bunu gerçekleştirmeye çalıştı. 7 Haziran’da da başarılı oldu. Ancak Erdoğan bir darbeyle seçimleri geçersiz saydı.

Erdoğan, demokrasi otobüsüne binip işi bitince inecekti. Öyle de yaptı. Şimdi Erdoğan diktasına boyun mu eğilecek? Yaptıklarının hesabı sorulmayacak mı?  

HDP’den „Durmayalım, dur diyelim“ şiarıyla yeni ve tarihi bir ortak mücadele çağrısı geldi. Doğru hedefler ışığında gelişecek bir demokrasi mücadelesi Erdoğan faşizmini temellerinden yıkıp atacaktır.

Herkese eşitlik, demokrasi, özgürlük, adalet isteyen bütün güçler bu mücadelede birleşmelidir.

Yazarın diğer yazıları