Yeni Başbakan ve değişen dengeler

İngiltere Gündemi

Türkiye’de darbe girişimleri ve AKP Hükümeti’nin halkı meydanlara iterek sözde demokrasisinin bekçisi ilan ettiği son bir kaç günde Britanya’da da siyasi arenada da durumlar hiç iç açısı değil. 

İngiliz parlamentosunda son bir haftadır olan değişiklikler kolay sindirilecek cinsten şeyler değil. İngiltere gibi bir Avrupa ülkesinin hiç alışık olmadığı türden hem de. Başbakan dahil bütün bakanlar değişti. Yeniden seçim olmuş da yeniden Muhafazakar Parti seçilmişçesine bakanlık koltuklarında yeni vekiller konuldu. 

Öncelikle Başbakan İçişleri Bakanı Theresa May oldu ki bu Britanya tarihinde ikinci kadın başbakan demek oluyor. Hemen hemen bütün bakanların görev alanları değiştirildi. En önemlisi de kemer sıkma politikalarıyla dar gelirlileri daha da zora sokan Ekonomi bakanı George Osborne görevden alındı. Bu 2020 yılına kadar bütçe açığını kapatmak için gidilen kesintilerin devre dışı olduğu anlamına gelmiyor elbette ancak Başbakan May’in ekonomiyi canlandırmak için yeni planları var. Yeni ekonomi ajandasını daha başbakanlığının ilk haftasında açıkladı. Sola kayan ekonomi önerileriyle de çok şaşırttı.

Avusturya ve Danimarka’da fabrikalarda çalışan işçileri temsil eden İşçi Temsilcisine benzer kişilerin iş yerlerinde görev yapması zorunlu olabilir. Şirketlerde CEO gibi yüksek pozisyonlu kişilere ödenen bonus tarzı ek ödemelerin şeffaf olmasını istedi.  Aynı şirkette çalışan yüksek pozisyonlu kişiler ile sıradan işçi arasındaki devasa maaş farkını dolaylı bir şekilde eleştirmiş oldu. Ayrıca Starbucks, Amazon ve Google gibi dev şirketlerin ödemedikleri vergilerin tahsili için harekete geçilmesini istedi. 

Sağ politikalarıyla ve göçmen karşıtlığıyla bilinen eski İçişleri Bakanı yeni Başbakan May’in yeni ekonomik planlarının oldukça sol olması bakımından oldukça şaşırttığı bir gerçek. Acaba sözünü tutacak mı diye de düşündürtmüyor değil. AB’den çıkma konusunda da resmen işlemlerini başlatmak için gereken 50. Maddeyi devreye sokmadan önce, AB ülkeleri ile müzakere için görüşüleceğini aktardı. Bu da yine fazlasıyla şaşırtıcı bir adımdı. Zira Brexit için elinden geleni yapacağını daha bir kaç gün önce İskoçya’yı ikinci bir referandumdan döndürmek için oyalama sözleri olarak da değerlendirilebilir zira İngiltere, AB’den çıktıktan sonra uluslararası iş anlaşmaları konusunda bilgi edinmek için Kanada’dan tavsiye girişiminde bulundu bile. Belirtmekte fayda var, Kanada mevcut anlaşmalarını Brüksel ile tam 7 senede tamamlayabildi. Unutmayalım Kanada hiç bir zaman bir AB ülkesi değildi. Yani bu 7 sene Kanadalılar için belirsiz bir 7 sene değildi. Yani İngilizler için durum çok farklı. 

Bir referandum sonucuyla bir günde tüm şirketlerin mali olarak etkilendiğini ve İngilizlerin başka ülkelere göç etmeyi düşündüğünü dikkate alırsak Brüksel ile yıllarca sürebilecek bu anlaşma silsilesi İngiltere’ye istikrasızlıktan başka bir şey getirmeyecektir. İkinci Dünya Savaşından beri refah içinde yaşayan İngilizler ise istikrasızlığa hiç ama hiç alışık değiller.

Yazarın diğer yazıları